KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/8268 E., 2024/13134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2132 E., 2021/2863 K.
- Karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 14. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/1212 E., 2021/242 K.
Karar Metni
2.557 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... Proje İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ...vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, noksan tespit edilen hususlar yönünden dosya mahalline geri çevrilmişti, geri çevirme üzerine dosya Dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverenler nezdinde kalıpçı olarak çalışmakta iken 04.10.2012 tarihinde, 3 metre yüksekten düşmesi suretiyle meydana gelen iş kazası geçirdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin iş kazası sebebiyle ağır şekilde yaralandığını, geçici ve sürekli iş görmezliğe uğradığını beyan ederek, 2.000,00 TL maddi 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemlerini tanık beyanlarına göre hazırlanan hesap seçeneğine göre 4,45 kat üzerinden fazlaya ilişkin talep ... saklı kalmak üzere 266.285,16 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... Proje İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili; zamanaşımı, husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu mahaldeki çalışmanın müvekkili şirketin taşeronu olan diğer davalı ... tarafından sözleşme gereği anahtar teslimi usulü ile yürütüldüğünü, davacının diğer davalı ...’ın işçisi olduğunu, davacının kalıp işçisi olduğunu, davacı tarafın kaza sonrasında şikâyetçi olmadığını belirttiğini, diğer davalının ise davacıya iş güvenliği eğitimi verildiğini belirterek kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru olduğunu ifade ettiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili; müvekkilinin diğer davalının taşeronu olarak çalışmakta iken müvekkilinin henüz 15 gün süre ile sigortalı işçisi olarak çalışan davacının kendi kusuru, ihmali tedbirsizliği ve dikkatsizliği neticesinde düşerek hafif yaralandığını, davacıya zorunlu iş güvenliği malzemelerinin verildiğini, yine iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle.
"Davacının işverenler nezdinde 14.09.2012 tarihinde kalıpçı olarak sigortalı çalışmaya başladığı, 04.10.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığı, bu sırada 26 yaşında olduğu, Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Sincan Sosyal Güvenlik Merkezi 29.09.2014 tarihli kararında, davaya konu olay bir iş kazası olduğu, SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi, 25.01.2017 tarih ve 00557 ayılı kararına göre davacı sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin % 5 olarak belirlendiği,
SGK dosyası kapsamındaki belgelere göre davacıya 04.10.2012-21.11.2012 tarihleri arasında toplam 1.003,20 TL. geçici iş görmezlik ödemesinin yapıldığı, 06.06.2018 tarih ve 10052 sayılı Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporuna göre yine 04.06.2020 tarih ve 578 sayılı, Adli tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporuna göre davacı sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin % 9,1 olarak belirlendiği, hakim değişikliğinden sonra dosyanın incelenmesinde dosyanın Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilmeden ATK'ya gönderildiğinin anlaşıldığı, bu sebeple maluliyetin belirlenmesi bakımından Kurula gönderildiği,
13.05.2019 tarih ve 2019/8781 sayılı YSK kararına göre davacı sigortalının sürekli iş göremezlik derecesinin %5 olarak belirlendiği, davacının sürekli iş görmezlik derecesinin %10’un altında olduğundan, davacıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığı, dosyaya kazandırılan 15.09.2017 tarihli, kusur bilirkişi raporuna göre davalı asıl işveren ... Proje İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret A.
Ş. kusur oranı % 10, davalı alt işveren ...’ın kusur oranını %70, davacının kusur oranının % 20 olduğu, davalıların asıl-alt işverenlik ilişkisi içerisinde talep edilen tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu bulundukları anlaşılmıştır. Bu kaza nedeniyle davacının sağ ayak bileğine kalıcı olarak vida takıldığı tespit edilmiştir.
Bu minvalde, davacının ücretinin tespit edilmesi noktasında uyuşmazlık bulunduğu, davacı tanıklarının davacının günlük 100,00TL yevmiye ile çalıştığını beyan etmesi, davalı vekilinin ise asgari ücret ödendiğini savunması karşısında emsal ücret araştırması yapılmış, davacı işçiye iş kazasından kaynaklı ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının hesaplanması amacıyla dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, 07.09.2020 tarihli raporda 3 ayrı alternatifle yapılan hesaplamalardan emsal ücret belirlenerek tespit edilen maddi tazminat miktarına itibar edilmiştir.
Ancak 2021 yılına ait asgari ücretin değişmesi ve yeniden oranlama yapılması bakımından dosya bu kez aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş ve 26.02.2021 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Sonuç olarak kazalı işçi açısından hesaplanan geçici iş göremezlik ve maluliyet nedeniyle ödenmesi gereken toplam maddi tazminatın 115.677,28 TL olduğu belirlenmiş, ıslah doğrultusunda, maddi tazminatın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının 1986 doğumlu olup olay tarihi itibarıyla 26 yaşında olduğu, sürekli iş göremezlik derecesinin %9,1 olarak belirlendiği, olayda %20 oranında kusurunun bulunduğu olayın oluş şekli ve davacının bu kaza neticesinde sağ ayak bileğine kalıcı vida takıldığı ve hareket kabiliyetinin bu yönde azaldığı dikkate alındığında, manevi tazminat olarak 50.000,00 TL talep edildiği anlaşılmış,
ancak Mahkemece 20.000,00 TL manevi tazminat uygun görülmüş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle "Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine 115.677,28 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 04.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına" dair karar verilmiştir.
V. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...
Proje İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle "Davacının 04.10.2012 tarihinde çalıştığı su deposunda kalıp işlerini yaptığı sırada yaklaşık 3 metre yükseklikten beton zemine düşme neticesinde %9.1 oranında malul kalacak şekilde yaralandığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının aylık ücretinin TÜİK verileri esas alınarak tespitinde isabetsizlik yoktur. Diğer taraftan maluliyet oranı, tarafların kusur durumu, davacının yaşı, ücreti, bakiye ömrü gibi hususlar tespit edilerek Yargıtayın yerleşik içtihatları uyarınca PMF yaşam tablosuna göre davacının aktif ve pasif dönem gelirleri hesaplanarak davacının maddi zararı hesaplamıştır. Maddi tazminat hesabında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bunların dışında, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurul raporları ile davacının maluliyet oranı %9,1 olarak tespit edilmiştir. Davalı işveren Sosyal Güvenlik Kurumunu hasım gösterilerek maluliyet oranın tespitine ilişkin dava açmamıştır ve bu hususta somutlaştırılmış bir itirazda bulunmamıştır. Bu nedenle, maluliyet oranının %9,1 olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yine kazanın oluşumundaki kusur oranının belirlenmesi açısından yapılan inceleme sonucunda, davalı işverenlerin %80 oranında, davacı işçinin %20 oranında kusurlu olduğu 3 kişilik bilirkişi kurulu raporuyla tespit edilmiştir. Kusur raporu, dosya kapsamına ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümlerine uygun bulunmuştur.
Öte yandan davalılar arasında asıl/alt işverenlik ilişkisi mevcut olup davalı ... Şirketi asıl işveren sıfatıyla zarardan sorumludur. Bu nedenlerle yukarıda açıklanan hususlara ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
(HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminat miktarı fazladır. Yargıtayın 22.06.1966 gün 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda manevi tazminatın tespitinde dikkate alınması gereken kriterler gözetilerek davacı için 15.000,00 TL manevi tazminat miktarının uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Maddi ve manevi tazminat nedeniyle davalı lehine hükmedilecek ret vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilecek kabul vekalet ücretinden fazla olamayacağı açıktır. Mahkemece maddi ve manevi tazminat ret vekalet ücretlerinin davacı lehine verilen maddi ve manevi tazminat vekalet ücretlerinden fazla olacak şekilde hüküm altına alınması doğru olmamıştır." gerekçeleriyle " davacı vekili ile davalı ...
Proje İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile
1- 115.677,28 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 04.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-15.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa olay tarihi olan 04.10.2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına," dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı işverene ait inşaatta "kalıpçı" olarak çalışan bir kişinin gelirinin asgari ücret seviyesinde olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanık beyanlarında yevmiyesinin 100 TL olduğunun beyan edildiğini, bu kapsamda aylık ücretin esas alınması gerektiğini, manevi tazminatın az olduğunu beyanla, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ...
Proje Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hesap bilirkişi raporundaki tespitlere karşı istinaf beyanlarının dikkate alınmadığını, işçinin gelecek dönemde çalışacağı varsayılarak asgari geçim indiriminin hesaba dahil edilmesinin hatalı olduğunu, davacının asgari ücret alabileceği dikkate alınarak hesap yapılması gerekirken TÜİK ücretinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edildiği üzere %9,1 olarak kabulünün hatalı olduğunu Kurum raporlarında %5 olarak tespit edildiğini,
müvekkili tarafından dava konusu işin anahtar teslim olarak Cevdat'a verildiğini bu nedenle dosyada taraf sıfatı olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasından kaynaklan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere özellikle asıl - alt işveren ilişkisi kabulü ile kusur oran ve aidiyetlerinin yerinde olmasına göre; davacı ve davalı ... Proje İnşaat Tekstil San ve Tic. A.Ş. vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
3. Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.
4. Öte yandan fazla mesai ücreti ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle yapılan fazla çalışma karşılığı işçiye normal ücretine kıyasla yüksek miktarda ödenen ücret olup maddi tazminat hesabında fazla mesai ücretinin giydirilmiş ücret içerisine eklenerek hesaba esas ücret olarak dikkate alınması mümkün değildir.
5. Asgari geçim indiriminin de uygulandığı dönem için ücret katı uygulanmaksızın, tespit edilecek ücret katı asgari ücrete uygulandıktan sonra üzerine eklenmesi gerektiği Dairemizce kabul edilen hesap ilkelerindendir.
6. Somut olayda, hükme esas alındığı anlaşılan 26.02.2021 tarihli hesap raporunda davacı sigortalının alabileceği ücretin TÜİK emsal verilerine göre 1,34 kat, tanık beyanlarına göre 4,45 kat ve asgari ücrete göre hesaplandığı, davacı vekilinin, 16.11.2020 tarihli hesap raporunda 4,45 kat üzerinden maddi istemleri artırdığı, Mahkemenin ise 1,34 kat üzerinden hüküm kurduğu anlaşılmakta ise de varılan sonucun eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
7. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı işin niteliği, sigortalının vasfı, yaptığı iş alanındaki kıdem ve deneyimi de gözetilip, sendikalı işçi olup olmadığı belirlendikten sonra sendikalı işçi ise bağlı olduğu sendikadan, sendikalı işçi olmaması halinde ise Dairemizin yerleşik içtihatları çerçevesinde yaptığı iş ve vasfına göre TÜİK,
Çevre Şehircilik ve ilgili iş kolunda (sendikalar hariç) meslek odalarından araştırma yapılarak bilinen dönem içerisinde alabileceği ücreti belirlemek işbu ücret katını hükme esas alarak davacıların destekten yoksunluk tazminat alacağını belirlemek alınacak hesap raporu ile beraber dosya kapsamında var ise usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak maddi tazminat istemleri ile ilgili usule uygun bir karar vermekten ibarettir.
8. Öte yandan dosya içerisinde usuli kazanılmış hak noktasında da uyuşmazlık bulunduğu gözetilerek bu hususta da açıklamada bulunmak faydalı olacaktır.
9. 6100 sayılı HMK'nın 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
(Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak,
bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
10. Bilindiği üzere HMK'nın 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
11.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"
12. Somut olayda, SGK Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin 25.01.2017 tarihli kurum sağlık kurulu raporunda iş göremezlik oranının %5 olarak tespit edildiği, davacı vekilinin 16.10.2017 tarihli celsede, davalı tarafın iş göremezlik oranına itirazlarını kabul etmediklerini dosyanın hesap yönünden bilirkişiye verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin itirazı ile önce Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 06.06.2018 tarihli raporda iş göremezlik oranının %9,1 olarak tespit edildiği, itiraz üzerine bu aşamada Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 13.05.2019 tarihli kurum sağlık kurulu raporunda %5 oranındaki iş göremezlik oranının doğrulandığı,
çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan 04.06.2020 tarihli raporda iş göremezlik oranının %9,1 olarak tespit edildiği, davacı vekilinin kurum sağlık kurulunca tespit edilen %5 olarak tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmemekle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, Adli Tıp Kurumu raporlarında da değişen gelişen bir duruma dair tespite yer verilmediği de dikkate alındığında %5 oranın tazminat alacaklarının belirlenmesinde dikkate alınması gerekirken hatalı değerlendirme ile %9,1 oranındaki iş göremezlik oranının dikkate alınması da hatalı olmuştur.
13. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacının yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ücreti tespit edilip, hesap raporu almak, gerek maddi, gerek manevi tazminat istemlerinin dikkate alınmasında iş göremezlik oranı olarak %5 oranın davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiğini dikkate alarak karar vermek, öte yandan kararın davalı ... tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle davacının iş bu davalı lehine elde ettiği usuli kazanılmış hakları dikkate alarak bir karar vermekten ibarettir.
14. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
15. O halde, davacı ve temyiz eden davalı ... Proje İnşaat Tekstil San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında verdiği hüküm bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekili ile davalılardan ... İnşaat Tekstil San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazları nedeniyle esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8268, K. 2024/13134, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama