KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8260 E., 2012/16408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 220-180
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Dava, sigortalının sürekli iş göremezlik oranının yeniden tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı işverene ait oto yedek parça imal işyerinde çalışan davalı sigortalı...’ın 08.10.2004 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucunda sağ el birinci parmağından yaralandığı, davalı Kurum tarafından sürekli iş göremezlik oranının %19,2 olarak belirlenerek kendisine sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacı işveren, sigortalının sürekli iş göremezlik oranının yeniden tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282 ve devamı maddeleri uyarınca; taraflar herhangi bir bilirkişi raporunda gördükleri eksik ya da çelişkili hususlar ile yanlış buldukları noktalar yönünden bilirkişiden yeniden açıklama alınmasını ya da yeni bir bilirkişi raporu alınmasını isteyebilir yani rapora itiraz edebilirler. (6100 sayılı Hukuk Usulü Kanunu’nun 280 ve devamı maddeleri). Bilirkişi raporuna itirazın ilgili tarafın sözlerinden anlaşılabilir olması gerekir; aksi halde, taraf bilirkişi raporuna itiraz etmemiş sayılır.
Somut olayda; sigortalının sürekli iş göremezlik oranını davalı Kurum tespiti ile uyumlu şekilde %19,2 olarak belirleyen Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 10.11.2010 tarihli kararının duruşmada okunması üzerine davacı vekili “dilekçemiz kapsamını tekrar ederiz, talebimiz gibi karar verilsin” şeklinde beyanı karşısında söz konusu rapora itiraz ettiğinin kabulü gerekir. Buna göre 506 sayılı Kanunun 109’uncu (5510 sayılı Kanunun 95)maddesinde belirtilen prosedür kapsamında Adli Tıp Kurumu ya da Tıp Fakültelerinin ilgili anabilim dalı uzmanlarından oluşturulan kurullarından rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının raporu kabul ettiğinden bahisle yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8260, K. 2012/16408, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama