KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/19309 E., 2012/23623 K.·D
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1729-431
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum, davalılardan ... Sig.A.Ş., ... Sig.A.Ş., ... ve ... Oto San. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava, 25.5.2006 tarihli trafik-iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.
Sigorta şirketleri, sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler.
Kurumun kanundan doğan basit rücu hakkı nedeniyle, tazmin sorumlularının sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; sigorta şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarın sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödedikleri miktar oranında sorumlu tutulmaması,
yargılama giderleriyle vekalet ücretinden sorumluluğun da, poliçe limiti kapsamındaki ödeme yükümlülüğüyle orantılı olarak belirlenmesi gerekir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. ve 99. maddeleri ile Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği’nin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığına karşın gerekli ödemenin yapılmaması halinde, davalı ... şirketinin anılan düzenlemede öngörülen 8 iş günlük yasal sürenin sonunda temerrüde düşeceği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması ya da hiç müracaatın bulunmaması halinde ise sigorta şirketinin temerrüdü söz konusu olmayacağından, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.
Ne var ki, Sigorta Şirketi tarafından poliçeye dayalı olarak sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemenin; kurumun rücu hakkının sigortalı ya da hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak kullanılması, başka bir anlatımla halefiyet ilkesine dayanmaması nedeniyle, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamındaki diğer tazmin sorumlularının tavan sınırlamasına tabi olmayan sadece sigortalı ya da hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değeri ve buna uygulanan kusur payı ile sınırlı bulunan sorumluluklarında rücu alacağından düşülemeyeceği de unutulmamalıdır.
Davada somutlaşan olayda, davalı ... Sig. A.Ş., sigorta şirketi zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde öngörülen 57.500,00 TL poliçe limitinin dava açılmadan önce hak sahiplerine ödediğini savunmuş olup, buna dair belgeler sunmuştur. Söz konusu belgelerin okunaklı örnekleri getirtilmek ve ödemelerin hangi tarihte, kime ve hangi sebeple yapıldığının ortaya konularak , gerektiğinde sigorta şirketi kayıtları üzerinde de inceleme yapılarak yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında irdeleme yapılmalıdır..
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26 maddesi olup, işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak kastî veya kusurunun varlığı halinde mümkündür.Bir başka ifade ile işveren sadece anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda rücu alacağından sorumlu olup, bu bağlamda kazalanan sigortalının işvereni ve/veya kullandığı aracın işleteni sıfatıyla davalı ... Oto San. Ltd. Şti'ye sorumluluk yüklenmesinin nedeni gerekçe ve dayanaklarıyla açıklanmalıdır. Zira hükme dayanak yapılan ve kusur dağılımında bir isabetsizlik görülmeyen kusur raporunda , zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde davalı sürücüye %20, sigortalı sürücüye %80 oranında kusur verilmiştir.
3- Davanın teselsül hükümlerine dayalı olarak açıldığı gözetilmeksizin kusur esasına dayalı hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum, davalılardan ... Sig.A.Ş., ... Sig.A.Ş., ... ve ... Oto San. Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/19309, K. 2012/23623, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama