KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/6551 E., 2023/9692 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/131 E., 2022/104 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.752 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan dul ve yetim aylıklarından oluşan Kurum zararının rücuan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir.
Mahkeme kararının, davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ile davalılardan ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davalı ... vekili tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.10.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Diğer davalı ...Ş. adına Av. ... geldi.
Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı adına ve diğer davalılar adına gelen olmadı.
Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kurum iştirakçisi ... ’ın 07.01.2006 tarihinde Çerkeşte geçirdiği trafik kazasında vefat ettiğini, kazanın davalılardan ...’a ait ... plakalı aracın sürücüsü ...’in kullandığı araçla ...’ın kullandığı aracın çarpışması sonucu meydana geldiği, kaza sonucunda Çerkeş Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/19 Esas, 2006/123 sayılı Kararı ile sanık ... tam kusurlu bulunarak cezalandırıldığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 129 uncu maddesine dayanarak davayı açtıklarını belirterek,
fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla, 28443,40 TL'si ödenmiş aylık, 30000,00 TL'si peşin değerli gelir olmak üzere toplam 58443,40 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 28443,40 TL'sinin 01.09.2009 tarihi itibarıyle işlemiş 4313,16 TL yasal faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama harç ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, kusur raporunu kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ...Ş. vekili ise, poliçe limitinin tamamının ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, bozma öncesi verilen karar ile her davanın açıldığı tarihteki yasa hükümlerine tabi olduğunu kabul ederek, davacı Kurum tarafından açılan dava 05.10.2009 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesine göre davacı Kurumun meydana gelen taksirle öldürme eylemi nedeniyle oluşan zararlar ve yapılan ödemelerden üçüncü kişilere dava açma hakkı bulunmadığından davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Dairenin 1. Bozma Kararı
1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, ilk bozma kararında, 5434 sayılı Kanun hükümlerince trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan dul ve yetim aylığı ödemelerinin üçüncü kişilerden rücuan tahsili de 5434 sayılı Kanun'un 129 vd. maddeleri hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde ne 1479 ve 506 sayılı Kanun'lar ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli değildir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2 nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın, iş mahkemesi sıfatıyla işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Denilerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemece 1. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ikinci kararı ile davanın 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesi gereğince rücuan tazminat davası olduğu, olayın Afyon İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli ve SGK iştirakçisi ...'ın davalılardan ...'ın maliki olduğu ... plakalı aracın sürücüsü ve diğer davalı ...'in direksiyon hakimiyetini kaybederek SGK iştirakçisi ...'ın kullandığı araca çarpması sonucu meydana geldiği kaza sonucunda ...'ın vefat ettiği, ... plaka nolu aracın davalı ... - ...
Sigorta Şirketi tarafından 8494873 poliçe numarasıyla sigortalı olduğunu, Kurum sigortalısının vefatı sonucu müvekkili Kurumca dul ve yetimlerine aylık bağlandığını, kurum sigortalısının dul ve yetimlerine bağlanan aylık göz önüne alındığında kurumun mevcut ve geleceğe dönük zararının 136.173,20 TL olduğunu, müvekkili Kurumun 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesi gereğince rücu hakkı bulunduğunu bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL peşin sermaye değeri,
28.443,40 TL aylık ve 4.311,37 TL dava tarihine kadar işlemiş faizin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dosya hesap yönünden ...
Nöb.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek hesap bilirkişisinden rapor aldırılmış, aldırılan rapora göre davacı Kurumun toplam 136.173,20 TL rücu alacağı bulunduğu anlaşılmış ancak davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak 62.756,56 TL üzerinden (davalı ... - ...
Sigorta Şirketi poliçe miktarı ile sınırlı olarak) davacının davasının kabulüne davanın davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınan miktar üzerinden kabulü ile 30.000 TL PSD, 28.443,40 TL ödenmiş aylıklar ve 4.313,16 faiz talebi olmak üzere toplamda 62.756,56 TL miktarın davalı ... yönünden 57.500,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve mütesellisen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, 58.443,40 TL miktar üzerinden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı kurumun fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, dair karar verilmiştir.
C. Dairenin 2. Bozma Kararı
1.Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği kararına karşı süresi içinde davalılardan ... vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, ikinci bozma kararında, somut olayda, Emekli Sandığı'nın iştirakçisinin uğradığı zarar nedeniyle zarar verenlere yönelttiği davanın destekten yoksun kalma tazminatı davası niteliğinde bulunduğu, bu dava sonucu tazminat alınırsa ne kadarının rücu hakkı kapsamında sandık tarafından alınacağının 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında öngörülmesi karşısında; Mahkemece öncelikle hak sahipleri tarafından açılmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılması ve sonucuna göre yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere uygun şekilde bir hesap raporu aldırılması suretiyle, değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme neticesi yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Denilerek karar bozulmuştur.
D.Mahkemece 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile davacının iddiası, davalı vekillerinin cevap dilekçesi, Çerkeş Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/54 Esas ve 2009/1 Karar sayılı ceza dosyası, poliçe, ödeme dekontu, bilirkişi raporları ve dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde davanın kurumun açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Bozma ilamında belirtildiği üzere 04.10.2019 tarihli aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alındığı, taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğu görüldü.
... 11. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/1355 Esas 2018/1388 Karar sayılı kararı ile davalılardan ...'ın muris ...'ın mirasını reddettiği, iş bu kararın 15.11.2018 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmakla mirasçı sıfatına haiz olmayan ... yönünde davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Olayın Afyon İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli ve SGK iştirakçisi ...'ın davalılardan ...'ın maliki olduğu ... plakalı aracın sürücüsü ve diğer davalı ...'in direksiyon hakimiyetini kaybederek SGK iştirakçisi ...'ın kullandığı araca çarpması sonucu meydana geldiği kaza sonucunda ...'ın vefat ettiği, ... plaka nolu aracın davalı ... - ...
Sigorta Şirketi tarafından 8494873 poliçe numarasıyla sigortalı olduğunu, kurum sigortalısının vefatı sonucu müvekkili kurumca dul ve yetimlerine aylık bağlandığını, 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddenin 1 inci fıkranın gereğince vazifeleri içinde veya dışında her hangi sebeple zarar görmüş veya tehlikeye düşmüş ve bundan dolayı adi malül durumuna girmiş iştirakçilerin veya bunlardan ölenlerin, dul ve yetimlerinin; sebep olanlar aleyhine açacakları davaları sandık dahi kovuşturmaya ve bu davalara üçüncü şahıs olarak girmeye ve dul ve yetimler tarafından dava açılmamış ise bunu doğrudan doğruya açmaya yetkilidir denildiğinden,
Emekli Sandığının iştirakçisinin uğradığı zarar nedeniyle iştirakçisi veya hak sahipleri adına dava açmaya kanundan dolayı yetkili olduğu, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere hak sahipleri tarafından açılmış bir dava bulunmadığı, bu sebeple davacı kurumun kanundan doğan yetki ile işbu davayı ikame etmeye yetkili olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesi Başkanlığı'nın 08.08.2016 tarihli raporunda ...'in kazanın oluşumunda tamamen kusurlu olduğu, ...'ın ise kusurunun bulunmadığı, bozma ilamında belirtildiği üzere 04.10.2019 tarihli aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu,
destekten yoksun kalma tazminatının mahrum kalan kişiler yönünden toplam 464.970,52 TL olduğu anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kısmen kabulüne, dahili davalı ... yönünden davanı husumet yokluğu nedeni ile reddine, davanın talep ile bağlı kalınarak 30.000 TL peşin sermaye değeri, 28.443,40 TL ödenmiş aylıklar ve 4.313,16 TL faiz olmak üzere toplamda 62.756,56 TL miktarın davalı ... yönünden 57.500 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılar sigorta şirketi, ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, 58.443,40 TL miktarı üzerinden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı Kurum ile davalılardan ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; verilen kararın hatalı olduğunu, esasen tamamen taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
2.Davalı ... vekili ise, temyiz dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi hükümlerinde kasta dayalı sorumluluktan bahsedilmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazası nedeniyle kendisinin sorumlu tutulamayacağını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 07.01.2006 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalının hak sahiplerine bağlanan dul ve yetim aylıklarından oluşan Kurum zararının rücuan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile mülga 5434 sayılı Kanunun 129 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, davalılardan ... dışındaki tarafların, Mahkemenin 17.11.2015 tarihli kabule dair verilen kararı temyiz etmediği ve bu kararda hükmolunan tutarlar bakımından temyiz etmeyen taraflar bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğu hususu ile bozma sonrasında diğer davalı ...'ın mirasçılarından ...'nin mirası reddetmiş olduğunun dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6551, K. 2023/9692, 13 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama