KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3396 E., 2012/7618 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 86-1224
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde çalışıp da Kurum’a bildirilmeyen sürelerden 18.07.2008 – 01.01.2009 ve 18.07.2009 -17.08.2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Davacı, tavuk ürünleri satılıp, kendisinin de kasiyer ve tezgahtar olarak çalıştığı işyerinin, davalılardan işverenler arasında devredildiğini; çalışmasının ara vermeksizin 18.07.2008 – 17.08.2009 tarihleri arasında devam ettiği halde, 01.01.2009 tarihi öncesi dönem ile 18.07.2009 sonrası dönemde gerçekleşen çalışmalarının Kurum’a bildirilmediğini ve tespitini istemiş; Mahkemece, davacının, 18.07.2009 – 17.08.2009 tarihleri arası döneme ilişkin çalışmaların bildirildiği, diğer uyuşmazlık konusu çalışmaların ise ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının Kurumdaki şahsi sigorta dosyası incelendiğinde, 30.12.2008 – 18.07.2009 tarihleri arasında davalılardan ...’a ait işyerinden, 03.08.2009 – 17.08.2009 tarihleri arası dönemde ise, davalılardan şirkete ait işyerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle, davacının, uyuşmazlık konusu olan 19.07.2009 – 02.08.2009 tarihleri arası dönem için sigorta bildiriminin yapılmadığı hususu gözetilmeksizin, aksi gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Komşu işyeri sahibi olup, beyanlarına başvurulan tanıklar, davacının, 2008 yılıTemmuz ayından itibaren 1 yıl kadar çalıştığını belirtmişlerdir. Yine; davacı tarafça sunulan 17.08.2009 tarihli malzeme teslimine ilişkin tutanakta davacı ile işveren ve tutanağı tanık olarak imzalayıp, mahkemece beyanına başvurulan ...’in imzaları bulunmaktadır. Ayrıca, uyuşmazlık konusu dönemin tamamını kapsar şekilde tediye makbuzlarında davacının paraf veya adının yazılı olduğu, gözetildiğinde; mahkemenin kabulünün eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, öncelikle, davalılardan işverenler arasında işyeri devrinin bulunup-bulunmadığı usulünce araştırılarak, davacının çalışmasının kesintili olup-olmadığı araştırılmalı; sonrasında, 17.08.2009 tarihli tutanakta malzeme ve demirbaş eşyaları teslim alan olarak imzası bulunan ...’nin işverenle ilişkisi araştırılarak, ne sıfatla tutanağı imzaladığı üzerinde durularak, davacının, tutanağın tutulduğu tarihe kadar çalışıp çalışmadığı sorulmalı.
Yine, 17.08.2008 tarihinden başlayarak, uyuşmazlık konusu dönemin tamamını kapsar şekilde davacının imzasını taşıyan gider makbuzlarının işverenlere ait olup-olmadığı gerektiğinde mal teslim eden veya teslim alanların beyanına da başvurularak araştırılmalı; bordro tanığı ...’ün adresi nüfus kayıtlarından, Kurum’dan vs. araştırılarak beyanına başvurularak, bildirilen süreler dışlandığında, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olarak kalan 18.07.2008 – 29.12.2008 ve 19.07.2009 – 02.08.2009 tarihleri arası dönemde davacının sigortalı olarak çalışıp-çalışmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip;
deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3396, K. 2012/7618, 30 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama