İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/2644 K.2014/14466

Davacı, öldürülen sigortalının hak sahibine yapılan harcamalardan dolayı uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.

Esas2013/2644Karar2014/14466Tarih11 Haziran 2014Okuma7 dk · 1.405 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2013/2644 E., 2014/14466 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Haziran 2014
Mahkemesi
Denizli 3. İş Mahkemesi
Tarihi
14.11.2012
No
2012/69-2012/672
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.405 kelime·7 dk okuma

Davacı, öldürülen sigortalının hak sahibine yapılan harcamalardan dolayı uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir

Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Davalı R.. Ç..'nın, Bağ-Kur sigortalısı olan eşi V.. Ç.'yı 03.01.2003 tarihinde öldürmek suçundan Türk Ceza Kanununun 450/5,462/2 ve 59.maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı Yargıtayca onanarak kesinleşen Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2003 gün ve 2003/45-118 sayılı dava dosyasından anlaşılmaktadır.

Dava; ölen sigortalının eşi davalıya bağlanan ölüm aylığının ilk peşin değerinin rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, 1479 sayılı Kanunun 63.maddesi uyarınca Kurumca yapılan yardımların ilk peşin değerinin üçüncü kişilerden rücuan istenilmesi mümkündür. Doğru bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle “üçüncü kişi” kavramının hukuksal niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekir.

Hukuk Genel Kurulunun 21.05.1997 gün ve 1997/10-193-451 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi devlet adına sosyal güvenlik yasalarını uygulamakla yükümlü Bağ-Kur birinci kişi,sigortalı ve haksahipleri ikinci kişi, bunların dışında kalan ve suç sayılır hareketi ile kanunda sayılan yardımların yapılmasına sebebiyet veren kişiler üçüncü kişi konumundadır.

Belirtilen nedenlerle, kendisine hak sahibi sıfatıyla bağlanan aylığın ilk peşin değerinin anılan madde kapsamında davalıdan tahsili mümkün değildir.

Bununla birlikte, hak sahipliği ve aylığa hak kazanma hususunun da irdelenmesi gerekmektedir.

1479 sayılı Kanunun 41. maddesinde;

"Madde 41 - (Değişik madde: 19/04/1979 - 2229/18 md.)

a) (Değişik bend: 24/07/2003 - 4956 S.K./21. md.)(*) Ölüm tarihinde en az beş tam yıl sigorta primi ödemiş olan,

b) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken yahut yazılı olarak istekte bulunup malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandıktan sonra ölen,

c) Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylıkları kesilmiş olan sigortalılardan ölen,

d) (Değişik bend: 24/07/2003 - 4956 S.K./21. md.)(*) En az beş tam yıl sigorta primi ödemiş olanlardan toptan ödeme talebinde bulunmakla beraber, toptan ödeme yapılmadan ölen,

(Değişik son cümle: 24/07/2003 - 4956 S.K./21. md.)(*) Sigortalının hak sahibi kimselerine yazılı talepleri halinde aylık bağlanır." hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun'un 45. maddesinde de, dul eşe hangi oranlarda aylık bağlanacağı düzenlenmiştir.

Çözümlenmesi gereken husus ölüm aylığına “hak kazanma” olgusunun, eşini “kasten öldüren" eş yararına gerçekleşip gerçekleşmediğidir. 1479 sayılı Kanun'da bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemiş olması bir yasa boşluğunu ifade etmektedir. Yasa koyucunun temel kavramlar yönünden sosyal güvenlik kanunları arasında bir farklılık yaratmak istemeyeceği düşünüldüğünde, bunun kabulü zorunludur.

Düzenleme boşluklarının giderilebilmesi için diğer hukuk kaynaklarına başvurulurken sosyal güvenlik hukuku ile korunmak istenen dengenin bozulmamasına da özel önem gösterilmelidir.

Mirastan yoksunluk sebeplerini düzenleyen Türk Medeni Kanununun 578. maddesi (eski 520. madde) miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenlerin mirasçı olamayacakları gibi; ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir hak da edinemeyeceklerini hükme bağlamıştır.

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun “Dul ve Yetim Aylığının Bağlanmıyacağı” halleri düzenleyen 77. maddesi hükmünde;

“Aşağıda yazılı hallerde dul ve yetimlere aylık bağlanmaz:

a) Kendisinden aylık bağlanacak, iştirakçiyi veya emekli, adi malüllük, vazife malüllüğü aylığı alanı;

Kasten ve haksız yere öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenlere veya bu kanun gereğince adi malül sayılacak hale getirenlere;” düzenlemesine yer verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 578. maddesinde sayılan mirastan yoksunluk sebepleri ve bu düzenlemeye koşut bulunan 5434 sayılı Kanunun 77. maddesi, sosyal güvenlik hukuku alanında da evrensel hukuk ilkeleri arasında yer alan “hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” ilkesinin gözetilmesini zorunlu kılmakta, sigortalının “kasten” öldürülmesi halinde, 1479 sayılı Kanunun 41. maddesinde öncelikle aranan “hak sahipliği” olgusunun gerçekleşmediği sonucuna varılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2005 tarih ve ve 2005/10-364 Esas 2005/390 sayılı ilamı ile 07.11.2007 tarih ve 2007/10-812 Esas ve 2007/828 Karar sayılı ilamları)

04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime ait olup, davacı Kurum'un amacının davalıya yersiz olarak bağlanan ölüm aylığının tahsili olduğu, davalıya bağlanan ölüm aylığının ilk peşin değerinin 1479 sayılı Kanun 63. maddesi kapsamında tahsili, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında mümkün değilse de, davalı eşin hak sahibi sıfatını haiz olmadığı, bu durumda davacı Kurum'un fiilen ödediği ölüm aylıklarının tahsilini isteyebilmesinin mümkün olduğu gözönünde tutulmalıdır.

Ayrıca, 5510 sayılı Yasanın 96.maddesinin “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, (Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermesi karşısında,

anılan madde hükmü de gözetilerek, yersiz ödenen aylık miktarı belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme neticesi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye 'in muhalefetine karşı, 'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 11.06.2014 gününde karar verildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu, Bağ-Kur sigortalısı V..Ç..'yı, 03.01.2003 tarihinde öldüren kocası davalı R.. Ç..'dan, kendisine bağlanan ölüm aylıklarının ilk peşin sermaye miktarını, 1479 sayılı Yasanın 63.ncü maddesi uyarınca rucüan talep etmiştir.

Mahkemenin, rücu davasının kabulüne ilişkin kararını, DAİREMİZ; "davalı haksahibi olamaz, Kurum ödediği aylıkları davalıdan isteyebilir" düşüncesiyle bozmuştur.

Bozma kararına karşı, aşağıdaki düşüncelerle muhalefet kararını yazmak gereğini duymaktayım.

Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1-Sosyal Güvenlik mevzuatında, (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu öncesinde) bu konuda açık bir kural olmadığından bahisle, davalı hak sahibi sayılmamakta; ve bu nedenle, DAİREMİZ; ölüm aylıklarının davalı tarafından Kurum'a ödenmesi gerektiği sonucuna varmaktadır. Böyle bir durumda, Kurum'un işleminin Yasaya açık bir aykırılık oluşturduğu gözönüne alınarak; davaya, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümlenmesi için, genel mahkemelerde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmelidir.

2-Dairemiz, rücu davası ile ilgili olay konusunda, yani eşini kasten öldüren kişiye ölüm aylığı bağlanıp bağlanmayacağı konusunda, 1479 sayılı Yasada yasal boşluk bulunduğunu söylemektedir. Bu boşluğun Türk Medeni Kanununun 578.nci maddesi ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 77.nci maddesindeki kurallarla parelellik bulunduğunu bir nevi, kıyas kuralları ile doldurularak, bu sonuca vardığı anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Hukukunda kıyas yasağı vardır. Ancak ve ancak istisnai durumlarda bu yola başvurulabilir. Bu da, sosyal güvenliğin mahiyetine uygun düşmekle mümkün olabilir.

3-Bu dava ile tıpatıp benzerliği bulunan Dairemizin 05.04.2010 günlü ve 2008/18419 E.-2010/4926 sayılı kararını aynen aşağıya alıyorum.

Davalı Gülistan Köklü hakkında, Bağ-Kur sigortalısı olan kocası İbrahim Köklü’yü 13.09.1997 tarihinde öldürmek suçundan, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, Türk Ceza Kanununun 46/2-3 maddeleri uyarınca ceza tertibine yer olmadığına dair verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dava; ölen sigortalının eşi olan davalıya bağlanan ilk peşin değerli gelirlerin rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağını teşkil eden 1479 Sayılı Kanunun 63.maddesi uyarınca, Kurumca yapılan yardımların ilk peşin değerinin üçüncü kişilerden rücuan istenilmesi mümkündür. Doğru bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle “üçüncü kişi” kavramının hukuksal niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.1997 gün ve 1997/10-193-451 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi devlet adına sosyal güvenlik yasalarını uygulamakla yükümlü Bağ-Kur birinci kişi, sigortalı ve hak sahipleri ikinci kişi, bunların dışında kalan ve suç sayılır hareketi ile kanunda sayılan yardımların yapılmasına sebebiyet veren kişiler, üçüncü kişi konumundadır. Zira sigortalılar, sosyal risklere karşı Kurumdan yardım görmek için prim ödemektedirler.

Öte yandan, primler hem sigortalı hem de hak sahipleri adına ödenmekte olup, rücuan tazminata ilişkin uyuşmazlıkların Medeni Kanun ve özellikle miras hukuku kurallarıyla çözülmesi mümkün değildir. Dolayısıyla mirastan yoksunluk koşullarını içeren ve sigortalının öldürüldüğü 13.09.1997 tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 520 ve 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Yeni Türk Medeni Kanununun 578.maddesinin somut olayda uygulama yeri yoktur.

Zira 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununda “mirasçı” değil hak sahibi kavramı söz konusu edildiğinden, Bağ-Kur sigortalısı olan kocasını öldüren davalı kadının üçüncü kişi sayılması düşünülemez. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Şeklindeki kararla; bu kararın, birbirine tamamen zıt olduğu söylenebilir.

Hangi İÇTİHATIMIZIN Sosyal Hukuk Devletine uygun düştüğünü değerli hukukçulara bırakıyorum.

4-Davalı, haksahibidir. Haksahibi olmadığını belirten 1479 sayılı Yasada hiçbir kural yoktur. Ayrıca, 1479 sayılı Yasanın 63.ncü maddesindeki 3.ncü kişi olmadığından, kendisine rücu edilemez. Davanın reddi gerekirken, yukarıda yazılı düşüncelerle, mahkeme kararına ve Dairemizin BOZMA kararına karşı olduğumu belirtir, saygılar sunarım.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/2644, K. 2014/14466, 11 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/2644
Karar No
2014/14466
Tarih
11 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/2645 K.2014/6855
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/2646 K.2014/6726
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2013/2646 K.2014/21563
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/2647 K.2014/6725
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/2648 K.2014/6683
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2013/2649 K.2014/6229

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.