KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/10030 E., 2013/24488 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- No
- 2011/1421-2013/62
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Davacı, 20.06.2006-19.11.2009 tarihleri arasında davalı köyde Kabagöz - Pamuktepe mahallesinde fahri imam olarak geçen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı olan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi kapsamında, inceleme ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Bu bağlamda; bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği, göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
İnceleme konusu dosyada; davacının İlçe Müftüğü yazısına göre; talep konusu dönemde bir çalışmasının olmadığı talep dışı 19.03.2010 - 14.01.2011 tarihleri arasında ise valilikçe ataması yapılarak imam olarak çalıştığı, köy karar defterinin incelenmesinde; 15.02.2010 tarihinde alınan kararla davacının her haneden belli miktarda buğday karşılığı çalışmasına karar verildiği ancak o sürenin de talep sonrasına ilişkin olduğu,mahkemece de, dinlenen muhtar ve azaların beyanları doğrultusunda hükme ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, Mahkemece, yapılması gereken.
Kaymakamlıktan o dönemlerde davacının köyde imamlık yapıp yapmadığının, İlçe Müftülüğünden de o dönemlerde anılan köyde kimin imam olarak görevli olduğunun sorulması, talep edilen çalışma döneminde davacının bağımlı çalışıp çalışmadığı şayet bağımlılık ilişkisi var ise kime bağımlı çalıştığı hususuyla gerçek işveren saptanmalı, davaya konu çalışmanın müftülük nezdinde mi, yoksa, köy tüzel kişiliği işverenliğinde mi geçtiği belirlenmeli, ücret konusunda ise, kimden ve ne şekilde ücret aldığı tespit edilmesi,
ayrıca davacının fahri imamlığı yapabilecek eğitiminin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, sübut anlamında, tarafların gösterdiği delillerle bağlı kalmadan, mahkemece resen araştırma ilkesi çerçevesinde, davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler dinlenmeli uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı ve davalılardan Kurum vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/10030, K. 2013/24488, 16 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama