KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10001 E., 2024/13669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/291 E., 2023/37 K.
Karar Metni
2.887 kelime·14 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı Kurum vekili asıl ve birleşen davaların dava dilekçesinde özetle. Kurum nezdinde işlem gören ...
Endüstri şirketi işçilerinden ...'ın 13.12.2007 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle 12.435,06 TL tedavi masrafı yapıldığı, istirahatlı kılındığı dönem için 11.410,80 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, %45 oranında meslekte kazanma gücü kaybı nedeniyle de 99.482,15 TL sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, toplam 123.238,07 TL Kurum zararı meydana geldiği, kaza olayı ile ilgili olarak Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 04.10.2010 tarihli raporda, kazanın iş kazası olduğu, işverenin kazanın oluşunda kusurunun bulunduğunun belirtildiği,
olay nedeniyle Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/46 Esasına kayden kamu davası açıldığının tespit edildiği iddiasıyla Kurum zararının teselsül hükümlerine rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin olayda hiçbir kusurunun bulunmadığı, ...'ın davalı şirketten sözleşme ile anahtar teslimi iş alan ... End. Tesisleri imatal ve Montaj A.Ş işçisi olduğu, tüm sorumluluğun asıl işveren olan anılan firmaya ait olduğu, davanın husumet yönünden reddinin gerektiği, anılan işte davalı Şirketin ihale makamı ... A.Ş'nin asıl iş veren konumunda olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 02.10.2014 tarihli ve 2013/243 Esas, 2014/471 Karar sayılı kararla yapılan yargılama, toplanan deliller, şahsi sicil dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı Kurumun sigortalıya yapılan ödemeler nedeniyle rücuen tazminat istemli dava açtığı, Kurumca söz konusu kazanın iş kazası niteliğinde olduğu belirlendiği, iş kazasında kusur aidiyetinin tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 02.06.2014 havale tarihli kusur raporuyla sunulan kusur raporu, ceza dosyası ile maddi ve manevi tazminat dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkinin giderildiği,
buna göre ...'un %65 oranında, İş Güvenliği Mühendisi ...'in %1 oranında, sorumlu Mühendis ...'ün %4 oranında, kazalı ...'ın her birinin %30 oranında kusurlu oldukları, ... Şirketine kusur izafe edilemeyeceği belirlendiği, davalı ...
Şirketinin kusurunun %70 oranında olduğu kabul edildiği, bu kabule göre hesap bilirkişisinden hesap raporu alındığı ve Kurum zararı 86,557,87 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine davalı ... yönünden davanın reddine, 86.557,87 TL Kurum zararının sarf, onay ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 02.10.2014 tarihli ve 2013/243 Esas, 2014/471 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 01.11.2016 tarihli ve 2016/14934 Esas, 2016/13260 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...1-Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki, 'İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa,
Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir.…İş kazası veya meslek hastalığı, 3. bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa,
Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.' düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur.
Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; 'İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...' düzenlemesini içermektedir.
Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır.
İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Eldeki davada, 13.12.2007 tarihinde meydana gelen olay ile ilgili olarak aldırılan Kusur raporlarından ilkinde kazalıya %20 kusur isnad edilmiş iken, ikincisinde %30 kusur verildiği anlaşılmakla, oluşan çelişki giderilmeksizin karar verilmesi isabetsizdir.
2-506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise; asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Eldeki davada da, davalılardan ... ile ... End. Montaj AŞ. arasında 19.06.2006 tarihinde imzalanan sözleşme içeriği irdelenerek, aralarındaki hukuki ilişki irdelenmeli ve aralarında asıl işveren taşeron ilişkisi irdelendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken, aldırılan kusur raporunda davalıların kusursuzluğundan hareketle yazılı şekilde eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulması isabetsizdir.
3-Diğer taraftan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir.
Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, 'Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine', Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.
Eldeki davada ise meydana gelen olayla ilgili olarak açılan bir ceza davasının varlığı anlaşılmakta olup, maddi olgunun belirlenebilmesi bakımından, ceza ve tazminat dosyalarının celbi ile, kesinleşmesi halinde ceza davasında mahkûm olan kişilere de kusur izafesinin gerektiği hususları dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davalılar arasında yapılan tüm sözleşme ve diğer yazılı belgelerden yola çıkılarak davalılar arasındaki hukuki ilişkinin ve asıl işveren-taşeron ilişkisinin varlığı/yokluğunun net olarak belirlenmesi, daha sonrasında, tazminat davasında verilen kararın kesinleşmesi halinde güçlü delil niteliği dikkate alınarak, ceza ve tazminat dosyalarının da celbi ile ceza davasının maddi olgular bakımından bağlayıcı olacağı dikkate alınarak yeniden oluşan ve hukuka uygun şekilde iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir kusur raporu aldırılması,
kazalıya bağlanan gelire ilişkin tahsis dosyasının celbi ile ilk peşin değerli gelirin net olarak belirlenmesinden sonra, davacı kurumun teselsüle dayalı olarak dava açtığı hatırda tutularak uygun bir hesap raporu ile Kurum alacağının belirlenmesinden ibarettir.
O hâlde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 10.06.2021 tarihli ve 2017/79 Esas, 2021/161 Karar sayılı kararla davalı ...'in asıl işveren olarak sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda dosya ayrıca ele alınarak incelendiği, ...'in ana sözleşmesi incelendiğinde 3. maddesinde Galvenizli Çelik Kontrüksiyon imal etmek, mekanik işlemleri yapmak, her nevi metal işlemi ile kaplama tesisleri kurup işletmek, her çeşit çelik kontrüksiyon inşaat mühendislik imalat ve tesis kurma işlerini yapmak ve yaptırmak faaliyetinin ana sözleşme konularında olduğu görüldüğü,
İsdemirin ana sözleşmesi incelendiğinde her çeşit çelik kontrüksiyon inşaat mühendislik ve imalat yapma işinin kontrüksiyon yani çelik montaj inşaatına ilişkin olduğu, dava konusu yapılan iş anlamında inşaat yapma ve ilgili inşaatı satarak para kazanma anlamında İsdemirin ana sözleşmede herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla bilirkişi raporlarında ...
Şirketinin iş yerinde pik, kütük, kangal, slap sıcak haddelenmiş rulo ve levha üretimi yapıldığının belirtilmesi karşısında sözleşme konusu işin 8. kireç fabrikasının boru hatları, fırın sistemi ve binalara ait sözleşme eklerine uygun olarak müteahhitçe proje ve mühendislik hizmetlerinin yapılması, malzeme ve ekipman temini, inşaat, imalat ve montaj işleri ile endüstri masyon ve otomasyon işlerinin yapılması, gerekli test ve kontrollerin yapılarak tesisin 7 no.lu kireç fabrikası ile entegrasyonunun sağlanması ve İsdemire teslimi ile yapılan işin bitmesi,
yapılan işin isdemirin ana faaliyetinin devamı süresince devam etme zorunluluğunun bulunmaması, işin yapılma amacının isdemirin büyümeye gitmek ve genişlemek amacıyla yapılması, dolayısıyla ... tarafından büyülmeye gidilmediği sürece 8. Kireç Fabrikasının yapılma zorunluluğunun bulunmaması, ayrıca sigortalı ...'ın iş sözleşmesi kayıtları incelendiğinde ... Endüstri Tesisleri İmalat A.Ş'de ...
8. Kireç Fabrikasına ait iş yerinde çalışmak üzere anlaşma yapıldığı ve anlaşma akabinde 01.11.2017 tarihinde iş sağlığına ilişkin teçhizatların teslim edilmesi ve bu dava konusu sözleşmenin de 19.06.2006 tarihinde akdedilmesi, sigortalının uyuşmazlık konusu sözleşmenin imzalanmasından evvel ... iş sahasında başkaca çalışmasının söz konusu olmaması ve 8. Kireç Fabrikası yapımına ilişkin ana faaliyetin ...'un uzmanlık alanında olması karşısında ... tarafından yürütülen işin ... tarafından fabrikada üretilen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerden olmadığı gibi asıl işin bir bölümü de olmadığı,
Yargıtay kararları gereğince yalnızca emir talimat verme ve denetleme yetkisi olması İsdemiri asıl işveren yapmayacağı anlaşılmakla ... ile ... arasında asıl işveren alt işverenlik ilişkisi bulunmadığı tespit edildiği ve ... aleyhine açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmiş, bilirkişi raporunda hesaplanan Kurum zararının davacı tarafından davalı ... tahsilinin talep edilebileceği anlaşılmış, asıl dava ve birleşen dava yönünden davalı ... yönünden ayrı ayrı davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine davalı ... yönünden davanın reddine, 86.557,87 TL Kurum zararının sarf,
onay ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulüne 136.491,98 TL kurum zararının sarf, onay ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 10.06.2021 tarihli ve 2017/79 Esas, 2021/161 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ve davalılardan ... Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 08.02.2022 tarihli ve 2021/10437 Esas, 2022/1524 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...1-Zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez. (11.1.1940 tarihli 15/70 sayılı İçt. Bir. Kararı)
Borcu ortadan kaldırmamakla birlikte, yerine getirmekten kaçınma yetkisi veren zamanaşımı defi, ancak, bunu ileri süren taraf yönünden sonuç doğurmakta, bir başka anlatımla, mahkemece kendiliğinden gözetilemeyen zamanaşımı defi, yasal süresinde ileri sürüldüğü takdirde değerlendirmeye alınabilmektedir.
Borçlar Kanununun 332/1. maddesinde belirtilen işçi-işveren arasındaki akde aykırılık eylemleri ve bu çevrede maddenin 2. fıkrası gereğince işverenin akde aykırı davranışları (işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması vs.) sonucu, 26/1. maddeyle vaki ilişkilendirme, bir bakıma akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabii olmakla; zamanaşımının, işverenler açısından Borçlar Kanununun 125. maddesine göre belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde on yıldır.
Zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3. şahıslar yönünden; üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu olmayıp 506 sayılı Kanununu 26/2 maddesi ile Borçlar Kanununa yollamada bulunulduğundan, Borçlar Kanunun 60. maddesinde öngörülen bir ve her halükarda haksız fiil tarihinden itibaren on yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulaması gerekir.
Kurum, ceza davasına müdahil olarak katılamadığından rücu davalarında, Borçlar Kanununun 60. maddesindeki ceza zamanaşımı ise uygulanmamaktadır.
Zamanaşımı süresi, zararın ve eylemi gerçekleştirenin (failin) öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamakta olup, Kurumca zararın öğrenilme tarihinin, gelirlerin onay, giderlerin sarf ve ödeme günü olduğu açıktır. Tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihine ilişkin olarak ise, Kurumun yetkili organının faili öğrendiği tarih esas alınmalıdır.
Bu kapsamda; ceza mahkemesince yargılanıp hakkında cezalandırma kararı verilen üçüncü kişi yönünden, Kurumun, ceza kararının kesinleştiği tarihte faili öğrendiği kabul edilmeli, cezalandırma kararının söz konusu olmadığı durumlarda ise yöntemince yapılacak araştırma sonunda tazminat yükümlüsünün kim olduğunun öğrenilme tarihi açıklıkla saptanmalıdır.
Önemle belirtilmelidir ki, zamanaşımı süresinin, hem zararın, hem de tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren, bir başka anlatımla, ancak, her iki olgu gerçekleştikten sonra işlemeye başlayacağı dikkate alınmalıdır.
Müteselsil borçluluğun en belirgin özelliği; alacaklıya karşı borçlulardan her birinin; edimin tamamından sorumlu olması, başka bir ifade ile, alacaklının borçlulardan hepsini birden takip ya da dava edebileceği gibi bunların içinden dilediği birini veya birkaçını dava ya da takip edebilmesi ise de; bu özellik, müteselsil borçların nispi bağımsızlığını ortadan kaldırır nitelik taşımamaktadır.
Müteselsil borçların nispi bağımsızlığı ilkesinin zamanaşımı yönünden sonuçları ise; müteselsil borçlulukta, zamanaşımının borçlulardan biri bakımından durmasının diğer borçlulara sirayet etmemesi; müteselsil borçlulardan birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def'inden bunu ileri sürmemiş olanların yararlanmalarının mümkün bulunmamasıdır.
Zamanaşımı def’i, borcu ortadan kaldırmayıp bunu ileri sürene borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi verdiğinden, teselsül hükümlerine dayalı olarak açılmış olan eldeki davada, zamanaşımı def’inin ancak bunu ileri süren müteselsil borçlu hakkında hüküm doğurur, diğer borçlular yönünden hüküm ifade etmez.
Diğer taraftan, Borçlar Kanununun 131/2. Maddesi gereğince alacaklının dava açması ile zamanaşımı kesilir. Ancak zamanaşımının kesilmesi sadece dava konusu edilen alacak için söz konusu olup, kısmi dava açılması halinde alacağın yalnız o kısmı için zamanaşımı kesilir, dava dışı kalan bölüm hakkında zamanaşımı işlemeye devam eder. (HGK 22.12.2010 gün, 2010/17-664 E., 2010/689 K. Sayılı kararları)
Eldeki davada ise mahkemece bozma sonrasında davacı Kurumca birleştirme talepli açılan ek dava bakımından davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş.’nin zamanaşımı bakımından ileri sürdüğü defi üzerinde durularak irdeleme yapılması ve sonucuna göre bir karar tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve zamanaşımı savunması hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin hüküm tesisi isabetsiz görülmüştür.
2-Diğer taraftan, bozma sonrasında aldırılan hesap raporu ile davacı kurumun alcağı belirlenirken dava konusu edilmeyen tedavi giderlerinin de hesaba katılarak talep olmayan tedavi giderlerinin de rücusuna dair karar verilmesi de usul ve yasaya yakırı olup bozma nedenidir..."
4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay ilamında belirtilen eksiklikler giderilmiş, Yargıtay ilamında belirtilen hususlar ve zamanaşımı def'i de dikkate alınarak daha önce rapor hazırlayan aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınmış, Mahkememizce alınan 20.01.2023 tarihli ek raporun maddi tazminatla ilgili belirlemelerin ve hesaplamanın hüküm kurmaya elverişli, yasaya, usule, Yargıtay ve İstinaf denetimine elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmış, davalı ...
Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş tarafından usule uygun olarak öne sürülen zaman aşımı def'i de dikkate alındığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine davalı ... yönünden davanın reddine, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 86.557,87 TL Kurum zararının sarf, onay ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...
Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulüne tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve davalı tarafın zamanaşımı itirazı da dikkate alınarak 135.203,87 TL Kurum zararının sarf, onay ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle Yargıtay bozma kararı öncesinde taraflarca yapılan temyiz aşamasına davalı ... A.Ş. tarafından dava konusu edilen kurum zararına ilişkin 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunulduğu, davalı ... A.Ş. tarafından başvurusu doğrultusunda Kurum zararı, yargılama gideri, Mahkeme ve icra vekalet ücreti, icra masrafı ödemeleri yapıldığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat Montaj A.Ş vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan ödemelerin nazara alınması gerektiği, zamanaşımının nazara alınmadığı, tedavi giderleri ile ilgili yeterli araştırma yapılmadığı, kusur oranın hatalı olduğu, hesap raporunun hatalı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuen tahsiline ilişkindir.
1. Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.
2. Eldeki davada, davalıların 7326 ve 7440 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırma başvurularının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalıların bir kısım ödemeler yaptığı da belirtildiğinden yapılan ödemelerin bu dava dosyasına konu edilen alacakların tümünü kapsayıp kapsamadığı ve giderek öncelikle dava konusunun devam edip etmediği hususunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.
3. Öte yandan yapılacak irdeleme ile davanın konusuz kaldığı sonucuna varıldığı takdirde, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi ile 7326 ve 7440 sayılı Yapılandırma Kanunlarının benzer nitelikteki 9. maddelerinin 13 numaralı fıkralarının "a" ve "ç" bentleri birlikte değerlendirilerek, taraflar lehine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği de dikkate alınmalıdır.
4. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10001, K. 2024/13669, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama