KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/11501 E., 2012/11879 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi
- No
- 282-310
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, uyulan bozma ilamı sonrasında, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 01.12.2000-20.10.2004 döneminde hizmet akdine dayalı olarak geçen ancak Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen sigortalı hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece; hizmet akdinin unsurlarından bağımlılık ve ücret unsurlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı adına davalı işyerinden düzenlenmiş giriş bildirgesi ve çalışma bildirimi bulunmamakla birlikte, üzerinde davalı şirketin ünvanının bulunduğu 2001 yılının muhtelif aylarına ait avans ödemelerine ilişkin davacının imzasını içerir kasa fişleri olup, davalı işyerinden davacı adına düzenlenmiş 01.01.2004 onay tarihli basın kartı bulunduğu, dinlenen tanıkların çalışma iddiasını teyit ettiği, bozma sonrasında yapılan yargılamada ise, işyerinin 06.05.2004 tarihinde kapsama alınması sebebiyle, ihtilaf konusu döneme ilişkin 2004/5-10 döneme ait celbedilen bordrolarda sadece davalı şirketin sorumlu müdürü ...'ın isminin yer aldığı ve tanık olarak beyanının alındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının çalışmasının niteliği konusunda hatalı değenlendirme yapılmış ve çalışma olgusu yeterince araştırılmamıştır. Dairemizin 27.01.2009 tarihli ilk bozma ilamında, hizmet akdinin varlığına işaret edildiği halde, bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, aksine gerekçeyle hizmet akdinin unsurlarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş, şirketin sorumlu müdürü ...'ın 14.12.2010 tarihli celsede, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığını, şirketin emir ve talimatı altında bulunmadığını, 01.01.2004 onay tarihli basın kartının davalı şirket tarafından düzenlenmediğini, altındaki imzanın kendisine ait olmayıp, başka bir evrak üzerinden bilgisayar ortamına taranarak atılmış olabileceğini beyan etmesi karşısında, davacının ihtilaf konusu dönemi içerir şekilde vergi mükellefiyeti bulunup bulunmadığını araştırmak, anılan basın kartının aslını celbederek üzerindeki imzanın ...'a ait olup olmadığı hakkında uzman bilirkişilere imza incelemesi yaptırmak,
özellikle yazılı belgenin bulunmadığı dönem yönünden yayın bantlarının arşivde çok uzun süreli olarak saklandığı gerçeği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, anılan kayıtları ilgili mercilerden araştırarak, toplanan delilleri hep birlikte değerlendirip takdir ederek, varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesinin 2. fıkrası gereğince red sebebi ortak olan davalılar lehine tek avukatlık ücretine hükmedilmelidir. Anılan yasal düzenleme gereği davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11501, K. 2012/11879, 19 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama