KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13572 E., 2023/13507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/115 E., 2023/202 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.407 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında Mahkemede görülen resen tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destek prim tahakkukuna ilişkin Kurum işlemlerinin iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının kurumdan emekli aylığı aldığını, davalı Kurumun 31.05.2013 tarihli yazısı ile davacının 8.547,24 TL SGDP borcu bulunduğu ve ödemediği takdirde aylıklarından kesileceğinin bildirildiğini, davacının ortağı ile birlikte 22.06.1993 tarihinde "... Giyim İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.'ni" kurduğunu, şirketin 2000 yılından itibaren hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını ileri sürerek; davalı kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkeme, ilk bozma öncesi ilk kararında; "... Giyim İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapılan zabıta araştırmasında, şirketin 1995 yılına kadar faaliyet gösterip, uzun süre önce terk ettiği tespit edilmiştir.
Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünce verilen cevabi yazıda, ... Giyim İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.nin 30.04.2010 tarihinde resen terk edildiği bildirilmiştir.
Tüm yukarıda açıklananlar, yapılan araştırma ve tespitler birlikte değerlendirildiğinde; davacının emekli olduktan sonra 30.04.2010 tarihinden sonra gelir getirici bir faaliyeti ve çalışması olmadığı, faaliyetin fiili olmayıp, kağıt üzerinde kaldığı anlaşılmakla davanın kabulüne davacının 30.04.2010 tarihinden itibaren SGDP yükümlüsü olmadığının tespitine, buna aykırı kurum işleminin iptaline, .." dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma öncesi ilk kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, ilk bozma ilamında özetle: "...Davaya konu olayda; davacının talebinin 2000 yılından itibaren faaliyetinin olmaması nedeniyle, davalı Kurumca 01.02.2004 tarihinden itibaren yapılan sosyal güvenlik destek primi tahakkukuna dair işlemin iptaline yönelmesi ile mahkemece kısa kararda davanın kabulüne denildikten sonra, davacının talebinden çok sonraki bir tarih karar yerinde gösterilmek suretiyle, 30.04.2010 tarihinden itibaren SGDP yükümlüsü olmadığının tespitine, dair karar verilmesi nedeniyle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın kendi içerisinde çelişki barındırdığı ve bu hali ile infaza elverişli olmadığı dikkate alındığında, çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.." denilerek karar bozulmuştur.
B.Mahkemece 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile "...davanın kısmen kabulü ile davacının 30.04.2010 tarihinden itibaren SGDP yükümlüsü olmadığının tespitine, buna aykırı kurum işleminin iptaline,.." dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği ikinci bozma ilamı ile; "...Eldeki davada, 1992 yılından itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli olduğu anlaşılan davacı hakkında davalı kurumca, davacının 15.06.1993 tarihinden itibaren kurucu ortak olarak devam eden şirket ortaklığının bulunması nedeniyle 01.02.2004 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'un ek 20 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 30 uncu maddeleri kapsamında sosyal güvenlik destek primi tahakkuk ettirildiği ve davacı hakkında borç çıkartıldığı,
davacının ise ortağı olduğu şirketin vergi kaydının ve faaliyetinin 31.12.2000 tarihitarihi itibari ile son bulduğundan bahisle, kurumca tahakkuk ettirilen prim borcunun iptalini istediği, anlaşılmakta ise de, davacının emekli aylığından kesinti yapılıp yapılmadığı hususu araştırılmadığından, öncelikle davacı hakkında davalı Kurumca emekli maaşından yapılan kesintilerin olup olmadığı hususunun irdelenmesi, kesintilerin varlığı halinde davacının 1479 sayılı Kanun'un ek 20 nci ve 5510 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi kapsamında sorumluluğunun irdelenmesi gereklidir.
Diğer taraftan, 30.04.2010 tarihi ve sonrası bakımından tahakkuk veya kesinti yapılmamış olduğunun anlaşılması halinde ise, 18.5.2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, 2018 yılı Mart ayı ve önceki aylara ilişkin sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi,
sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacaklarının, kapsama alınmış olduğu dikkate alınmalı ve yasanın 10 uncu maddesinin 5 inci fıkrasındaki “ 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre sosyal güvenlik destek primi ödemesi gereken sigortalıların bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan sosyal güvenlik destek primi borçları ve bu borca bağlı gecikme cezası,
gecikme zammı gibi fer’i alacaklar terkin edilir.” Hükmü de dikkate alınmak suretiyle dava konusu olan 01.02.2004-01.06.2013 tarihleri arası bakımından tahakkuk ettirilen primler nedeniyle doğan borcun iptal edilip edilmediği, davalı Kurumdan sorulup, davanın konusuz kalıp kalmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi..." gereğine işaret edilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü kararı ile "...Bozma ilamı doğrultusunda kuruma müzekkere yazılarak, davacının emekli aylığından Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi tarihte kesinti yapıldığının ve kesinti miktarının bildirilmesi istenmiş, ayrıca dava konusu 01.02.2004-01.06.2013 tarihleri arası bakımından tahakkuk ettirilen primler nedeniyle doğan borcun iptal edilip edilmediği sorulmuştur.
Kurumdan gelen 03.11.2020 tarihli müzekker cevabında, davacının 01.10.2008 öncesi borcunu 7020 sayılı Kanun ile yapılandırıp ödendiği bildirilmiştir. Bu bağlamda davacının 01.10.2008 öncesine yönelik iptal talebinin konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin ise kurum işleminde yasa ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm yukarıda açıklananlar, Yargıtay Bozma İlamı, bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma, kurumdan gelen yazı cevabı birlikte değerlendirildiğinde, davacının 01.10.2008 öncesine ilişkin talebinin konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin reddine.." dair karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile: "...Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece 01.10.2008 tarihi öncesi bakımından verilen karar yerinde ise de, davacının 2013-2016 yılları arasında yaptığı ödemelerin varlığının anlaşılması karşısında, davalı Kurumun 01.02.2004-29.05.2013 tarihleri arasında kalan dönemde sosyal güvenlik destek primi tahakkukuna dair işleminin iptaline yönelen bu davasında, davacının 01.10.2008-30.04.2010 tarihleri arasında kalan dönemler bakımından kurumca tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destek primlerinden dolayı sorumluluğunun bulunduğu,
ne var ki, şirketin vergi kaydının resen terkin ettirildiği ve bu şekilde sona erdiği tarih olan 30.04.2010 itibari ile davacının sorumluluğunun ortadan kalkacağı hususunun gözetilmesi ile buna göre infaza elverişli ve davacının talebine uygun şekilde bir karar tesisi" gereklerine işaret edilerek karar 3. kez bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm yukarıda açıklananlar, Yargıtay Bozma İlamı ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.10.2008 öncesine ilişkin talebinin konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının 30.04.2010-29.05.2013 tarihleri arasında kalan dönemler yönünden SGDP yükümlüsü olmadığının tespitine, 01.10.2008-30.04.2010 tarihleri arasında kalan dönemler bakımından talebin reddine.." dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ise verilen kararın hatalı olduğunu, esasen davalı Kurumca davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve hukuki mevzuata da uygun olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, kısmen kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca yapılan sosyal güvenlik destek primi tahakkukuna dair işleminin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 5510 sayılı Kanun'un geçici 14 üncü maddesi yollaması ile 1479 sayılı Kanun'un ek 20 nci ve 5510 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13572, K. 2023/13507, 26 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama