KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/11843 E., 2023/11975 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/147 E., 2021/227 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.976 kelime·10 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... sicil sayılı iş yeriyle ilgili olarak 02.08.2016 tarih ve 10515525 sayılı aylık prim hizmet bildirgesi kanun numarası değişikliği konulu yazılı müracaatı ile 5510 sayılı Kanun iptali ve 6111 sayılı Kanuna göre ek aylık prim ve hizmet belgesi belgelerindeki kanun numarasının 6111 sayılı Kanun teşvikine dönüştürülmesi talebinin davalı kurumca 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelge gerekçe gösterilerek reddedildiğini, Kurumun genelge ile yetkisini aştığını, kendisini kanun koyucu yerine koyarak kanunda getirilen teşvikten yararlanma imkanını ortadan kaldırdığını,
müvekkilinin talebine olumsuz cevap verdiğini ve iptal ve asıl APHB belgelerini işleme koymayarak talebi reddettiğini, 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesi ve sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinin 103 üncü maddesi gereğince müvekkilinin müracaatının işleme alınması gerektiğini beyanla davalı Kurumun 03.08.2016 tarih ve 44221788/206909012016/E.4256930-AY sayılı işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu,
bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde " Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde Kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, ilk bozma öncesi verilen ilk kararı ile Sosyal Sigorta İşletmeliği Yönetmeliği 103/4-f hükmü ile işverenlerin teşvik başvurularında geriye dönük talepte bulunabilmeleri ve daha önce hatalı şekilde seçtikleri teşvik uygulamalarını düzelterek değiştirebilmeleri hususunda özel düzenleme yapılmıştır.
Davalı şirketin prim teşvikinden yararlanma başvurusu ile hatalı olarak 5510 sayılı Kanun numarasını seçtiği, daha sonra dava konusu 6111 sayılı Kanun numarası seçilerek düzeltme başvurusunda bulunduğu, Kurumun talebi reddettiği anlaşılmış ise de davacının başvurusunun yasaya uygun olduğu, işleme alınması gerektiği, prim teşvikinden 6111 sayılı Kanun ile değişik 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi gereğince yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmış ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacının davasının kabulüne davacının 1073218 sicil sayılı iş yeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'un ek geçici 10 uncu maddesi kapsamında geriye dönük prim teşviğinden yararlanmaya ilişkin 02.08.2016 tarihli ve 10515525 sayılı başvurusunun Kurumca reddine ilişkin 03.08.2016 tarih 44221788/206909012016/E.4256930-AY sayılı işleminin iptaline, davacının başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma öncesi verilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, 18.03.2015 tarih, 2015/10 sayılı genelge hükümleri karşısında davacının isteminin kabulüne olanak bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin ilk bozma öncesi verdiği kararı ile davacının 5510 Kanun numarası seçerek prim teşvikinden yararlandığı ve süresi içerisinde aylık prim ve hizmet belgesini verdiği noktasında bur uyuşmazlık bulunmamaktadır. Geçici Madde 10'da prim teşvikinden yararlanmak isteyen işverenlerin "çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak; 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi" koşulu bulunmakta olup teşvik yanlış seçilmiş olsa dahi aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma gönderen işverenlerin, prim teşvik maddesini yanlış seçtikleri gerekçesiyle 4447 sayılı Kanun'un Geçici Madde 10/5 fıkrası kapsamında bildirgeyi vermiş sayılmayacakları iddiası da hukuki dayanaktan yoksundur.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma ilamı ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılma istemi ile 14.10.2016 tarihinde açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17 nci Madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki Mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir.
Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. - 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtayın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir. denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci Maddesinin 4 üncü Fıkrası hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. - 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olup, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtayın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup bu yönde bir uygulama yapılmasına imkân bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil edeceği, buna göre;
usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verileceği açık olup eldeki davada 27579 sayılı sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinin 103/4-f maddesi " daha önce kuruma belge türü veya kanun numarası hata ile seçilerek verilmiş olan prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç,
belgede kayıtlı sigortalılar ve sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır. Bu nitelikte verilen aylık ve hizmet belgelerine idari para cezası uygulanmaz.
Sonradan düzeltme amaçlı verilen belge ile fiili hizmet süresi zammı kazandırılması halinde söz konusu belgenin işleme alınmasında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında belirtilen usul izlenir." hükmüne amir olup Sosyal Sigorta yönetmeliği 103/4-f hükmü ile işverenlerin teşvik başvurularında geriye dönük talepte bulunabilmeleri ve daha önce hatalı şekilde seçtikleri teşvik uygulamalarını düzelterek değiştirebilmeleri hususunda özel düzenleme yapılmış olup davalı şirketin prim teşvikinden yararlanma başvurusu ile hatalı olarak 5510 sayılı Kanun numarasını seçtiği,
daha sonra dava konusu 6111 sayılı Kanun numarası seçilerek düzeltme başvurusunda bulunduğu, Kurumun talebi reddettiği anlaşılmış ise de davacının başvurusunun yasaya uygun olduğu, işleme alınması gerektiği, prim teşvikinden 6111 sayılı Kanun ile değişik 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi gereğince yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmış,
davacının davasının kabulü ile davacının 1073218 sicil sayılı iş yeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'un ek geçici 10 uncu maddesi kapsamında geriye dönük prim teşviğinden yararlanmaya ilişkin 02.08.2016 tarihli ve 10515525 sayılı başvurusunun kurumca reddine ilişkin 03.08.2016 tarih 44221788/206909012016/E.4256930-AY sayılı işleminin iptaline, davacının başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamanda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.
2.Eldeki davada, Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17. Maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 30.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu Maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmiş olması karşısında,
davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak Kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından, davacının talebine konu tüm dönemlerin açıkça belirtilerek davalı Kurumca belgelerin işleme alınıp alınmadığı hususunun sorulması ile işleme alınması halinde davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11843, K. 2023/11975, 28 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama