KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10830 E., 2025/2330 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/3060 E., 2022/1981 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 16. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/1040 E., 2018/564 K.
Karar Metni
889 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 18.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... geldi. Davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili özetle müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davalıların da kusurlu olduklarından bahisle 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle kasten yaralama şeklindeki iş kazasının işverenlerle ilgisi bulunmayan dava dışı .... isimli yaşı küçük kişinin ağır kusurlu ve kasıtlı eylemi neticesinde gerçekleştiği, gerçekleşen iş kazasında işverenin özen yükümlülüğü kapsamında alabileceği bir tedbirin bulunduğundan ve giderek sorumluluğunu gerektirecek bir kusurunun olduğundan bahsetme imkanı bulunmadığı, iş kazası ile işveren şirketler arasındaki illiyet bağının üçüncü kişinin kasıtlı eylemi nedeniyle kesildiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aynı olayda iş kazası geçiren başka bir işçi hakkında İstanbul 13. İş Mahkemesinin 2013/536 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi heyeti raporunda davalıların %90 oranında kusurlu kabul edildiğini, Mahkeme tarafından üç ayrı bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmış olmasına rağmen bu raporların tekrar mahiyetinde olduğunu, denetime elverişli bulunmadığını ve hukuka uygun tespitler içermediğini, raporlarda yalnızca işçinin yapması gerekenlerin belirtildiğini, işveren tarafından alınması gereken tedbirlerin ise değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından,....Otogarının davalılardan .... Terminal İşl.
A.Ş. tarafından işletildiği, adı geçen şirketine bu otogarın güvenlik hizmetlerinin sağlanması için diğer davalı .... şirketi ile sözleşme imzaladığı, davacının .... şirketinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, .... içerisinde hanutçuluk, hamallık vb. faaliyetlerde bulunan ve davalılarla ilgisi bulunmayan bir grubun, bu tarz faaliyetleri engellemek yönünde görevleri gereği çalışan güvenlik görevlilerinden rahatsız oldukları, güvenlik görevlilerini kendilerine engel olarak gördükleri,
olay tarihinde polis tarafından GBT sorgusu yapmak için .... merkezine götürülen .... isimli kişinin kendisini güvenlikçilerin aldığını yakınlarına söylemesi üzerine birbirleriyle akraba, hemşehri olan bu grubun güvenlik görevlilerinden ....'a saldırdığı,....'un telsizle yardım çağırdığı, davacının ve diğer üç güvenlik görevlisin olay yerine geldiği, olayın başından beri elinde pala/döner bıçağı bulunan dava dışı .... adlı üçüncü kişinin davacıyı sağ elinin 2, 3, 4. parmaklarından yaraladığı, Mahkemece üç adet kusur raporu alındığı,
raporların aynı yönde olduğu ve dava dışı üçüncü kişi fail....'ın %100 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, aynı kaza olayında yaralanan ... isimli diğer bir güvenlik görevlisi sigortalının aynı davalılar aleyhine iş kazasından kaynaklanan tazminat davası açtığı, o dosyada alınıp itibar edilen kusur raporunda davalı ... İşletmeleri ..... unvanlı asıl işverenin olayın meydana gelmesine %80 oranında kusurlu olduğu, davalı ...Güvenlik Hiz. Ltd.
Şti. unvanlı alt işverenin olayın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, o dosyanın kazalısının ise %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bu kusur raporu doğrultusunda davalılar aleyhine maddi ve manevi tazminatlara hükmedildiği, anılan dosyanın Bölge Adliye Mahkemesince sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasının sonuçlanmasının beklenmesi noktasından kaldırılıp Mahkemesine iade edildiği (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi 2022/877 Esas, 2023/274.
Karar), halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir.
Somut olayda kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, aynı davalılara karşı aynı iş kazası dolayısıyla maddi ve manevi tazminat davası açan ... isimli sigortalının dava dosyasının bir örneğinin celp edilerek kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilip kusurun oran ve aidiyetinin tereddütsüz olarak belirlenmesi noktasında iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir heyetten kusur raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10830, K. 2025/2330, 18 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama