KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/3897 E., 2012/9388 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 160-201
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma
Dava, 28.06.1996-11.04.2008 arası dönemde hizmet akdine dayalı olarak geçen ancak Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen sigortalı hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, kısmen kabul ederek, 01.01.2003-11.04.2008 arası çalışmanın tespitine, önceye ilişkin istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermiştir. Hükmün, tüm taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 506 Sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup dosya içeriğinden; davalı işyerinin ...385 sicil numarasıyla 01.05.1996 tarihi itibariyle kapsama alındığı, işyerinden düzenlenmiş işe giriş bildirgesi ve çalışma bildiriminin bulunmadığı, müfettiş denetim raporu bulunup bulunmadığı yönünde bir araştırma yapılmadığı, davalı işveren tarafından cevap dilekçesiyle;
davacının 2001/6. ayda işe başladığının ve sadece öğle yemeği hazırlamak üzere 10 ve 14 saatleri arasında günde 4 saat çalıştığının, ailevi ve sağlık sorunları nedeniyle yıl içinde 3 aydan az olmamak üzere çalışmaya ara verdiğinin, ayrıca Ramazan aylarında hiç çalışmadığının öne sürülmesine rağmen, bu yönde herhangi bir araştırma yapılmadığı, bordro tanığı olmayan davacı tanıkları tarafından çalışma teyit edilmiş ise de giriş ve çıkış tarihleriyle çalışma süreleri konusunda açık ve net bir beyanlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Öncelikle, cevap dilekçesinde ileri sürülen işveren savunması üzerinde durulup ve resen belirlenecek bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmak suretiyle, işyerinin niteliği ve faaliyet dönemleri ile davacı tarafından yapılan işin niteliği ve süresi araştırılıp açıklığa kavuşturulmalı, davacının fiili çalışmalarının varlığı ve süresi hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenip toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir. Şayet, 28.06.1996-01.01.2003 arası dönemde sürekli çalışmanın varlığı kanıtlandığı ya da bu döneme ilişkin müfettiş tespitinin mevcut olduğunun anlaşılması halinde anılan döneme ilişkin istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddedilemeyeceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde; tüm taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3897, K. 2012/9388, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama