KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10008 E., 2024/13736 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/855 E., 2024/557 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Muş İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/49 E., 2023/164 K.
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 29.03.2009 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Muş Bulanık Mollakent Belde Belediye Başkanı olarak seçildiğini, 5 yıl süre ile Mollakent Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, ancak 2009-2010 yılları arasında toplam bir yıl sigorta primlerinin yatırılmadığını, yalnızca ilk bir yıla ait sigorta primlerinin eksik bulunduğunu, fiilen çalışmış olmasına rağmen sigorta primlerinin yatırılmamış olmasının mağdur ettiğini, müvekkilinin emekli işlemleri nedeniyle ilgili yerlere müracaat ettiğini,
2009-2010 tarihleri arasındaki hizmeti hesaplanamadığından emeklilik için asgari süresinin eksik kaldığını, Mollakent Belediyesinin kapatıldığını, bütün hak ve borçlarının İl Özel İdaresine aktarıldığını belirterek davacının Mollakent Belde Belediye Başkanı olarak çalıştığı tarihlerin ve Mollakent Belediyesinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı tarihlerin Muş İl Özel İdaresinden sorularak yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İl Özel İdaresi vekili, öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu, Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması gerektiğini, ancak davacının müracaat veya müracaatının reddine ilişkin herhangi bir belge olmadığı için davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, hizmet tespiti davalarının sigortasız hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerektiğini belirterek 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmekle, asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun bu davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Belediye Başkanı olarak 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının tescili gerektiğinden davada ne 506 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmamakta olup sözü edilen 101 inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli olmayıp idari yargının görevli olduğunun belirgin bulunması nedeniyle; davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık tespit istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 5434 sayılı Kanun ile özellikle davacının 01.10.2008 öncesi 5434 sayılı Kanun uyarınca sigortalı olduğunun anlaşılması ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10008, K. 2024/13736, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama