KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/13797 E., 2024/96 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/263 E., 2023/550 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.626 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; 2002 yılında Çamlıca ...Ekmek Fabrikasında şoför olarak çalışmaya başladığını, işe başladığında davalı işyerinin ...'a ait olduğunu, daha sonra ünvan değişikliği ile ...'ın oğlu olan davalı ...'ın adı altında işyerinin faaliyetine devam ettiğini, daha sonra davalnın eşinin adı altında faaliyetine devam ettiğini, davalının eşinin adına olan işyerinin kapatılmasıyla davalı adına faaliyetine devam ettiğini, 2002 yılında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, en son 31.08.2008 tarihinde işten çıkarıldığını, 2002-2008 yılları arasında 10 aylık bir dönem dışında hizmetinin Kuruma bildirilmediğini, bu nedenle hizmetinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Bohça, cevap dilekçesi sunmamıştır.
2.Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
2.Davalı Kurum vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nin 29.04.2013 tarih 2010/652 Esas 2013/130 Karar sayılı ilamı ile davalı işyerinin dava konusu dönem içerisinde faal olduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, davacının davalı işyerinde 01.01.2002 tarihinden 31.08.2008 tarihleri arasında kesintisiz ve fiilen çalıştığı, davacının 11.08.2004 - 30.06.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kurum kayıtlarında gözüktüğü hükümde belirtilen çalışmalarının Kuruma bildirilmediği, gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile Davacının davalı işveren yanında,
01.01.2002- 30.06.2002 arası 180 gün günlük brüt 7.400,025 TL (7.40 TL)
01.07.2002- 31.12.2002 arası 180 gün günlük brüt 8.362.500 TL ( 8.36 TL )
01.01.2003- 31.12.2003 arası 360 gün günlük brüt 10.200.000 TL (10.20 TL)
01.01.2004- 30.06.2004 arası 180 gün günlük brüt 14.100.000 TL ( 10.20 TL )
01.07.2004- 31.12.2004 arası 40 gün günlük brüt 14.805.000 TL ( 14.10 TL )
01.01.2005- 31.12.2005 arası 360 gün günlük brüt 16,29 TL
01.01.2006- 31.12.2005 arası 360 gün günlük brüt 17,70 TL
01.01.2007- 30.06.2007 arası 180 gün günlük brüt 18,75 TL
01.07.2007- 31.12.2007 arası 180 gün günlük brüt 19,50 TL
01.01.2008- 30.06.2008 arası 180 gün günlük brüt 20,28 TL
01.07.2008- 31.08.2008 arası 60 gün günlük brüt 21,29 TL
Ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.06.2014 tarih 2013/13978 Esas, 2014/14164 Karar sayılı ilamıyla; "...Yapılacak iş, davacının 18.09.2007-06.10.2007 tarihleri arasında 24 gün dava dışı 1137451 sicil sayılı işyerinde sigortalı çalışması bulunduğundan ve dava bu işvereninde hak alanını ilgilendirdiğinden taraf haline getirilerek göstereceği delilleri toplamak, davacının 18.09.2007-06.10.2007 tarihleri arasında dava dışı 1137451 sicil sayılı işyerinde fiilen çalışığ çalışmadığını tespit etmek, dava konusu dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak,
bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, ..., zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları;
yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davalıya ait vergi kaydını getirtmek, davalıya ait işyeri 22.06.2000-30.09.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğundan 30.09.2005 tarihinden sonra da işyerinde fiilen çalışılıp çalışılmadığını tespit etmek, bu şekilde gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/10 uncu maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir. ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece davanın kabulüne dair karar verilmiş; karara karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarih 2017/5975 Esas, 2018/4543 Karar sayılı ilamıyla.
"Somut olayda, davacının davalıya ait ...sicil sayılı işyerinde 11.08.2004-30.06.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği, 1077021 sicil sayılı işyerinin 22.06.2000-30.06.2005 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu anlaşılmakla davalının ihtilaf konusu dönemin tamamınında vergi kaydı bulunup bulunmadığı, fiilen hangi tarihlerde unlu mamüller imalatı ve satışı işiyle uğraştığı ortaya konulmamıştır. Davalıya ait .... sicil sayılı işyeri Ümr.
M. .... Cad. ...lık Durağı No:246 İstanbul adresinde tescilli olup dinlenen davacı tanıklardan bir kısmı davalıya ait Çamlıca, Çekmeköy ve Maltepe adreslerinde fırın işyerlerinin bulunduğu ve davacının hepsinde çalıştığını beyan ettiklerine göre davalıya ait bu adreslerde tescilli işyeri bulunup bulunmadığı ve davalının bu adreslerdeki vergi kayıtları araştırılıp faaliyetinin hangi tarihe kadar devam ettiği tespit edilmelidir. Dosya kapsamında ...Unlu Mam. Şark. Tic. Ltd.
Şti.'ye ait 1062418 sicil sayılı işyerine ilişkin bilgiler bulunmakta olup davacının çalıştığını iddia ettiği işyeri burası ise davalı ... Yıldırımın bu şirketin ortağı olup olmadığı araştırılmalı ve gerektiğinde şirket davaya dahil edilmelidir.
Öte yandan uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça " davacının 18.09.2007-06.10.2007 tarihleri arasında 24 gün dava dışı 1137451 sicil sayılı işyerinde sigortalı çalışması bulunduğundan ve dava bu işvereninde hak alanını ilgilendirdiğinden taraf haline getirilerek göstereceği delilleri toplamak, davacının 18.09.2007-06.10.2007 tarihleri arasında dava dışı 1137451 sicil sayılı işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığını tespit etmek, dava konusu dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde,
..., zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak" gerektiği belirtildiği halde,
davacının hangi tarihlerde hangi adresteki işyerlerinde çalıştığı tespit edilerek dava konusu dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar veya komşu işyeri tanıkları resen tespit edililip beyanlarına başvurulmamış olup bozma sonrası davacının gösterdiği tanıkların beyanları ile yetinildiği gibi .... sicil sayılı işyeri sahibi ...'ya dava dilekçesi tebliğ edilip davaya dahil edildiği halde karar başlığında gösterilmemiş, leh yada aleyhine hüküm kurulmamış, davacının 18.09.2007-06.10.2007 tarihleri arasında 1137451 sicil sayılı işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı yönünde hiç bir araştırma yapılmamış,
davacının 18.09.2007-06.10.2007 tarihleri arasında 1137451 sicil sayılı işyerinden bildirilen çalışması iptal edilmeden veya dışlanmadan aynı tarihlerde davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabul kısmen reddine, -Davacının davalı işveren ... yanında; 01.01.2002-30.06.2002 tarihleri arasında, 180 gün, günlük 7,40 YTL brüt 01.07.2002-31.12.2002 tarihleri arasında, 180 gün, günlük 8,36 YTL brüt 01.01.2003-31.12.2003 tarihleri arasında, 360 gün, günlük 10,20 YTL brüt 01.01.2004-01.03.2004 tarihleri arasında, 90 gün, günlük 14,10 YTL brüt ücret ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uyulduğu halde gereklerinin yerine getirilmediğini, belirtilen nitelikte tanık dinlenmediğini, hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu berliterek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesine göre "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır."
3. Değerlendirme
1.Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.
506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre.
Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
2.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3-Sigortalı işe giriş bildirgesi veya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen diğer belgelerin Kuruma verilmesi ya da sigorta müfettişi tarafından tespit yapılması hâlinde hak düşürücü sürenin işlememe gerekçesi Kurumun sigortalı çalıştırıldığından haberdar olmasıdır. Halbuki blok çalışmanın bildirim öncesi kısmı için bu gerekçe geçerli değildir.
Bu nedenle blok çalışmada bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul etmek Kanun'daki açık düzenlemeye uygun olmayacağı gibi hak düşürücü süreninin işlevsiz hâle gelmesi sonucunu doğuracaktır.
Kanun'un açık hükmü karşısında sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulanması da mümkün olmayıp bu hâlde bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalının sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı devam etmektedir.
4.Somut olayda, Mahkemece hüküm altına alınan 01.01.2002-01.03.2004 tarihleri arasındaki dönem yönünden; davalı ... adına tescilli işyerinden 11.08.2004-30.06.2005 tarihleri arasında, davalı ... adına tescilli işyerinden 18.09.2007-06.10.2007 tarihleri arasında hizmet bildirimlerinin olduğu bu haliyle davacının çalışmalarının aralıklı olduğu anlaşılmakla, Mahkemece hüküm altına alınan dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin tartışılmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13797, K. 2024/96, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama