KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/12496 E., 2024/13288 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/320 E., 2024/1289 K.
- İlk derece mahkemesi
- Adana 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/139 E., 2021/362 K.
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ... işyeri sicil numaralı dava dışı ...'ın işyerinde 01.02.1988 tarihinde asgari ücretle 1 gün hizmet akdiyle sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.02.1988 tarihi olduğunun tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerde Kanun ve Mevzuata aykırılık bulunmadığını, müvekkili Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının ... işyeri sicil numaralı ... Yedek Parçaları İmalatı (...) unvanlı işyerinde 01.02.1988 tarihinde asgari ücretle 1 gün hizmet akdiyle sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.02.1988 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, çalışma olgusunun somut deliller ile ispat edilemediğini, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 6., 79.,108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada,mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işverenin ... sicil nolu işyerinden 01.02.1988 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, yay ve yedek parça imalatı mahiyetli işyerinin 01.10.1990-31.08.2001 arasında Kanun kapsamında olduğu, işyerinden 1988 yılı için dönem bordrosu verilmediği, davacının işe giriş bildirgesi adresinde işverenin yay imalatı nedeniyle 01.11.1987-25.08.1993 tarihleri arasında vergi mükellefiyetinin olduğunun bildirildiği,
öte yandan vergi dairesince gönderilen 20.04.1989 tarihli vergi yoklama tutanağında "Haziran 1988 tarihinde (1) kişinin çalıştığının o kişinin de ..." olduğunun ve Haziran 1988 tarihinde aldığı ücret tutarının ve işyerinin 1985 yılında kurulduğunu işverenin beyan ettiğinin tutanak altına alınmış olduğunun görüldüğü, işe giriş bildirgesinin karbon nüshalı örneği üzerinden yapılan imza incelemesinde imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği, komşu işyeri araştırmasının emniyet ve vergi dairesi vasıtasıyla yapıldığı ve komşu iş yeri tespit edilemediği, başkaca komşu iş yeri araştırması yapılmadığı,
Mahkemece tanık dinlenmeden yukarıda anılan ve dava konusu dönemden sonraki bir tarihe ilişkin olmak üzere davacının çalışmasının tutanak altına alındığı anlaşılan vergi yoklama tutanağı gereğince, eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde, dava konusu tarihteki fiili çalışma olgusu tespit edilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, her ne kadar 1988/Haziran ayında dava konusu iş yerinde davacının çalışması tutanak altına alınmışsa da dava konusu edilen tarihin daha önceki bir tarihe ilişkin olduğu gözetilerek, Mahkemece, SGK ve belediye vasıtasıyla komşu iş yeri ve kayda geçen çalışanları tespit edilerek çalışma ve vergi kayıtları getirtilerek beyanlarına başvurulmalı, komşu iş yerinin tespit edilememesi halinde davacının çalışmasını bilebilecek olan kişilerin kimler olabileceği taraflardan sorularak bu kişiler de sigortalılık kayıtları getirtilerek dinlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle , davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12496, K. 2024/13288, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama