KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/4759 E., 2023/7546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2798 E., 2022/1427 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- ... İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/366 E., 2021/631 K.
Karar Metni
1.424 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın fer'i müdahil kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararın fer'i müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ...'ın davalı şirketlerde 2006- 27.02.2015 tarihleri arasında çalıştığını, davacının işyerinde çalışmasının sürekli ve kesintisiz olduğunu, iş yeri dosyası ve SSK kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, davalıların davacıyı 2006 yılı ve 2015 yılları arasında sigortasız çalıştırdığını, davacının ... İş Mahkemesinin 2015/268 E. - 2017/146 K. sayılı dosyası ile işçilik alacaklarının tüm davalılardan tahsili istemi ile dava açtığını, tüm işçilik alacaklarının tamamına hak kazandığını ve iş bu kararın kesinleştiğini belirterek davacının 2006 yılı ila 27.02.2015 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihin 2006 tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Feri müdahil kurum vekili; davacı tarafça açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılarca dosyaya cevap dilekçesi ibraz edilmediği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacı ...’ın davalı Fındıkkale Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. işyerinde, 01.02.2006 ile 01.01.2008 tarihleri arasında aylık 30 gün kesintisiz ve sürekli olarak. Seray Fındıkkale Taşımacılık Turizm Otomotiv Petrol Organizasyon Dağ.Tic.ve San.Limited Şirketi işyerinde, 01.01.2008 ile 01.01.2011 tarihleri arasında aylık 30 gün kesintisiz ve sürekli olarak.
Denizkale Taşımacılık Turizm Otomotiv Petrol Organizasyon Dağıtım Ticaret Limited Şirket isimli işyerinde, 01.01.2011 ile 27.01.2015 tarihleri arasında aylık 30 gün kesintisiz ve sürekli olarak hizmet akdine dayalı şekilde asgari ücretle çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına; dahili davalılar yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 11.10.2021 tarihli dilekçesi ile HMK'nın 305/A maddesi uyarınca dahili davalı ... yönünden hükmün tamamlanmasını talep etmesi üzerine, mahkemece 19.10.2021 tarihli ek karar ile kurulan hükümde dahili davalı ... yönünden hüküm kurulmadığı, davacının dahili davalı ...'in yanında çalışmadığını beyan ettiği anlaşıldığından, dahili davalı ... yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, infazda tereddüt oluşturmaması adına gerekçeli karardaki hüküm aynen alınmış, 5 inci bendinde ek olarak, dahili davalı ... yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer'i müdahil vekili; yasal dayanağını 506 sayılı Kanun'un 19/8 inci maddesinden alan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından tespit edilip edilmediğinin yöntemince araştırılması gerektiğini, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 6 ncı maddelerinde açıkça belirlendiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, işe giriş tarihinin işe giriş bildirgesinde gösterilen tarihten daha önceki bir tarihe de götürülemeyeceğini,
iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile özellikle ücret tediye bordrolarının celbedilmesi ve davacının isminin aranması gerektiğini, kurumun işlem yaparken resmi kayıt ve belgelere dayandığını, kurum kayıtları yazılı belgeler olduğu için, şayet esasa girilecekse, davanın ispatında tanık ifadesi ile yetinilmemesi, bu ifadelerin resmi kurum ve işyeri kayıtlarıyla örtüşmesi gerektiğini, davacının davasının ispatlayamadığını, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dönem bordro tanıklarınca davacının çalışmasının doğrulandığı, davalılar arasında organik bağ mevcut olup, Denizkale şirketinde çalışmaları bildirildiğinden hak düşürücü sürenin dolmadığı, Reisler ve ... şirketindeki çalışmaların fiili ve gerçek olduğu, iptal edilmesi gerekmediği, davacının aynı dönemde davalılar nezdinde de çalışma yaptığı, bu durumun Reisler döneminde yapılan çalışma döneminde davalı Denizkale tarafından da bildirim yapılmasından anlaşılabileceği;
davacı tarafından açılan alacak davasında alınan beyanlarla iş bu davada alınan beyanların da benzerlik gösterdiği, davacının davalılar bünyesinde çalıştığının hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlandığı gerekçesiyle, fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine
karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesindeki hususlar doğrultusunda temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK’nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2 nci maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 inci maddesine göre; "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde düzenlenmiş, anılan kanunun 306. maddesinde" (1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.
(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304. madde uyarınca işlem yapar.” şeklinde tavzihin usulü belirlenmiş bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren ve “Hükmün Tamamlanması” başlıklı HMK 305/A. maddesinde ise “Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un HMK 305/A maddesine göre taraflardan her biri nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilirler.
Öte yandan, usul yasaları yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal uygulanmaya başlamaktadır.
Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme ya da çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hâkim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise ya da uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir.
Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unutulan bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz.
Tavzihin amacı hükmü değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak ya da hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddüdü gidermek ya da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur ya da hükümdeki çelişkiler giderilir.
Bu kapsamda tavzih yolu ile taraf değiştirilemeyeceği gibi taraf olmayan biri taraf konumuna getirilemez ve taraf konumunda olan biri taraf konumundan çıkarılamaz. Aynı şekilde taraflardan birine yüklenen yükümlülük artırılamaz ya da azaltılamaz.
3. Değerlendirme
Eldeki dosyada, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere davalı ... yönünden hüküm kurulmasının unutulduğu, karar tebliğinden sonra davacının talebi üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu!n 305/a maddesi kapsamında hüküm fıkrasına bir bend daha eklendiği belirtilmek suretiyle davalı ... hakkında ek karar verilmiş ise de, anılan Kanun'un 305/A maddesindeki düzenleme talepler hakkındaki eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin olup, taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Bu husus ancak temyiz konusu yapılabilir. Bu sebeple mahkemece talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüyle maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin tavzih kararı şeklinde yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4759, K. 2023/7546, 5 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama