KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/14694 E., 2013/9096 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesidir. Anılan maddenin 1. fıkrasında, “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir.” hükmüne yer verilmiş, Mahkemece, eldeki davanın maddede belirtilen süre içinde açılmadığı gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
İhtilaf, Kurumca belirlenen borcun davacıya tebliğinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği gibi, bir hukuki işlemin, ilgilileri hakkında hüküm ifade edebilmesi için tebliği şart olup, Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca yapılacak tebligatların usulü de 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile düzenlenmiş bulunmaktadır.506 sayılı Yasa'nın 132. Maddesinde de; '' Bu kanun gereğince yapılacak bildiriler hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.'' hükmü öngörülmektedir.
Dosya kapsamına göre, dava konusu ödeme emirlerinin 6183 sayılı Yasa'nın 6. Maddesinde yapılan yollama nedeniyle Vergi Usul Kanunu'nda öngörülen özel bir tebligat usulü olan ilan yoluyla tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.Ancak, 506 Sayılı Yasa'nın 132. maddesinde de belirtildiği üzere bu Kanuna göre yapılacak bildirimlerin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılması gerekmektedir.
Bu açıklamalara göre, Vergi Usul Kanunu'na göre yapılan tebligat geçersiz olup, davacının bildirdiği ıttıla tarihi esas alınmak suretiyle davanın hak düşürücü sürede açıldığı kabul edilerek, işin esası hakkında yapılacak inceleme ve irdeleme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekili ve davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14694, K. 2013/9096, 2 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama