KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2022/8492 E., 2024/127 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1122 E., 2022/1038 K.
- Karar
- Esastan red
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/904 E., 2021/632 K.
Karar Metni
2.041 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle, noksan tespit edilen hususların ikmali üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dilekçesinde özetle; müvekkili olan ...'in eşi, diğer müvekkili ...'in ise babası olan ...'in 14.04.2013 tarihinde iş sırasında geçirdiği kaza neticesinde olay yerinde vefat ettiğini, ...
2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2014/223 Esas sayılı kamu davasının açıldığını, Mahkemece verilen 16.12.2014 tarihli 2014/330 Karar sayılı kararı ile davalı işveren ...'ın taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise davalının asli kusurlu muris ...'in ise tali kusurlu olduğunun belirtildiğin oysa muris ...'in hiçbir kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasında dinlenilen tanıkların muris ...'in ağaç kesimi yapan işçilere malzeme tedarik ettiğini, daha önceden kesilen ağaçların düşürülmemiş şekilde asılı bulunduğunu,
hatta murisin asılı kalan ağaçların düşürülmesi gerektiği yönünde işçileri uyardığını beyan ettiğini, aslında murisin ağaçların devrilerek düşeceğini öngörerek işçi arkadaşlarını uyardığını, işveren tarafından işçilere hiçbir şekilde iş sağlığı ve iş güvenliği eğitiminin verilmediğini, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmadığını, murisin hayatının hiçe sayıldığını,
fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydı ile müvekkilleri için ayrı ayrı 4.000,00'er TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile müvekkilleri için ayrı ayrı 35.000,00'er TL olmak üzere toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemlerini; eş Hasibe için 4.000,00 TL talep edilen maddi zararı 123.969,25 TL artırarak 127.969,25 TL'nin çocuk Meryem için 4.000,00 TL talep edilen maddi zararı 3.844,68 TL artırarak 7.844,68 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisinin müvekkili davalı ...'ın yanında çalışırken kaza geçirmediğini, ... ...Ltd. Şti. Çalışanı iken kaza geçirdiğini, her ne kadar ...
2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada alınan raporda müvekkili hakkında kusur izafe edilmiş ise de taraflarınca bu rapora itiraz edildiğini ve kararın da temyiz edildiğini, dosyanın henüz Yargıtay'dan dönmediğini, kaldı ki ceza davasında verilen kararın hukuk davasını bağlayıcı nitelikte olmadığını, hukuk davasında sorumluluğun olması için illiyet bağının bulunmasının gerektiğini, müvekkilinin murisin işvereni olmadığı için müvekkili açısından sorumluluk doğuracak bir bağ olmadığını, bu nedenler ile husumet itirazında bulunduklarını, davayı kabul etmediklerini,
davanın müvekkili açısından haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak açıldığını, müvekkilinin murisin kaza geçirdiği zamanda çalıştığı şirket ortaklarından olması sebebi ile çalışma sahasında bulunduğunu, vefat eden murisin görev yeri dışında görevi olmayan bir alanda bulunduğu esnada kazanın meydana geldiğini, diğer taraftan dava dışı şirket tarafından iş güvenliği ile ilgili baret, çizme gibi ekipmanlar verildiği halde murisin takmadığını, murisin kazanın meydana gelişinde asli kusurlu olduğunu, ceza davasında tanık Mustafa Kaldemir tarafından murisin askıda kalan ağacın düşebileceğini söylediğini beyan ettiğini,
böyle bir durumda dikkatsiz davrananın muris olduğunu, tanıkların iş yerinde baretlerinin bulunduğunu beyan ettiklerini, açıklanan nedenler ile davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen dosya davalısı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... Turfal İşletme Şefliği 127-B bölmesindeki 623 adet kayın cinsi ağacın kesme, sürütme ve taşıma işleri alıcıya ait olmak üzere 12.03.2013 tarihinde açık arttırmalı satış ihalesinin yapıldığını, satışa konu ağaçların bulunduğu makta 05.04.2013 tarihinde ihaleyi alan ... San. Tic. Ltd.
Şti.'ne teslim edildiğini, şirketin en geç 04.07.2013 tarihine kadar istihsal işini bitirmek üzere 09.04.2013 tarihinde işe başlatıldığını, şirketin iş yeri dosyasına tescil ettirerek çalıştırmaya başladığı işçilerin isimlerini 09.04.2013 tarihli yazısı ile Turfal Orman Şefiliğine bildirdiğini, bu işçilerden birinin de muris olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi murisin ... bünyesinde hizmet akdine dayalı olarak çalışmadığı gibi İşletme Müdürlüğü tarafından söz konusu işçilere emir ve talimat verilmesinin de söz konusu olmadığını, diğer yandan ...
San. Tic. Ltd.
Şti. ile idare arasında asıl işveren, alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, idarenin asıl işveren olmadığını, olsa olsa ihale makamı olacağını, dosyada alınan bilirkişi raporunda idarenin üst işveren olarak görülmesinin kanuna aykırı olduğunu, idarenin hiçbir sorumluluğu bulunmadığından işbu davanın idareye yöneltilemeyeceğini, idarenin davada davalı sıfatı bulunmadığından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini, idarenin asıl işveren olmamakla birlikte mevzuat gereği iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bilgilendirme, denetim ve kontrollerini yaptığını,
açıklanan nedenler ile idarenin davalı sıfatı bulunmadığından davanın öncelikle husumet yokluğu nedeni ile reddini, aksi halde esastan reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "A)Davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddine, B) Davanın (.... Kereste İnşaat Malzemeleri Gübre Zirai Tarım Ürünleri Tic.San.) ve birleşen davanın (...) kabulüne; 1-) Maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile a-) Davacı ... yönünden 127.969,25 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 14.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ....Kereste İnşaat Malzemeleri Gübre Zirai Tarım Ürünleri Tic. San. ve ...) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
b-) Davacı ... yönünden 7.844,68 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 14.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... Kereste İnşaat Malzemeleri Gübre Zirai Tarım Ürünleri Tic. San. ve ...) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Kuşdemir'e verilmesine,
2-) Manevi tazminat yönünden davanın kabulü ile a-)Davacı ... yönünden 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ..... Kereste İnşaat Malzemeleri Gübre Zirai Tarım Ürünleri Tic. San. ve ...) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
b-) Davacı ... .... yönünden 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan .... Kereste İnşaat Malzemeleri Gübre Zirai Tarım Ürünleri Tic. San. ve ...) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Kuşdemir'e verilmesine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davalı kurumun asıl işveren olmadığını, bu nedenle husumetten reddi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda, davalı ... ve diğer davalı şirket arasında "...
Devlet Ormanı İşletmesi turfal şefliğinde 127-B bölmesi dahilinde, evvelce tespit ve damgası yapılan anormalden 869 numaradan 1491 numaraya kadar numaralı ve 456 nolu damga ile dip kökleri damgalı, 623 adet muadili, 717,502 m3 kabuklu gövde hacmindeki kayın ve meşe ağaçlarının vahidi fiyat şartnamesi gereğince istihsal işi yapılmak üzere" ağaçlar teker teker gösterilerek 09.04.2013 tarihinde şirketin işe başladığı, 14.04.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında şirket çalışanı ...'in ormanda çalışmakta iken üzerine ağaç devrilmesi sonucunda vefat ettiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ormandan ağaç kesimi, kabuklarının soyulması, tomrukların taşınması işinin davalı ...'nün asıl görevleri arasında yer aldığı, bu sebeple davalı ...'nün hükmedilen tazminatlardan asıl işveren sıfatıyla sorumlu olacağı dikkate alındığında ilk derece mahkemesi kararı yerindedir.
Davalının buna yönelik istinaf taleplerine itibar edilmemiştir. " gerekçeleriyle "Davalı ...'nün istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine," dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin ... bünyesinde hizmet akdine dayalı olarak çalışmadığını işletme müdürlüğü ile söz konusu işçiler arasında emir - talimat ilişkisinin de söz konusu olmadığı, diğer yandan ..... Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil idare arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin bulunmadığı, idarenin asıl işveren olmadığı, bu durumda müvekkil idarenin asıl işveren değil, olsa olsa ihale makamı olacağını, davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemli davası kapsamında tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 366 yollamasıyla uygulanan 348 inci maddesi ve 369, 370 ve 371 inci maddeleri ile "Taraf ve Dava ehliyeti" açısından aynı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri "Dava şartları ve incelemesi" açısından aynı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme 1. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
3.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır.
Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer.
Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
4.Somut olayda, internet ortamından da ulaşılabilen Türk Ticaret Sicili Gazetesinin 28.10.2015 tarihli nüshasında ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden yapılan ilana göre davalı .....
Kömür Kereste İnşaat Malzeme Gübre Zirai Tarım Ürünleri Besicilik Nakliye ve Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nin 22.10.2015 tarihli şirket genel kurul kararına istinaden tasfiyeye girdiği ve tasfiye memuru olarak ... atandığı halde, yargılama sürecinde tebligatlar ile İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının anılan tasfiye memuru yerine şirket merkezine tebliğ edilerek, davalı şirketin usulüne uygun olarak davadan haberdar kılınmadan aleyhine hüküm kurulduğu ve davalı şirketin yasa yoluna başvurma hakkının da ihlal edildiği,
bu aşamada Ticaret Sicil Gazetesinin internet üzerinden yayımlanan nüshasının kontrolünde anılan şirket için 14.06.2023 günlü nüshada yayımlanan ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden verilen ilana göre anılan şirketi 12.06.2023 tarihli genel kurul kararına istinaden tasfiyeyi takiben terkin edildiği, bu kapsamda dosyanın mahalline geri çevrilerek tasfiye memuruna yapılacak tebliğin de amaca hizmet etmeyeceği açıktır.
5. O halde mahkemece, davalı şirketin bağlı olduğu ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirketle ilgili anılan terkin kaydının var olup olmadığı usulünce araştırılıp, söz konusu durumun varlığı halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa iş bu davalı şirketi ihya etmesi için dava açmak üzere önel vermek, iş bu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, yazılı şekilde yargılama yapılarak karar tesisi hatalı olmuştur.
6. İlk Derece Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
7. O halde, HMK'nun 369/1 inci maddesi kapsamında kanunun emredici hükmüne aykırı görülen yukarıda işaret olunan hususlar dikkate alınarak temyiz eden taraf vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç tahsiline yer olmadığına,
4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8492, K. 2024/127, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama