KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3889 E., 2012/8287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 58-75
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma
Davacı, davalı ... tarafından, Bağ-Kur yaşlılık aylığı üzerine konan haczin iptalini talep ve dava etmiştir. Mahkeme, ilamında belirtilen nedenlerle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya içeriğine göre; vergi mükellefi olan davacının, vadesi geçmiş vergi borçlarını ödemediği gerekçesiyle, davalı idare tarafından 01.08.2006 tarihli haciz bildirisi ile Bağ-Kur emekli aylığının haczedildiği anlaşılmaktadır.
İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanunun 70’inci ve mülga 506 sayılı Kanunun 134’üncü maddesinde, bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, uyuşmazlığın, süresinde ödenmeyen vergi borcundan kaynaklanması, davalı mal müdürlüğü tarafından 6183 sayılı Yasanın 54 ve 71. maddeleri uyarınca davacının Bağ-Kur emekli aylığının 01.08.2006 tarihi itibariyle haczedilmesi karşısında, uyuşmazlığın çözümünde gerek mülga 506 ve 1479 sayılı Kanunların, gerekse 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli değildir.
Söz konusu uyuşmazlığın, idari yargının görev alanına girdiği gözetilip, yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilip yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3889, K. 2012/8287, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama