KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10255 E., 2024/13173 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1947 E., 2024/1688 K.
- Mahkemesi
- Denizli 6. İş Mahkemesi
Karar Metni
904 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak davacının 17.12.2020 tarihinde emeklilik koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle Kuruma tahsis talebinde bulunduğunu, davalı Kurumca 05.01.2020 tarihli yazı ile davacının emeklilik için 55 yaş koşulunu doldurmadığından bahisle tahsis talebi reddedildiğini,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2023/2145 esas sayılı ilamı ile düzeltilerek onanan ve kesinleşen Mahkememiz 2022/344 esas sayılı kararı ile davacının 05.10.1987 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti ile 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 09.12.1987 tarihi olduğunun tespitine karar verildiğini, kesinleşen mahkeme kararı ile tespiti yapılmış olan hizmet başlangıç tarihine göre davacının emeklilik koşullarının.
50 yaş - 25 yıl ve 5375 prim günü olduğunu, Bu itibarla 17.12.2020 tahsis talep tarihi itibariyle davacının bu emeklilik koşullarını sağlamış olduğundan kendisine 01.01.2021 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlanması gerekmekte iken; yanlış olduğu Mahkeme kararı ile sabit olan Kurum kayıtlarına dayanılarak istemin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu hususta davalı Kuruma 02.06.2023 tarihinde başvuru yapılmış ise de 29.08.2023 tarihli Kurum cevabı ile yine red yanıtı verilmiş olduğunu beyanla.
29/08/2023 tarihli Kurum işleminin iptali ve davacı ...'na 01.01.2021 tarihinden itibaren ödenmesi gereken emekli aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Mahkememiz 2022/344 E. Sayılan karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.12.2022 tarih ve 2023/2145 E. 2023/1632 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek onandığını ve davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde 05.10.1987 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak 1 gün süreyle çalıştığının tespiti ile 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 09.12.1987 tarihi olduğunun ve sigorta prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verildiğini,
söz konusu karar uyarınca Kurum tarafından hizmet başlangıç yılı 05.10.1987 olarak değiştirildiğini Davacının ilk olarak 09.11.2020 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş ancak talebi 4/b Tarım-Bağkur borcu bulunması nedeniyle reddedildiğini, davacı bu kez 20.12.2020 havale tarihli tahsis talebinde bulunmuş söz konusu talebi 01.11.1995-30.11.2020 tarihleri arasında 7636 prim gün sayısı olmakla birlikte 55 yaş şartının yerine getirmediği için reddedildiğini,
davacı tarafından 02.06.2023 tarihinde Mahkememiz 2022/344 Esas sayılı kabul kararı doğrultusunda davacı yönünden emeklilik şartlarının 50 yaş - 25 yıl ve 5375 gün olduğu ve davacıya emeklililik aylıklarının 01.01.2021 tarihinden itibaren ödenmesi talebinde bulunulduğunu, söz konusu talebin de Kurumun 29.08.2023 tarih ve 79614586 sayılı yazısı ile 17.12.2020 tarihli tahsis talebi 2020 Aralık ayı sonuna kadar işten çıkış yapmaması nedeniyle reddedildiğini bu nedenle kurum işleminin yerinde olduğu davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddi yönünde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "..davacının sigortalılık ilişkisine göre uyuşmazlığın 506 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi hükmüne göre çözülmesi gerekir. Anılan maddede yer alan işten ayrılma koşulu Anayasa Mahkemesinin iptal kararına konu olmuştur. Ancak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi iptal kararının geriye yürümeyeceğini tahsis talebine göre işten ayrılma şartının aranacağı yolunda içtihatta bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi de dairemizce benimsenen bu içtihat gereği sonuca gitmiş olup, mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Bu itibarla ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine ..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararını kabul etmediklerini, Anayasaya aykırı kanun hükmünden etkilenen vatandaşların hak ve menfaatleri aleyhine sonuç doğurmasının hukuken kabul edilemeyeceğini davanın 2018 yılında açıldığını ve yargılamanın uzadığını Anayasa mahkemesi kararının geriye yürümezlik ilkesinin yanlış yorumlandığını beyanla İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılma koşulunu öngören 5510 sayılı Kanun'un 28/9. maddesi hükmü ile ilgili Anayasaya aykırılık nedeniyle Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusu yapılması, bağlı olarak kurumun 29.08.2023 tarihli işleminin iptali ve 01.01.2021 tarihinden itibaren ödenmesi gereken aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi isteklerinden ibarettir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10255, K. 2024/13173, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama