KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10154 E., 2024/13151 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1901 E., 2023/3562 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/212 E., 2022/144 K.
Karar Metni
1.045 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işverene ait iş yerinde 01.12.2011 tarihinden iş akdinin haksız olarak feshedildiği 18.07.2014 tarihine kadar aralıksız olarak aşçı olarak çalıştığı, davacının burada çalışmakta iken 2.700,00 TL maaş aldığı, davacının emekli olduğu, çalıştığı süre boyunca davalı işveren tarafından kötü niyetli şekilde SGK'ya bildiriminin yapılmadığı, davacının iş akdinim 18.07.2014 tarihinde haksız yere feshedildiği, ...
Noterliğince işçilik alacaklarının haklarının talep edildiği, ödenmemesi üzerine ...
İş Mahkemesine işçilik davası açtıkları, kötü niyetli işverenin kötü niyetli bildirim yapılmamakla birlikte davacı üzerine “hırsızlık” gibi kötü bir iftira atıldığı, delil yaratma çabasına girildiği, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/39780 Soruşturma numarası ile soruşturma açıldığı iddiasıyla davacının davalı iş yerinde 01.12.2011-18.07.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait bilgisayar gün dökümünün kontrolünde davacının davalı iş yerinde çalışmasına rastlanmadığı, Esenyurt SGM'deki davalı iş yerinin 18.02.2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı, yasa kapsamında olmayan bir iş yerinde sigortalı çalışmadan bahsedilemeyeceği, iddia edilen tarihlerde iş yerinde yapılan durum tespit tutanaklarında da davacının ismine rastlanmadığı, Kurumca yapılan bildirimler ve Kurum kayıtlarının resmi nitelikte olduğu,
davanın buna eş değerli belge ve delillerle ispat edilmesinin gerektiği, davacının iş yerinde devamlı ve hizmet akdi ile çalışmış olduğunu, tanık beyanları dışında resmi yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlanması gerektiği, bu tür davalarda asıl olanın Kurum kayıtları olduğu, mutlaka tanık dinlenilmesi gerekiyorsa tanıkların çalıştığı iddia edilen iş yerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi, Kurum yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı davaya cevap vermemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının davalıya ait iş yerinde 01.12.2011-18.07.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespiti davası olduğu davanın ise 25.05.2016 tarihinde açılması karşısında hak düşüm süresi yönünden tespite engel bir durum bulunmadığı, ...
SGM'nin 15.03.2017 tarihli yazısında dava konusu ... sayılı davalı iş yerini 18.02.2012 tarihinde kanun kapsamına alındığı bildirilmiş olduğundan yapılacak tespitte bu hususun dikkate alınması gerektiği, davacının çalışmalarının gerçek ve fiili hizmet akdine dayalı olup olmadığı noktasında toplandığı, dosyada dinlenen tanık ... davacının 2012'den 2014 yılının 7. ayına kadar kesintisiz olarak çalıştığını beyan ettiği, tanık 2014/1 ve 4 aylarda sigortalı olduğu,
diğer tanık ...'ın davacının 2011 yılında işe girdiğini, 2013 yılına kadar davacı ile sürekli birlikte çalıştığını beyan ettiği tanığın 2012/4 yılından 2013/5 tarihlerinde sigortalı hizmetinin bulunduğu, diğer dinlenen bordrolu tanık ...'nın davacının 2011-2014 tarihleri arasında çalıştığını beyan ettiği, (Tanığın 11.12.2012-15.08.2014 tarihleri arasında sigortalı hizmetlerinin olduğu,
komşu iş yeri tanığı ...'nin davacının 2011-2012 yıllarında davalı iş yerinde çalıştığını beyan etmesi (Tanığın 2008-2018 tarihleri arasında sigortalı olarak fesh iş yerinde sigortalı olduğunun görüldüğü), dinlenen bordro tanığı ...'nun davacının kendisinde önce işe başladığını, kendisinde sonra 2-3 sene sonra işten çıktığını beyan etmesi (tanığın 18.02.2012 tarihinden 18.07.2014 tarihleri arasında sigortalı hizmetlerinin bulunduğu) olması karşısında davacının davalı iş yerinin kanun kapsamına alındığı tarihten itibaren hizmet akdi olarak aşağıdaki tarihler arasında çalıştığı,
yazılı belge bulunmaması sebebiyle Kurum taban ücretinin esas alınması gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulü ile davacı ...'ın ... sigorta sicil numarası ile davalı iş yerinde.
18.02.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 132 gün, günlük brüt 29,55 TL, 01.07.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 180 gün, günlük brüt 31,35 TL, 01.01.2013-01.07.2013 tarihleri arasında 180 gün, günlük brüt 32,62 TL, 01.07.2013-31.12.2013 tarihleri arasında 180 gün, günlük brüt 34,05 TL, 01.01.2014 - 30.06.2014 tarihleri arasında 180 gün, günlük brüt 35,70 TL, 01.07.2014-18.07.2014 tarihleri arasında 18 gün, günlük brüt 37,80 TL ücret ile çalıştığının tespitine, davacının fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, çalışmaya ilişkin resmi belge ve kanıt bulunmadığı, sadece tanık beyanları ile hüküm kurulamayacağı, yeterli araştırma yapılmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1. Sosyal güvenlik destek primi; kişiye yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra bu aylık kesilmeden yeniden çalışabilmesi için ödenmesi gereken prim türüdür. Davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı tarihte yürürlükte olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları” başlıklı 63. maddesi uyarınca.
(A) bendinde, yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayan kişilerin aylıklarının, sadece bu çalışma nedeniyle ve bu çalışma ile sınırlı olarak kesileceği. (B) bendinde ise yeniden sigortalı olarak çalışılması halinde, sosyal güvenlik destek primi ödenmeye devam edilerek yaşlılık aylığının kesilmeksizin sürdürüleceği düzenlenmiştir.
Ayrıca maddenin son fıkrasında, yaşlılık aylığı almakta iken yeniden çalışmaya başlayan sigortalının, 63. maddenin (A) ya da (B) bendi hükümlerinden hangisinden yararlanacağı konusunda bir tercih hakkına sahip olduğu anlaşılmaktadır.
2.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; öncelikle, davacıya talebi açıklattırılmalı, isteminin 506 sayılı Kanun'un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu netleştirilmeli, davacının istemi dikkate alınmak suretiyle, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma sürelerinin 506 sayılı Kanun'a göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği hususu da gözetilerek,
uyuşmazlık konusu hizmet tespitine yönelik talep hakkında bir değerlendirme yapılmalı, yukarıda açıklanan açıklamalar çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10154, K. 2024/13151, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama