KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2011/8938 E., 2012/26786 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 940-354
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma
Davacı, hakkında yürütülen takipler üzerinden evine konulan haczin meskeniyet iddiası ile kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, SGK Başkanlığı tarafından 6183 sayılı Yasaya göre yapılan takipte, haline münasip evinin haczedildiği gerekçesi ile meskeniyet iddiasının kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan mahallinde yapılan keşif sonucu inşaat ve harita mühendisleri bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın yirmi yıllık bir binanın ikinci katında, 175 metrekare, üç artı bir şeklinde, iki balkonlu olup, 120.000.00-TL edeceği, davacının üniversite mezunu işveren ve sanayici konumunda olup sekiz işçi çalıştırdığı, meskenin standardının yüksek olmadığı, meskende eşi ve iki çocuğu ile birlikte oturduğu, ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında, meskenin haline münasip olduğu, satışından arta kalan para ile alınacak yeni bir evde bu statüdeki bir ailenin oturmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir.
6183 sayılı Yasanın 70. maddesine göre, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İş mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan, ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda. Mahkemece, içinde emlakçılık yapan kişilerin bulunduğu bilirkişilerden rapor alınarak, taşınmazın bulunduğu Konya ili Meram ilçesinin daha mütevazi bir semtinde, aileyi oluşturan kişiler dikkate alındığında haline münasip evi alabileceği değerin yukarıdaki kurallara göre tespitinden sonra bu miktar mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine,
satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken,( 12/12-332 E. 12/595 K. Sayılı 19.09.2012 tarihli HGK ilamında da belirtildiği gibi) eksik inceleme ile belgeleriyle dayanak göstermeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8938, K. 2012/26786, 24 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama