KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/10390 E., 2022/12979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2022
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- No
- —
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili ve fer’i müdahil ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili ve fer’i müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı asil, dava dilekçesinde özetle, 01.05.1997-21.08.2000 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz ve sürekli çalıştığını ileri sürerek, Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle, hak düşürücü süre ve zaman aşımı yönünden itirazlarının bulunduğunu, davalı şirketin şu anki yönetici ve yetkililerinin hastaneyi 2006 yılından sonra işletmeye başladığını, öncesine ilişkin hiçbir kayıt ve belgenin uhdelerinde bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Fer’i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile; davacının davalıya ait 1021889 034 07 sicil numaralı işyerinde asgari ücretle 01/05/1997-24/07/2000 tarihleri arasında tam zamanlı ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
... 21. İş Mahkemesi'nin 17/01/2020 tarihli, 2018/251 Esas - 2020/37 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı şirket vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı şirket vekili, davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, davacının çalıştığı süre kadar bildirimlerinin Kuruma yapıldığını, çalışma olgusunun somut dosyada ispatlanamadığını belirterek, kararın temyizen bozulmasını istemiştir. Fer’i müdahil ... vekili, eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinden davacı adına 25.07.2000-21.08.2000 tarihleri arasında hizmet bildiriminde bulunulduğu, ... Hiz. San. Tic. A.Ş. unvanlı ... sicil sayılı işyerinin 25.10.1996 tarihinde yasa kapsamına alındığı ve halen faal olduğu, dönem bordrolarının getirtildiği, tanıkların dinlendiği, mahkemece talep gibi davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Somut olayda, davanın 22.06.2018 tarihinde açıldığı, 25.07.2000 öncesi işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve çalışmanın geçtiği yılı takip eden 5 yıllık sürede davanın açılmamış olduğu gözetildiğinde, kabul kararı verilen dönem yönünden hak düşürücü süre irdelenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı şirket vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
(M)
(M)
KARŞI OY
Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.
Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay'ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.
506 sayılı Kanunun 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.
Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir.
Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum'un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.2.2003 gün ve 2003/21- 44- 98, 23.4.2004/21- 369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21- 163- 207, 14.11.2012 gün ve 2012/21- 735- 795 ve 2017/21-2177-2019/ 836, 2017/21- 2463- Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Somut olayda da, davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçtiği bir kısım çalışmalarının 24.10.2000 tarihinden itibaren kuruma bildirildiği bu tarihten itibaren çalışmalarına ara vermediği anlaşıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. Mahkemece de bu şekilde kabul edilmesi isabetlidir. Buna yönelik çoğunluk bozma gerekçesine katılmıyoruz.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10390, K. 2022/12979, 25 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama