KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/10259 E., 2023/10986 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/17 E., 2023/201 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.474 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı, davalı iş yerinde 26.04.2002 - 31.12.2016 tarihleri arasında sürdürmüş olduğu çalışmasının/hizmetinin tespitine, varsa diğer hizmetleriyle birleştirilmesine karar verilmesini dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının davalı site yönetiminin kapıcısı/ kalorifercisi olmadığını, davacının esi ile site yönetimi arasında kira sözleşmesi olduğunu, açılan davanın kötü niyetli olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun davanın açılmasına sebep vermemiş olup davaya kanuni taraf olarak katılmakta olduğumuzdan masraf ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, ayrıca davaya fer'i müdahil olarak katılma talebinde bulunduklarını ve açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2018 tarih ve 2017/29-2018/490 sayılı ilamı ile "davacının yaptığı işlerin eşine yardım mahiyetinde olduğu apartmanın kapıcısı olarak davacı eşi ...'ın çalışmış olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2019 tarih ve 2018/2014-2019/195 sayılı kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 26.12.2019 tarih ve 2019/1939 -2019/8156 sayılı kararında;
Yapılacak iş, öncelikle ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının çalıştığını iddia ettiği davalı apartmanda ve bu apartmana komşu olan apartmanlarda oturan veya işyeri bulunan kişileri ve komşu apartmanlarda kapıcı olarak çalışanlar ile dava konusu apartmana yakın bakkal ve apartman yöneticilerini tanık olarak dinleyerek davacının tüm mesaisini davalı apartmana hasredip hasretmediği, davacının davalı ... dışında başkaca hizmet verip vermediği araştırılarak,
davacının davalı ... nezdinde apartman görevlisi olarak hizmette bulunduğunun tespit edilmesi halinde, davalı apartmanın büyüklüğü, daire sayısı, bahçesi, büyüklüğü, ısınma sistemi göz önünde bulundurularak çalışmanın kısmî süreli olup olmadığı saptanarak sonucuna göre karar vermek, kısmî süreli çalıştığının kabulü halinde ise, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek,
4857 sayılı İş Kanunu’nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç işgücüne karşılık olduğunu belirlemek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi ile çalışmanın niteliğini ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra Mahkemece sonucuna göre karar vermekten ibarettir hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kısmen kabulüne, Davacının 2003, 2004, 2005, 2006 yıllarının tamamında, 2002/05-06-07-08-09-10-11-12, 2007/01-02-03-04-05-06-07-08, 2008/12, 2009/01-02-03-04-05, 2014/10-11-12, 2015/01-02-03-04-05-06 -07-08 dönemlerinde davalı ... yönetiminde asgari ücret ile ayda 16 gün olmak üzere apartman görevlisi/ kapıcı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin hizmet tespiti isteminin reddine" karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün bu yönden temyizen bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili; davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili; Yerel Mahkeme tarafından yalnızca yetersiz tanık beyanları doğrultusunda, davacının davalıya ait iş yerinde çalıştığının kısmi olarak tespiti yönünde karara varılmasının dosya kapsamına, Yargıtay içtihatlarına ve yasal mevzuata aykırılık teşkil ettiğini belirterek hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
2.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555- 03.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
3.01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.
5510 sayılı Kanun'un anılan 53 üncü maddesi, 6111 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33 üncü madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “...33... maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir. Başka bir deyişle 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi ve bu maddede yapılan değişikliklerin ancak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanabilecekleri dikkate alınmalıdır.
5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin olarak bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve Kanun kapsamında gerçekleştiği belirlenmeli, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin sigortalının hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı ortaya konulmalıdır.
Şu durumda 506 sayılı (hizmet akdine dayalı olarak işveren/işverenler tarafından çalıştırılma) ve 1479 sayılı (hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma) Kanun'lar kapsamında veya 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri çerçevesinde birleşen (çakışan) zorunlu sigortalılık olgusuna ilişkin olarak.
5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden baskın sigortalılığa üstünlük tanınmalı, 01.10.2008 – 01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir.
3.Değerlendirme Somut olayda, davalı ... tek blok 22 daireden ibaret olup davacının farazi olarak günlük 4 saat zaman harcadığı soyut olarak ve delillendirilmeden fazla kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuşsa da, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya elverişli değildir.
Mahkemece yapılacak iş; davacının otopark, bahçe ve apartman temizliği için kaç saat mesai harcadığı, apartmanın kaloriferli olup olmadığı, doğal gaza geçilmişse hangi tarihte geçildiği, kaloriferle ısınmanın söz konusu olduğu dönemlerde davacının kalorifer yakmaya ehil olup olmadığı, ateşçi belgesi bulunup bulunmadığı, tüm tanık beyanları dikkate alınarak belirlemek, davacının sürekli olarak bir günde kaç saat çalıştığı, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63 üncü maddesi gereğince 7.5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu açıkça saptanarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Davacının talep ettiği dönemde 2926 sayılı Kanun'a tabi zorunlu sigortalılığı bulunduğundan, 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık dosyası da celp edilmeli, davacının 4/1-a ve 4/1-b kapsamında çalıştığı süreler belirlenmeli, her iki sigortalılıkta geçen süreler yönünden çakışma olması halinde yukarıda açıklandığı üzere dönemler itibariyle çakışma durumları incelenerek ve buna göre araştırma yapılarak, geçerli kabul edilmesi gereken sigortalılık statüsü tespit edilmelidir.
Kabule göre davacının hangi tarihler arasında çalıştığının hükümde infaza elverişli şekilde gösterilmemesi, isteğe bağlı sigortalı olduğu sürelerin dışlanması hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz giderinin ilgililere iadesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10259, K. 2023/10986, 8 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama