KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/18884 E., 2012/24679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 846-517
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma
Davacı, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan yardımların, davalılardan 506 sayılı Kanunun 39. maddesi gereğince tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında, davalı ... Sigorta A.Ş. (... Sigorta A.Ş.) yönünden açılan davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan .... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, davacı Kurum vekilinin temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davalı .... vekilinin temyizi yönünden;
Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesi hükmüne göre, iş mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Somut olayda; hüküm davalı .... vekiline 14.08.2012 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, temyiz ise 24.08.2012 tarihinde vuku bulmuştur. Bu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi geçtiğinden 01.06.1990 gün ve 1989/2 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı da göz önünde tutularak davalı .... vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE,
2-) Davacı Kurum vekilinin temyizine gelince;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanunun 297. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine aynı Kanunun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır.
Davada somutlaşan olayda, davacı Kurum, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan 22.373,26 TL tedavi giderinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, bozmadan önce verilen kararda % 80 kusurlu kabul edilen davalı ...'un 17.898,60 TL’den, % 20 kusurlu kabul edilen davalı ...'in 4.474,66 TL’den, davalılar .... ile ...
Sigorta A.Ş.'nin ise ayrı ayrı poliçe limitleri ile sorumlu oldukları belirtilerek, toplam 22.373,26 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olup, bozmadan sonra, mahkemece. 6111 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi gerekçe kılınarak, davalı ... Sigorta A.Ş. (...
Sigorta A.Ş.) yönünden açılan davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise kabul kararı verildiği halde, davanın kısmen kabülüne karar verildiği belirtilmek suretiyle, 17.898,60 TL'den davalı ...'in sorumlu olduğu, 4.474,66 TL'den kimin sorumlu olduğunun hükümde gösterilmediği, davalı ....'nin ise poliçe limiti ile sorumlu olduğu belirtilerek, toplam 22.373,26 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yukarıda belirtilen hükümlerinin, kararın yazımında dikkate alınmayarak, hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde, 4.474,66 TL Kurum zararından kimin sorumlu olduğunun belirtilmemesi; bozmadan sonra Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözardı edilerek davalı ...'un sorumlu olduğu miktarın gösterilmemiş olması; davanın kabulüne karar verildiği halde davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden bahisle yargılama giderlerinin kabul-ret oranına göre paylaştırılmış olması;
davacı Kurum lehine takdir edilen vekalet ücretinin kimlerden tahsil edileceğinin, davalıların sorumlu oldukları yargılama giderlerinin rakamsal olarak gösterilmemiş olması; davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 39. maddesi olduğu halde, yanılgılı değerlendirme sonucu hükmün gerekçesinde, anılan Kanunun 26. maddesine dayanılmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/18884, K. 2012/24679, 6 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama