KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13222 E., 2024/8 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/67 E., 2023/646 K.
- Hüküm/karar
- Kabul
Karar Metni
1.764 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı Kurum vekili asıl ve birleşen davalardaki dava dilekçelerinde özetle; sigortalı ...'ın 17.11.2005 tarihinde geçirdiği trafik-iş kazası sebebiyle hak sahiplerine toplam 2.143,24 TL gelir bağlandığı, davalı şirkete ait olan ve davalı kişinin sevk ve idaresindeki aracın doğu çevre yolunda takla atması ve yoldan çıkması neticesinde sigortalı ...'ın vefatı ve 6 kişinin yaralanması ile sonuçlanan kazada davalıların kusurlu olduğu iddiasıyla Kurum zararının ıslahen 25.749,62 TL' sinin faizleri ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı ... İnşaat Taahhüt Nakliye Peyzaj Temizlik Petrol Asfalt Madencilik Taş Ocağı İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya konu 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında kazaya plakası belirsiz sarı renkli bir çekicinin sebep olduğunun tanıklarca beyan edildiği, bu çekicinin davalı şirkete ait olan ve davalı ...'ın kullanımındaki 16 HF 553 plaka sayılı kamyonun gitmekte olduğu şeride tecavüzü nedeniyle kazanın kaçınılmaz bir şekilde meydana geldiği, davalının asli kusurlu olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; hak sahiplerine 06.04.2006 tarihinde ödenen 37.952,17 TL ve alınan ibraname ile davalı ... şirketinin herhangi bir sorumluluğu kalmadığı, hak sahiplerinin açtığı tazminat davası sırasında ödeme yapıldığı, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğu, faizin tahsis onay tarihinden istenmesine itirazları olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... aşamalarda özetle; işverenin asli kusurlu olduğu ve kendisine kusur atfedilemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkeme 19.12.2011 tarihli ve 2007/64 Esas, 2011/846 Karar sayılı karar ile Kurum sigortalısı ...'ın vefatı ile sonuçlanan trafik kazasında davalı ...'nun %100 kusurlu olduğunu belirleyen bilirkişi raporuna itibarla kusur izafe edilmeyen davalı Karacan şirketi yönünden açılan dava reddedilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.071,62 TL peşin değerli gelirin 28.11.2006 gelir bağlama onay tarihinden itibaren davalı ...’nden alınarak davacı Kuruma ödenmesine, Karacan inşaat Taah. Nak. Pet. Tic. Ltd. Şti. ne yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 19.12.2011 tarihli ve 2007/64 Esas, 2011/846 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemiz tarafından 07.12.2015 tarihli ve 2015/9912 Esas, 2015/21554 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...1. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, davalının rücu alacağından sorumluluğu, ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Davaya konu somut olayda, sigortalı, davalı işveren ..... İnş. Tic. Ltd. Şti’ye ait olan ve davalı ...’nun kullandığı araç ile seyir halinde iken tek taraflı kaza sonucu vefat etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan üç kişilik makine ve Trafik işletme Mühendisi bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda davalı işverenin kusursuz, davalı ...’nun % 100 oranında kusurlu bulunduğu bildirilmiş ise de, işverenin kusurunun irdelemesinin yetersiz olduğu anlaşılmakla, anılan rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, işverenin sorumluluğunun belirlenmesi için, öncelikle ceza davasının sonucu araştırılarak, kesinleşmesi beklenerek, sonrasında, kusurun varlığına ilişkin maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, trafik-iş kazasının ne şekilde olduğu, davalı ...’nun yola çıkmadan önce yeterli dinlenme imkanına sahip olup olmadığı, yolun mesafesi ve kullanılan aracın niteliğine göre yardımcı şoförle seyir zorunluluğunun bulunup bulunmadığı,
aracın yolcu taşımaya elverişli olup olmadığı, yapılan yolculuk esnasında yeterli dinlenme molasının verilmesinin sağlanıp sağlanmadığı hususları tespit edilerek, İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatı ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi veya bilirkişilerden, iş güvenliği mevzuatına göre işverence hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı irdelenecek şekilde, kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınarak, varılacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması;
2. Mahkemece, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin '…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…' bölümünün Anayasa Mahkemesinin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonucu oluşan hukuki durum dikkate alınarak karar verilmiş ise de, Kurumun rücu alacağının, hak sahiplerine yapılan yardımların ilk peşin sermaye değeri ve gelirden çıkanlar yönünden ise fiili ödemenin ilk peşin sermaye değerinden düşük olması şartı ile fiili ödeme tutarı ile sınırlı olup mahkemece,
sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların ilk peşin sermaye değeri ile gelirden çıkanlara yapılan fiili ödeme tutarı Kurumdan sorularak, davacının talebi de gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması;
3. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında 'hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir', hükmü öngörülmüş olup, anılan hükme aykırı olarak, davacının birleşen davada açıkça Anadolu Sigorta A.Ş. hakkında da talepte bulunduğu gözönünde bulundurularak, bu davalı yönünden aleyhe veya lehe bir hüküm kurulmaması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza günü itibariyle geçerli sigortası ve muayenesi bulunan 16 HF 553 plaka sayılı araç (kamyonet) sürücüsü davalı ...'ın Yüksek İhtisas istikametinden Çöplük Kavşağı istikametine 11 Eylül Bulvarı orta şerit üzeri seyir halindeyken kazazede yolcuların da ifadesi doğrultusunda gidişe göre sol şeritte kendisiyle aynı istikamette çekişmeli münakaşalı seyri esnasında bahse konu kaza mahalline gelindiğinde yolun diğer araçların risk algılamasını analizini yeterince yapmadan ve aracının teknik özelliklerini göz önüne almadan,
ağır vasıta aracın kamyonetin sol tarafından sağa doğru çok yaklaşması sonucu kamyonet sürücüsünün sağa dikkatsiz, tehlikeli ve kontrolsüzce ani direksiyon manevrası ile yol üzerinde sağa kavislenen 17 metrelik lastik sürtünme-savrulma izinin ardından aracının direksiyon hakimiyetini kaybettiği; araç önce sağa ön burun kısımlarıyla banket ve toprak zemine çarpıp takla atarak sol yan kısımları üzerine düşüp sürüklenmesiyle neticelenen, olay yerinde yaralamalı, hastaneye sevkte vefat olunması sonucu ölümlü yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği; olayın "iş kazası" olduğu;
davalı ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Aksine bir işaret bulunmadıkça, trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek” şeklinde tarif edilen kural ile yine aynı Kanunun “Araçların hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, hava, yol, ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak” şeklinde tarif edilen kuralları ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda % 50 oranında kusurlu olduğu;
davalı işveren şirketin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Gabari dışı yük yüklemek, taşınan yük üzerine veya araç dışına yolcu bindirmek," şeklinde tarif edilen kuralı ihlal ederek meydana gelen kazada kullanılmakta olan araç ve gereci noksansız bulundurmak yükümlülüğü ile gerekli gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, iş güvenliği ve işçi sağlığı önlemlerinin alınıp denetlenmemiş olmasından kaynaklı ihmali sorumluluğu olduğundan % 40 oranında kusurlu olduğu;
tescil plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen ve sarı renkli vinç monteli kamyon olduğu beyan edilen aracın 2918 sayılı Kanundaki “Şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak” şeklinde tarif edilen kuralı ihlal ettiği düşünüldüğünden % 10 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 25.749,62 TL'nin, davalı ...
Anonim Türk Sigorta Şirketi açısından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporların hükme elverişli olmadığı, Kurumun rücu edebileceği miktarın daha yüksek olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigorta şirketine zararın ödetilmesi gerektiği, müştereken ve müteselsilen sorumlu olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... İnşaat Taahhüt Nakliye Peyzaj Temizlik Petrol Asfalt Madencilik Taş Ocağı İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesinleşen hak sahipliği dosyasında işveren %10 kusur izafe edildiği, illiyet bağının kesildiği, kazadan sorumlu olmadığı, kusur atfedilemeyeceği, meçhul araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; ödeme yapıldığı ve bu tutarın poliçe limitinden düşülmesi gerektiği, araç sürücüsünü olayın oluşumunda kusuru bulunmadığı, ıslah tarihinden yasal faize hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuan tahsili davasıdır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 506 sayılı Kanunu'nun 26 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkeme kararlarının 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde tanımlanan unsurları taşıması ve "tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri"ni içermesi gerekir. Eldeki dosyada; davalı şirket unvanının karar başlığında, anılan düzenlemeye aykırı biçimde hatalı yazılması ve davalı ... Karakaşlıoğlun'un adının mükerrer yazılması usul ve yasaya aykırı, bozma nedenidir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesi hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine;
2. Temyiz olunan, Mahkeme kararının; karar başlığının davalı bölümünün,
A. (3) numaralı sırasında yer alan "..." unvanı silinerek yerine "... İnşaat Taahhüt Nakliye Peyzaj Temizlik Petrol Asfalt Madencilik Taş Ocağı İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi" yazılması,
B. (4) numaralı sırasında yer alan "..."nun mükerrer olması nedeniyle silinerek karar başlığından çıkarılması,
Suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
3. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13222, K. 2024/8, 15 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama