KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/4309 E., 2023/10173 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1554 E., 2022/391 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/3 E., 2021/120 K.
Karar Metni
1.556 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki mahkeme kararı ile kesinleşen işçilik alacağı nedeniyle belirlenen fark ücretler nedeniyle sigorta primine esas kazançların tespiti ve yaşlılık aylığı miktarının yeniden hesaplanması ile fark aylık alacaklarının davalı Kurumdan yasal faizi ile birlikte tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde, 2001 yılında Yol İş Sendikasına bağlı kadrolu işçi olarak çalıştığını, bu çalışmasının sonrasında emekli olduğunu, intibak alacakları için açtığı davanın kabul edildiğini, davalı Kuruma başvurarak daha evvel ... İl Özel İdaresi, sonradan ...
Büyükşehir Belediyesince müvekkilin emekli maaşına dayanak ücretinin emeklilik tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönemde eskik bildirildiğini, bu nedenle müvekkil adına eksik prim ödendiğini, prim eksikliklerinin işverence tamamlanması ve emeklilik maaşının son 5 yıllık dönemdeki ücretine göre yeniden uyarlanması, emeklilik tarihinden başvuru tarihine kadar eksik ödenen emekli maaşlarına ilişkin farkın ödenmesinin istendiğini, ancak bugüne kadar ödemede bulunulmadığını ileri sürerek açmış olduğu belirsiz alacak davasında;
müvekkilinin emeklilikten dava tarihine kadar eksik ödenen emekli maaşlarının hesaplanarak alınması ve güncel emekli maaşlarının yeni duruma göre uyarlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... vekili, dava dilekçesindeki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, buna göre öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın dilekçesinde belirtmiş olduğu işçilik alacağına ilişkin dosyasında kurumun taraf olmadığını, taraf olarak dahil edilmediği dosyadan da müvekkili Kurumun haberdar olmasının beklenemeyeceğini, kaldı ki ilgili ilamda emeklilik geçmiş aylık farkına ilişkin bir karar da bulunmadığını, yapılan başvurunun ilama aykırı olarak yapıldığını, müvekkili Kurumdan İl Özel İdarenin yapmış olduğu hatanın bedelini ödemesinin beklenemeyeceğini,
dolayısıyla geçmiş emekli aylık hesabı farkının müvekkili Kurumdan istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, prime esas kazançların, işveren tarafından müvekkili Kuruma bildirilmekte ve ilgili prim müvekkili kuruma ödenmekte olduğunu, dolayısıyla müvekkili kurumdan istenen, alınan ücret ile alınması gereken ücret farkının davacının primine yansıtılması mümkün olmamakla beraber bu durumun davalı kurumdan istenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili dilekçesinde özetle; davacının talebinin emekli maaşı miktarının hesaplanmasına yönelik olduğunu, SGK'yı ilgilendiren bu hususun müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını, davanın kabul edilmesi halinde ise davacının son çalışma yerinin ...
Büyükşehir Belediyesi olması nedeniyle husumetin adı geçen kuruma yöneltilmesi gerektiğini, davanın temelini oluşturan 2014/428 Esas sayılı dosyada verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamaların yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...
İl Özel İdaresi vekili, dahili davalı idarenin davaya dâhil edilmesinin yanlış, gereksiz ve usul ekonomisine aykırı bir işlem olduğunu, müvekkili İdarenin ise davacının lehine sonuçlanan İş Mahkemesi kararının kesinleşmesinin hemen akabinde intibak düzenlemesine ait ek aylık ve hizmet belgelerini davalı ...'ya gönderdiğini ve bunlara ait ek aylık prim tutarlarını yatırdığını, müvekkili idarenin ilgili Mahkeme kararı uyarınca üzerine düşen bütün yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davanın müvekkili açasından öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, belirterek davalı idare yönünden davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde prime esas kazançların ne şekilde hesaplanacağı düzenlenmiştir. Bilirkişi tarafından 25.08.2017 ve 19.12.2017 tarihli raporlarda davacının prime esas kazancı ilgili yasa maddesine göre belirlenmiş ve yaşlılık aylığının 15.08.2010 tarihinde 1.346,28 TL, dava tarihinde ise 2.275,48 TL olması gerektiği belirlenmiştir.
Davacıya yapılan ödemeler ile yapılması gereken ödemeler arasındaki toplam fark yaşlılık aylığı alacağı 3.796,64 TL olarak tespit edilmiştir.
Mahkememizin 2014/428 Esas sayılı dosyasında belirlenen ve tahsiline karar verilen fark ücretler ve SPEK dahil edildiğinde alması gereken aylık ile aldığı aylık arası fark miktarların ek bilirkişi raporunda belirlendiği davacının talebinin kabulü ile davacının aylığının Ekim 2016 tarihi itibariyle ek ödemeler hariç çıplak 2.275,48 TL olduğunun tespitine, fark ücretlerin SPEK miktarlarına eklenmesi hususunda her iki davalının da sorumlu tutulmasına, yaşlılık aylığının buna göre uyarlanmasına,
dava tarihine kadar olan aylık farklılıklarının 3.796,64 TL olduğunun tespitine ve bu miktarın bedel artırım tarihi olan 26.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne davacının aylığının Ekim 2016 dönemi itibariyle çıplak 2.275,48 TL olduğunun tespitine, fark ücretlerinin SPEK miktarlarına eklenmesi hususunda davalıların sorumlu tutulmalarına ve yaşlılık aylığının bu meblağa göre uyarlanmasına,
dava tarihine kadar oluşan 3.796,64 TL fark aylığın bedel artırım tarihi olan 26.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine,.." dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili; açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, istinaf kararının gerekçesinden birinin davacının dava açmadan kuruma başvuru şartını yerine getirmemiş olması olduğunu, istinaf kararı doğrultusunda davacı yana mehil verildiğini, iş bu mehil içerisinde kuruma başvurulmadığını, mahkemenin 14/06/2016 tarihli dilekçeyi baz alarak istinaf kararına muhalefet ettiğini ve bu yönde karar verdiğini, bu başvurunun baz alınarak HMK 114 ve 115 maddelerinin işletilmemesinin hatalı olduğunu, istinaf bozma ilamında beyan edilen hususların da tam olarak gereği gibi yerine getirilmeden karar verilmesinin de eksiklik olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı bakanlık vekili; verilen kararın yasaya uygun görmediklerini, davacının çalıştığı İl özel idaresinin kendisine verilen kanunla görevleri yerine getirdiğini ve bu görevlerin teşkilatın dağılmasından sonra değişik kurumlara devredilmiş ise de malvarlığının aktiflerinin başta olmak üzere personel ve hizmetler Büyükşehir Beledtiyesi içerisine alındığını İl özel idaresi döneminde davacının verdiği hizmetlerin nitelikleri, tarihleri ve ilgili birim yerlerinin ayrıntılı olarak ...
Valiliğine bildirilmediğini ve gelen cevabı bu nedenle taraf teşkiline esas alınamayacağı düşüncesinde olduklarını bu nedenle öncelikle hükmün pasif husumet yönünden yasaya uygun görmediklerini, tespit olunan fark ücretlerinin davacı yararanına gerçekleşmediğini, gerçekleştiğikabul edilse dahi dava tarihi itibari ile zamanaşımına uğradığını ve en yüksek faize esas alınamayacağını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili; açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı hakkında kendisi tarafından yapılan işlemlerin yerinde olup bu nedenle davasının reddine karar verilmesi gerektiğini ve aksi yöndeki mahkeme kararının hatalı olduğunu, belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı bakanlık vekili; verilen kararı yasaya uygun görmediklerini, davacının çalıştığı İl özel idaresinin kendisine verilen kanunla görevleri yerine getirdiğini ve bu görevlerin teşkilatın dağılmasından sonra değişik kurumlara devredilmiş ise de malvarlığının aktiflerinin başta olmak üzere personel ve hizmetler Büyükşehir Beledtiyesi içerisine alındığını İl özel idaresi döneminde davacının verdiği hizmetlerin nitelikleri, tarihleri ve ilgili birim yerlerinin ayrıntılı olarak ... Valiliğine bildirilmediğini ve gelen cevabı bu nedenle taraf teşkiline esas alınamayacağı düşüncesinde olduklarını bu nedenle öncelikle hükmün pasif husumet yönünden yasaya uygun görmediklerini, tespit olunan fark ücretlerinin davacı yararanına gerçekleşmediğini, belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mahkeme kararı ile kesinleşen işçilik alacağı nedeniyle belirlenen fark ücretler nedeniyle sigorta primine esas kazançların tespiti ve yaşlılık aylığı miktarının yeniden hesaplanması ile fark aylık alacaklarının davalı Kurumdan yasal faizi alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 ve 359 uncu maddesi ile 369 uncu maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 ve Geçici 82 nci maddesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi ile beraber 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması dava şartlarındandır ve bu durum davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
Öte yandan, taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HMK m.50, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m.8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Bu çerçevede, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124/4 üncü maddesindeki; dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceğini düzenlemiştir.
Ayrıca belirtilmelidir ki, 06.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanun'un 1 nci maddesinin 5 inci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüzel kişiliği sona erdirilen ... İl Özel İdaresinin, tüm alacak ve borçları ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na devredildiğinin anlaşılması karşısında, eldeki davada husumetin ... Büyükşehir Belediyesi'ne düşeceği belirgin olup, aksi yönde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/4309, K. 2023/10173, 24 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama