KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/11652 E., 2012/13607 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 571-266
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma
Dava, maluliyet aylığı bağlanması ve birikmiş aylıkların yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, 30.12.2008 tarihinde davalı Kuruma başvurarak malûllük sigortası hükümlerine göre aylık tahsis isteminde bulunması üzerine, 09.01.2009 tarihli Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu Raporuna göre ''Kronik obstriktif akciğer hastalığına bağlı hafif düzeyde tip sft bozukluğu ve koroner arter hastalığı'' tanısı konduğu, Kurumca, bu raporlar incelenerek 26.02.2009 tarihli karar ile çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmediği gerekçesiyle reddedilmesinden sonra itiraz üzerine, Yüksek Sağlık Kurulu’nun da 08.05.2009 tarihli kararı ile aynı sonuca varılmasından sonra işbu davanın açıldığı,
yargılama aşamasında, Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp ABD'na ait 10.2.2010 tarihi rapor ile, 2003 tarihinden itibaren mevcut raporları da incelenmek suretiyle meslekte kazanma gücünün % 47 sini kaybetmiş sayılacağına ilişkin rapor alındığı, alınan rapora itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan 07.12.2011 tarihili rapor alındığı, sözkonusu rapora göre, sigortalının geçirilmiş myokard enfarktüsü nedeniyle yaşına göre % 71 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği bildirilmekle birlikte maluliyet başlangıç tarihinin ise tespit edilmediği anlaşılmaktadır.Mahkemece, bu rapor hükme esas alınarak istem kabul edilmiştir.
5510 sayılı Yasanın Geçici 10. maddesinin 5. fıkrası hükmü gözetildiğinde aynı yasanın Geçici 1. maddesinin ve dolayısı ile 506 sayılı Yasanın 53 ve devamı maddelerinin uygulanamayacağı, davanın yasal dayanağını oluşturan maddelerin 5510 sayılı Yasanın 25.ve devamı maddesindeki, “sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu,
4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60'ını, c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60'ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.” Düzenlemesi ve ilgili yasal mevzuat hükümlerine göre, malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek prosedüre göre;
kurum sağlık tesislerince düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmalı, söz konusu kurul raporlarının kurumu bağlayacağı ancak diğer ilgilileri bağlamayacağı dikkate alınarak, itiraz halinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmalı.
Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adlî Tıp Kurumu raporu arasında çelişki oluşursa, üst düzeydeki bu kuruluşlar arasındaki görüş farklılığı, Adli Tıp Genel Kurulundan temin edilecek raporla giderilmeli ve böylece dava konusu uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 08.05.2009 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu Raporuyla, davacının çalışma gücünün %60’nı kaybetmemiş sayılmasına karar verilip, bu karara itiraz edilmiş olması karşısında mahkemenin Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp ABD'a ait 10.02.2010 tarihli rapor ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin 07.12.2011 tarihli raporları arasında çelişki oluştuğundan, mevcut çelişkinin giderilmesi için tüm tedavi evraklarıda irdelenerek Adli Tıp Genel Kurulundan çelişkiyi gideren rapor alınmalı, davacıdaki mevcut hastalık ve arazların, malûl sayılacak derecede olup olmadığının, malul ise 5510 sayılı Yasanın 27.maddesi hükmü de dikkate alınarak, maluliyet başlangıç tarihi de usulünce belirlenmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/11652, K. 2012/13607, 9 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama