KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/10194 E., 2023/10716 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/91 E., 2023/261 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.704 kelime·9 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde Tarım Bağ-Kur sigotalılığının tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ... sicil numaralı ve 01.09.1997 sigorta tescil tarih ile yapmış olduğu daimi tarımsal faaliyet sebebiyle tarım sigortalılığı kapsamında bir çiftçi olduğunu, bu faaliyetinin 12.06.2014 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde devam ettiğini, davacının biriken pirim borcunu 21.07.2008 tarihinde çıkan af yasasıyla ödedikten sonra Kuruma sonraki primlerini düzenli olarak ödediğini, ancak davacının yaptığı başvuru üzerine ekmekli olmayı beklerken sigortalılığının geçmişe yönelik olarak iptal edildiğini, iptalin usule, yasaya ve aynı zaman da istikrar kazanan Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu,
davacının bu faaliyetinden ötürü Tepe - Yenice köyünde tarlaları kiralamak suretiyle pamuk, mısır ve buğday gibi ürünler ektiğini ve bunları fabrikalara sattığını, ancak davalı Kurumun davacının bir takım kayıtlarının olmadığından bahisle sigortalılığını iptal ederek Tarım Sigortalılığının büyük bir kısmını yok saydığını belirterek davacının 01.01.2002 - 12.06.2014 tarihleri arasında sigortalılığın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, ... Ziraat Odası Başkanlığı kayıtlarında yapılan inceleme ile davacının üyelik kaydına ilişkin yönetim kurulu kararı bulunmaması, şahsi dosyası olmaması ve noter onaylı üye kayıt defterinde kayıtlı üyelerin kayıt tarihlerinin olmaması nedeni ile üye kaydının müteselsil olup olmadığının tespit edilememesinden dolayı davacının bir kısım sigortalılık süresinin iptal edildiğini ve yapılan işlemlerin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli, E.2020/46, K.2021/543 sayılı kararıyla. "Somut olayda, davacının ...
Ziraat Odası Başkanlığına 1997 yılında kaydının yapıldığı, bu tarihten sonra 2014 yılına kadar primlerini ödediği, davalı Kurum tarafından davacının emeklilik başvurusunun denetmen raporu doğrultusunda tespit edilemediği gerekçesiyle ret verildiği ancak dosya kapsamına göre toplanan deliller doğrultusunda bu tespitin yerinde olmadığı bu nedenle alınan bilirkişi raporuna göre davacının 01.01.2002 - 12.06.2014 yılları arasında 5042 günlük çalışmasının olduğu ve bu hizmetinin varlığının davacı taraf tanıkları ve resen seçilen kamu tanıklarının beyanları ile de desteklenmiş olması,
davacının 2009/10-11 dönemine ilişkin satış yaptığı ürün faturaları, davacının ÇKS kayıtları, ...
İlçe Jandarma Komutanlığına yaptırılan araştırmada davacının 2002-2014 yılları arasında kesintisiz tarımsal faaliyet yürüttüğüne dair yapılan tespit, Ziraat Oda kaydı nazara alındığında, tespiti talep edilen hizmetin kuruma bildirilmediği kanaatine varılarak 16.04.2021 tarihli bilirkişi raporu da hükme esas alınıp ve bu suretle davacı tarafın haklılığının anlaşıldığı" gerekçesiyle;
"Davanın kabulü ile davacının 01.01.2002-12.06.2014 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile "...Yukarıda açıklanan mevzuat uyarınca tarım faaliyeti nedeniyle 01.09.1997 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescil edilen davacının 6552 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 54 üncü maddenin dördüncü fıkrasına rağmen ilgili düzenleme yürürlüğe girdikten sonra Kurum tarafından davacının oda kaydının usulsüz olduğu gerekçesiyle sigortasının iptal edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere dosya içeriğinden tespit edilen bilgi ve belgelere göre davacının kendi nam ve hesabına tarım faaliyeti yürüttüğü, düzenli olarak primlerini ödediği anlaşıldığından Kurum tarafından açıkça yasaya aykırı işlem tesis edildiği" gerekçesiyle;
"1-Davalı Kurum vekilinin, ... 1. Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin 2020/46 Esas, 2021/543 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine," karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 16.11.2022 tarihli ve E.2022/10893, K.2022/14355 sayılı kararında.
"Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak ilk tescilinin 01.09.1997 tarihi olduğu, davacı tarafından 21.07.2008 tarihinde toplu prim ödemesi yapıldığı, ardından düzenli olarak prim ödemelerini yatırdığı, en son prim ödemesinin 12.06.2014 tarihli olduğu, 1997, 1999 ve 2001 yıllarında ürün satışından kaynaklı prim tevkifatlarının bulunduğu, 16 yıl 9 ay 2 günlük hizmeti Kurum tarafından kabul edilmiş iken Kurum denetmeni tarafından yapılan inceleme sonucunda Ziraat Odası kayıtlarının usulsüz olması dolayısıyla davacının bir kısım hizmetlerinin iptal edildiği,
denetmen raporunda davacının meslek odası üye kayıt defterinde şahsa ait kaydın bulunmasına rağmen üye kayıt tarihi ile ilgili yönetim kurulu kararının bulunmaması, kişiye ait üyelik özlük dosyasının olmaması, üye kayıt defterinde üye kayıt tarihlerinin bulunmaması ve üye kayıt defterinde boş satırların bulunması nedeniyle şahsın ...
Ziraat Odasındaki üyelik başlangıç ve üyelik terk tarihleri ile ilgili olarak herhangi bir tespitin yapılamadığının belirtildiği, davacının 01.09.1997 tarihli Bağ-Kur'a giriş belgesinin mevcut olduğu, aralarında muhtar ve azaların da bulunduğu tanıkların, davacının icar yoluyla tarım yaptığını, kendisine ait traktörü ve tarım aletlerinin bulunduğunu beyan ettikleri, Ziraat Odası yazı cevabına göre davacının 12.04.1997 - 02.06.2014 tarihleri arasında üye kaydının bulunduğu, davacının 2003, 2004, 2010, 2011 ve 2013 yıllarına ilişkin Çiftçi Kayıt Sisteminde kaydının bulunduğu,
bu kayıtlara göre ürün yetiştirdiği tarım arazilerinin kiralanarak kullanıldığı, kolluk tarafından davacının 2002-2014 yılları arasında çiftçilik yaptığı, çiftçilik yaptığı tarlaları kiralamak suretiyle kullandığı, kendisine ait traktör ve aletleri kullandığı hususlarının tespit edildiği, davacı vekili tarafından 2004, 2005, 2009 yıllarına ilişkin özel şirketlere yapılan mal satışına ilişkin bir kısım makbuzların dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
6552 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 54 üncü madde “Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine,
Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22.03.1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır..." hükmünü içermekte olup anılan yasal düzenlemeyle getirilen lehe uygulamanın,
sahte sigortalılıkta uygulanması mümkün değil ise de Mahkemece öncelikle sigortalının anılan yasal düzenlemeden yararlandırılıp yararlandırılmayacağı yararlandırma hususunun Kurumun kabulünde olup olmadığı konusunda davacıya verilecek mehille kuruma başvuru sağlanmalı ve varılacak sonuca göre değerlendirme yapılmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni" olduğu gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak ilk tescilinin 01.09.1997 tarihi olduğu, davacı tarafından 21.07.2008 tarihinde toplu prim ödemesi yapıldığı, ardından düzenli olarak prim ödemelerini yatırdığı, en son prim ödemesinin 12.06.2014 tarihli olduğu, 1997, 1999 ve 2001 yıllarında ürün satışından kaynaklı prim tevkifatlarının bulunduğu,
16 yıl 9 ay 2 günlük hizmeti Kurum tarafından kabul edilmiş iken Kurum denetmeni tarafından yapılan inceleme sonucunda Ziraat Odası kayıtlarının usulsüz olması dolayısıyla davacının bir kısım hizmetlerinin iptal edildiği, denetmen raporunda davacının meslek odası üye kayıt defterinde şahsa ait kaydın bulunmasına rağmen üye kayıt tarihi ile ilgili yönetim kurulu kararının bulunmaması, kişiye ait üyelik özlük dosyasının olmaması, üye kayıt defterinde üye kayıt tarihlerinin bulunmaması ve üye kayıt defterinde boş satırların bulunması nedeniyle şahsın ...
Ziraat Odasındaki üyelik başlangıç ve üyelik terk tarihleri ile ilgili olarak herhangi bir tespitin yapılamadığının belirtildiği, davacının 01.09.1997 tarihli Bağ-Kur'a giriş belgesinin mevcut olduğu, aralarında muhtar ve azaların da bulunduğu tanıkların, davacının icar yoluyla tarım yaptığını, kendisine ait traktörü ve tarım aletlerinin bulunduğunu beyan ettikleri, Ziraat Odası yazı cevabına göre davacının 12.04.1997 - 02.06.2014 tarihleri arasında üye kaydının bulunduğu, davacının 2003, 2004, 2010, 2011 ve 2013 yıllarına ilişkin Çiftçi Kayıt Sisteminde kaydının bulunduğu,
bu kayıtlara göre ürün yetiştirdiği tarım arazilerinin kiralanarak kullanıldığı, kolluk tarafından davacının 2002-2014 yılları arasında çiftçilik yaptığı, çiftçilik yaptığı tarlaları kiralamak suretiyle kullandığı, kendisine ait traktör ve aletleri kullandığı hususlarının tespit edildiği, davacı vekili tarafından 2004, 2005, 2009 yıllarına ilişkin özel şirketlere yapılan mal satışına ilişkin bir kısım makbuzların dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.11.2022 tarih ve 2022/10893 Esas, 2022/14355 Karar sayılı ilamı ile belirtilen 6552 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 54 üncü madde hükmü ile düzenlenen lehe uygulamadan sigortalının yararlandırılıp yararlandırılmayacağı hususunda davacı vekilince Kuruma başvuru yapılmış, Kurum tarafından 08.05.2023 tarihli cevabi yazısı ile başvurunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tarım faaliyeti nedeniyle 01.09.1997 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescil edilen davacının 6552 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 54 üncü madde hükmü ile düzenlenen lehe uygulamadan yararlandırılmayacağı hususu anlaşılmış olmakla; davacının kendi nam ve hesabına tarım faaliyeti yürüttüğü, düzenli olarak primlerini ödediği anlaşıldığı" gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile davacının 01.01.2002-12.06.2014 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur Sigortalısı olduğunun tespitine," karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu, kurum işleminin yerinde olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371; 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz sebeplerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10194, K. 2023/10716, 2 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama