KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/12586 E., 2024/12646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1597 E., 2023/2093 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çerkezköy 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/756 E., 2023/85 K.
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 30.03.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 458.815,96 TL maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak 151.065,99 TL'nin kaza tarihi olan 30.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalının daimi işçisi olmayıp yoğun iş olduğu zamanlarda işbaşına ücret alarak günübirlik çalıştığını, olayın gerçekleştiği gün ise marangozhane kapalı olup işyerinde çalışma da bulunmadığını, olayın davalıya ait işyerinde gerçekleştiği yönünde yeterli kanıt olmamasına karşın hatalı olarak iş kazası olduğuna dair karara varıldığını, davacının davalının çalışanı olarak kabul edilmesi halinde yükümlülüklerinin mevcut olduğunu, Kanunun açıkça çalışana yüklediği tüm sorumluluk davacı yanca ihlal edildiğini, fakat Mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu durum hiç dikkate alınmadan olaya,
kanuna ve hakkaniyete aykırı olarak sadece %25 kusur verildiğini, davalı ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, olayın tamamen davacının ağır kusuru ile meydana geldiğini, maddi tazminat hesabı hususundaki bilirkişi raporundaki hesaplamaların hukuka aykırı ve hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yaralanması ile sonuçlanan olayda davacının % 29 oranında maluliyete uğradığının tespit edildiği kusur durumunun tespiti için alınan raporda davalının kazada %75, davacının %25 kusurlu olduğunun açıklandığı, Mahkemece alınan ve davacının karşılanmamış zararını belirleyen bilirkişi tarafından yaş, bakiye ömür, ücret, işlemiş kazanç dönemi geliri, iskontolu kazanç dönemi geliri ve emeklilik geliri, maluliyet oranı ve kusur durumları gibi tazminat unsurlarının gözönüne alındığının görüldüğü,
davacının ıslah talebi ve SGK'nın ödediği ilk peşin sermaye bedeli dikkate alındığında hüküm altına alınan alacakta hata olmadığının tespit edildiği, kusur bilirkişisinden alınan raporda kazada davalının kazada %75, davacının %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği görülmekle bu kusur raporunun gerekçeli, açıklayıcı ve olaya uygun olduğundan hükme esas kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık, yeterli, denetime elverişli, yerleşik yargısal kararlara uygun olduğu ve doğru hesaplamalar içerdiği sabit olduğundan, davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinafının haklı olmadığının anlaşıldığı, buna göre; tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi,
dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı vekilinin temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirildiği hususları da dikkate alınarak, tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12586, K. 2024/12646, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama