İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/5600 K.2023/6424

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın tespiti ve yaşlılık aylığı tahsisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye…

Esas2023/5600Karar2023/6424Tarih6 Haziran 2023Okuma10 dk · 1.976 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/5600 E., 2023/6424 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Haziran 2023
Mahkemesi
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/1270 E., 2022/1689 K.
Karar
Kabul
İlk derece mahkemesi
Elazığ İş Mahkemesi
Sayısı
2020/239 E., 2020/573 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.976 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın tespiti ve yaşlılık aylığı tahsisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun vergi kaydı olmadığı gerekçesiyle iptal ettiği 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmaz ise iyi niyetli olarak tüm prim ve gecikme cezalarının ödediğinden bahisle iptal edilen sürenin isteğe bağlı Bağ-Kur’lu sayılmasına ve 28.02.2017 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP

Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile 1- Davacının zorunlu Bağ-Kur'lu sayılma talebinin reddine,

2- Davacının isteğe bağlı Bağ-Kur'lu sayılma talebinin kabulüne 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arası döneme ilişkin isteğe bağlı Bağ-Kur'lu sayılmasına ve 28.02.2017 tarihli davalı Kuruma sunulan tahsis talebinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri: 1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; terditli açılan davada taleplerinden biri kabul edildiği halde aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme ilamında talepleri ihtiyari Bağ-Kur sigortalılığı olarak hüküm kurulmuş ise de zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı olarak hüküm kurulması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı SGK Vekilinin İstinaf Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... somut olayda; davalı Kurumun kendi hatalı işlemi nedeniyle davacıyı yıllarca sigortalı sayması, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde düzenlenmiş olan "herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda bulunduğu" ilkesine aykırı olduğu,

bu nedenle davalı kurumca davacının 01.10.1985-01.07.1988 dönemi Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilmesi işleminin yerinde olmadığı ve davacının 28.02.2017 tarihli davalı Kuruma sunduğu tahsis talebinin geçerli olduğu sonucuna varılarak davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde görülmediği,

diğer taraftan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının "zorunlu Bağ-Kur sigortalısı" olarak sayılması gerekirken hüküm fıkrasında "isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı" olarak belirtilmesi ve terditli olarak açılan davada asli talebin reddi ve fer'i talebin kabulüne karar verildiği ve tek bir mahkeme kararı mevcut olduğu halde davacı aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu (Yargıtay (kapatılan) 21. H.D., 20.06.2019 tarihli, 2018/3559 Esas, 2019/4610 Karar, Yargıtay 8. H.D., 12.12.2018 tarihli, 2018/12122 Esas, 2018/20052 Karar),

belirtilen nedenlerle HMK’nun 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendinde yazılı, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun'un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verileceğine ilişkin düzenleme dikkate alınmak sureti ile davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK’nun 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulüne;

davacının 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arası döneme ilişkin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına ve 28.02.2017 tarihli davalı kuruma sunulan tahsis talebinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2021 tarih ve 2021/118 - 2021/962 E.-K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında; "... davacının 29.11.1993-28.02.2017 tarihleri arasında kesintili 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi bulunduğu, vergi kaydı esas alınarak 18 yaşını doldurduğu 01.10.1985 tarihinde Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 23.02.1983-02.01.1984 tarihleri arasında bakkaliye faaliyetinden dolayı vergi kaydının bulunduğu, Kurumca 15.03.2017 tarihli işlemle davacının 01.10.1985 tarihinden sonra vergi, oda ve sicil kaydı bulunmadığından bahisle 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptal edildiği, davacının ilk prim ödemesinin 17.05.2006 tarihinde başladığı, uyuşmazlığın;

davacının, vergi, oda ve sicil kaydı bulunmayan 01.10.1985-01.07.1988 dönemlerde Bağ-Kur sigortalılığının bulunup bulunmadığı ve akabinde tahsis şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu açıklanarak, 1479 sayılı Kanunda, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesine paralel geçmişe yönelik sigortalılık tesciline imkan veren yasal düzenleme bulunmadığından anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesinin ilgiliye zorunlu sigortalılık hakkı kazandırmayacağı, davacının ilk prim ödemesinin 17.05.2006 tarihinde yapılmış olduğu,

bu primlerin Kurum tarafından uzun süre kullanıldığından bahsedilemeyeceğinden, anılan ödemeler nedeniyle Medeni Kanun'un 2 nci maddesinden hareketle geçmişe yönelik 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arası zorunlu sigortalılık verilmesinin mümkün olmadığı, ne var ki, sigortalıların amacının uzun vadeli sigorta kollarından sağlanacak haklara ulaşmak olduğu değerlendirildiğinde, talebin varlığı halinde ödenen primlerin ödeme tarihinden itibaren karşıladığı süreye isteğe bağlı sigortalılık verilerek bu çerçevede tahsis talebi irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" belirtilerek hüküm bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ve 2022/1270 - 2022/1689 E.-K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak, davacının dava dilekçesinde isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı sayılma talebi de bulunduğu nazara alınarak, "Davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca Elazığ İş Mahkemesi 2020/239 Esas, 2020/573 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesi suretiyle; davanın kabulüne;

davacının isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı sayılma talebinin kabulü ile 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arası döneme ilişkin isteğe bağlı Bağ-Kur kapsamında sigortalı sayılmasına ve 28.02.2017 tarihli davalı Kuruma sunulan tahsis talebinin geçerli olduğunun tespitine" karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı SGK Başkanlığı vekili; davacının taleplerinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekmekteyken kabul edilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunun da eksik inceleme ile hazırlandığını belirterek, hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 öncesi uyuşmazlık süresi ile ilgili olarak davanın yasal dayanaklarından olan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü ve 25 inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak,

kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.

Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı,

gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur.

4956 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi gereğince, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar zorunlu sigortalı sayılırlar.

1479 sayılı Kanunda, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesine paralel geçmişe yönelik sigortalılık tesciline imkan veren yasal düzenleme bulunmadığından anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi de ilgiliye zorunlu sigortalılık hakkı kazandırmaz.

Ancak ödemelerin icra takibi sonucu gerçekleştiği veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri (af) kapsamında yatırıldığı hallerde, Medeni Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları çerçevesinde, Kurumun geçmişe yönelik prim borçlarını tahsil edip uzun süre nemalandırmasından sonra, anılan döneme yönelik sigortalılığın iptalinin iyiniyetle bağdaşmayacağı gözetilerek, geçmişe yönelik prim ödemelerinin kapsadığı sürenin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulü gerekir.

3.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı YİBK)

3.Değerlendirme

1.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, Kurumca vergi kaydı olmadığı gerekçesiyle iptal edilen 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmaz ise iyi niyetli olarak tüm prim ve gecikme cezalarının ödediğinden bahisle iptal edilen sürenin isteğe bağlı Bağ-Kur’lu sayılmasına ve 28.02.2017 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak, davacının dava dilekçesinde isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı sayılma talebi de bulunduğu nazara alınarak, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davacının isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı sayılma talebinin kabulü ile 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arası döneme ilişkin isteğe bağlı Bağ-Kur kapsamında sigortalı sayılmasına ve 28.02.2017 tarihli davalı Kuruma sunulan tahsis talebinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiş ise de bozmanın gereği yerine getirilmediği gibi, hüküm de yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.

2.Somut olayda, 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arasında 18 yaşın ikmali sonrası dönemde davacının vergi, oda ve sicil kaydının bulunmadığı, 01.10.1985-01.07.1988 tarihleri arasına ilişkin prim borçlarının 2006 yılında Kurumca geriye dönük yapılandırma yasasından yararlandırılmak suretiyle hatalı olarak tahsil edilmesinin davacıya zorunlu yada isteğe bağlı sigortalılık hakkı bahşetmeyeceğinin önceki bozma ilamında açıkça belirtilmiş olması karşısında, anılan döneme ilişkin sigortalılık süresinin tespitine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına yanlış anlam verilerek, bu dönemin isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi isabetsiz bulunmuştur.

3.Mahkemece yapılması gereken iş; davacının isteğe bağlı sigortalı sayılma talebinin bulunması halinde, ilk prim ödemesinin 17.05.2006 tarihinde yapıldığı gözetilerek, ilk ödeme tarihini takip eden ay başı olan 01.06.2006 tarihinden itibaren ileriye doğru isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi ve bu tarihten itibaren ödemelerin karşıladığı sürenin Kurumdan sorulmak suretiyle, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak belirlenmesi ile hasıl olacak sonuca göre tahsis koşullarının irdelenmesi gerekirken, hatalı ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

4.Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu ve bu hükmün de Yargıtay tarafından bozulması ile İlk Derece Mahkemesi kararının hayatiyetini kaybettiği ortada olup, esas hakkında uyuşmazlığı sona erdirecek şekilde infaza elverişli karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, "İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesi suretiyle" şeklinde hüküm kurulması bozma nedeni yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

06.06.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5600, K. 2023/6424, 6 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I.dava
  4. Iı.cevap
  5. Iıı.ilk Derece Mahkeme Kararı
  6. Iv.istinaf
  7. V.bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. A. Bozma Kararı
  9. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  10. Vı.temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. VII. Karar
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5600
Karar No
2023/6424
Tarih
6 Haziran 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/5600 K.2023/5284
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/5600 K.2023/8434
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/5601 K.2023/8391
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/5604 K.2023/6475
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/5606 K.2023/6356
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2023/5606 K.2023/9531

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.