KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/7816 E., 2023/9194 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/343 E., 2023/921 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 37. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/95 E., 2022/348 K.
Karar Metni
827 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacının 18.08.1985'den beri çalıştığını, ancak işverence primleri yatırılmadığından ve bildirim yapılmadığından Kurumun işe başlangıcı kabul tarihini kabul etmediğini, aylık bağlamadığını, ...
27. İş Mahkemesinin 2018/227 Esas 2019/334 Karar sayılı ilamı ile 15.08.1985'de çalışmanın başladığına dair tespit yapıldığını, yaş sebebiyle başlangıcın 16.02.1986 olduğunun belirlendiğini, davacının 17.02.2017'den itibaren defalarca Kuruma aylık için başvurduğunu, Kurumun koşullar oluşmadığından reddettiğini, başvuruların tamamından aylık istenildiğini, Kurumun ret işlemlerinin usulsüz olduğunu, sonradan 01.06.2022'de aylık bağlandığını, ancak birikmiş maaşların ödenmediğini, oysa davacının 17.02.2017'den itibaren aylık almaya hak kazandığını, bu tarihten itibaren aylığın ödenmesi için 29.12.2021'de başvurduklarını,
03.01.2022'de talebin reddedildiğini, cevapta aylık için 2019'da başvurulduğunu, ancak işten ayrılma gerçekleşmediğinden işlem yapılmadığının belirtildiğini, aylığın 17.02.2017 den itibaren bağlanması gerektiğini, 31.07.2017'de davacının işten ayrılmasının bulunduğunu, 17.02.2017 tarihi kabul edilmez ise işten ayrıldığı 31.07.2017'den aylık bağlanması gerekeceğini belirterek, dava konusu Kurum işleminin iptalini, davacının 17.02.2017 tarihi itibariyle aylığa hak kazanacağının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; başvuru koşulu, yetki, görev, husumet itirazlarında bulunduğunu, davacıya 01.06.2021 tarihinden itibaren aylık bağlandığını, işten ayrılma koşulunun gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...alınan raporda da açıklandığı üzere aylık almak için kanun bazı koşullar aramaktadır. Bunların bir kısmı yaş, sigortalılık süresi, ödenmiş prim gün sayısından ibaret olup bunların tamamlanmış olması halinde dahi Kurumca kendiliğinden yaşlılık aylığı bağlanmamaktadır. Aylığın bağlanması için ilgilinin Kuruma yazılı olarak başvuruda bulunması şart ve zorunludur.
Aylık başlangıç tarihi buna göre belirlenmekte ve başvuruyu takip eden ay başından itibaren aylık bağlanmaktadır. Bunun dışında işten ayrılma koşulu da aranmaktadır. Her ne kadar 506 sayılı Kanun aylık bağlama koşullarından olan işten ayrılmaya ilişkin 62 nci maddedeki düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından 14.01.2021 tarihinde iptal edilmiş ise de bu karar 03.03.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanmış olup geçmiş döneme uygulanamaz.
Dolayısıyla aylık bağlama koşulları sağlansa dahi işten ayrılmış olmak ve kuruma yazılı başvuruda bulunma koşulları davacı için aranacaktır. Raporda da açıklandığı üzere 2019 öncesi davacının tahsis talepli herhangi bir başvurusu olmadığı gibi çalışması da aralıksız 31.05.2021 tarihine kadar sürmüştür. Bu durumda 16.02.2017 itibariyle tüm koşulları taşısa da tahsis talebi olmadığından aylığa hak kazanamaz.
Aynı durum davacının 31.07.2017 tarihli talebi içinde geçerli olup ayrıca kurum tüm aylıkları talep tarihini takip eden ay başı itibariyle bağladığından tüm koşullar oluşsa dahi 17.02.2017 ya da 31.07.2017 de aylık bağlanması bu bakımdan da mümkün değildir.
Olsa olsa 01.03.2017 ya da 01.08.2017 den itibaren aylığa hak kazanılabilir ise de yukarıda açıklandığı üzere çalışmanın devam etmesi yazılı talebin bulunmaması sebebiyle davacı taleplerinin reddi gerekmiş" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin emekliliğe hak kazandığını, Kurum işleminin iptalinin gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı taraf yaşlılık aylığının geç bağlandığını belirtip ödenmeyen aylıkların tahsilini talep etmiş ise de, talep edilen dönemler için aylık bağlanması yönünde tahsis talebinin bulunmadığı, iddia edilen başvuruların tahsis talebi olmadığı, dolayısıyla talebin reddine ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler özellikle davacının ilk tahsis başvurusu tarihi, Anayasa Mahkemesinin 2019/104 E., 2021/13 K. sayılı kararı ve dosyadaki deliller kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7816, K. 2023/9194, 4 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama