KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2012/8997 E., 2012/13676 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 1190-169
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Davacı, fiili olmadığını belirterek, 26.12.1996-27.12.1996 tarihleri arasındaki 1 günlük zorunlu SSK’lı bildirimin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, istek gibi davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya içeriğine göre; davacının, davaya konu süreyi de kapsayacak biçimde 23.01.1986 tescil-30.01.2008 terk olmak üzere 1479 sayılı Yasanın 79. maddesi kapsamında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olup, prim borcunun bulunmadığı ve 22 yıl 8 gün isteğe bağlı hizmet verildiği, öte yandan; davalı işyerinden düzenlenen 26.12.1996 tarihli işe giriş bildirgesine istinaden, 26.12.1996-27.12.1996 tarihleri arasında davacı adına 1 gün bildirim yapılıp hizmet cetveline tescil edilen bu çalışmaların da primlerinin ödendiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme, herhangi bir araştırma yapmaksızın, dava dışı başka bir limited şirkette 01.09.1998-02.09.1998 arası bir günlük bildirimin Ankara 3. İş Mahkemesinin 2007/69 Esas 2008/809 Karar sayılı ilamıyla iptal edildiğini ve kesinleşen kararla 23.01.1986- 30.01.2008 arası dönemde davacının sürekli Bağ-Kur’lu olduğunun belirlendiğini gerekçe göstererek istek gibi davanın kabulüne karar vermiştir.
Mahkemece, yukarıda bahsi geçen dava dosyasının, eldeki dava bakımından bağlayıcı olmayacağı, kaldı ki, isteğe bağlı sigortalılığı düzenleyen 1479 sayılı yasanın 79. maddesinin; isteğe bağlı sigortalılık için diğer koşullar yanında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi zorunlu sigortalı olunmaması koşulunu da öngördüğünü gözetmeksizin yazılı biçimde hüküm tesis edilmesi yerinde görülmemiştir.
Yapılacak iş; davaya konu çalışmanın gerçek ve fiili olmadığı yönündeki iddianın doğruluğunu teyit eden ve mevcut durumun aksini gösteren aynı nitelikteki delillerin bulunup bulunmadığını yöntemince araştırıp sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Şayet, bu yönde yeterli ve nitelikli delillerin elde edilememesi halinde, zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılığın çakışması durumunda, zorunlu sigortalılığa üstünlük tanınması gerektiği yönündeki temel ilke gözden uzak tutulmamalıdır.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/8997, K. 2012/13676, 10 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama