İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1280 K.2024/2419

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2024/1280Karar2024/2419Tarih7 Mart 2024Okuma16 dk · 3.211 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2024/1280 E., 2024/2419 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Mart 2024
Mahkemesi
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2363 E., 2023/1980 K.
Karar
Esastan Ret
İlk derece mahkemesi
Rize İş Mahkemesi
Sayısı
2021/109 E., 2022/270 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.211 kelime·16 dk okuma·11 bölüm

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kurumun müvekkilinin annesi olan ... ...'dan dolayı 27.08.2001 tarihinde boşanma sonucu 3/732493 numaralı dosyadan almakta olduğu aylıkları "boşanılan eş ile birlikte yaşanılması" nedeniyle iptal ettiğini ve şimdiye kadar ödenen aylıkların faiziyle birlikte iadesini istediğini, Kurum işleminin hatalı, verilen kararın ise hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin eski eşi ...'ın boşanmadan önce ve sonra birçok kez cezaevine girip çıktığını, Rize ilinde pek yaşamadığını, işlediği suçlardan dolayı sürekli kaçak hayatı yaşadığını, evlilik hayatının varlığının sürdürülemez olduğunun açık olduğunu,

...'ın ikametgah adresi ve bağlı olduğu aile hekimliğinin incelenmesi gerektiğini, müvekkili ile eski eşi ... arasında evlilik hayatının devam ettiğine yönelik bir bulgu olmadığını, eski eşin müvekkiline herhangi bir yardımı ve ödemesi olmadığını, eski eşin HTS kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, yetkililerin dinlediği tanıkların ifadelerinin yetersiz olduğunu, davaya bakmada Rize İş Mahkemesinin yetkili ve görevli olduğunu beyanla;

haklı davanın kabulüne, SGK'nin yaptığı aylık kesme işleminin iptaline, Kurum işlemi ile işbu davada karar kesinleşinceye kadar geçen süredeki kesilen aylıkların yasal faiziyle beraber müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yetkili Mahkemenin Nöbetçi Samsun İş Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın müvekkili Kuruma işbu davayı ikame etmeden önce usulüne uygun bir şekilde yapılmış bir başvurusu bulunmadığını, Kuruma başvuru zorunluluğu bulunduğunu, davacının aylığının denetmenler tarafından yapılan inceleme akabinde hazırlanan rapor ile iptal edildiğini, müvekkili Kuruma yapılan şikayetler ile davacının boşandığı eşiyle beraber yaşamakta olduğu yönünde şikayetler doğrultusunda inceleme yapıldığını, 5510 sayılı Kanun gereği boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespiti sonucu gelir aylığının,

aylığın bağlandığı tarihten itibaren kesildiğini, tarafına bu süre boyunca yersiz ödeme yapıldığının tespit edildiğini, sosyal güvenlik hakkının kamu düzenini ilgilendirdiğinden bu konudaki araştırmanın titizlikte yapılması ve tereddüte yer vermeyecek kesin delillerle kanıtlanması gerektiğini, belirtilen tüm açıklamalar neticesinde söz konusu hüküm ve içtihatlar uyarınca müvekkili Kurumun yapmış olduğu tüm işlemlerin hukuka ve yasalara uygun olduğunu, davacının haksız ve yersiz iddiaları karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla;

yetki itirazının kabulüne, neticede müvekkili Kurum aleyhine haksız ve yersiz açılan davanın reddini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK denetmen raporları, resmi kayıtlar, tanık anlatımları, kolluk araştırması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, anne babasının vefatından sonra eşinden anlaşmalı olarak boşandığı, davacının 26.10.2020 tarihinde Kurum kayıtlarına giren dilekçesinden ve 22.02.2022 tarihli celsedeki beyanından anlaşılacağı üzere boşandıklarında eski eş ...'ın cezaevinde olduğu, dosya kapsamına da yansıdığı üzere sürekli olarak suça karıştığı halde müşterek çocukların velayetinin baba ...'a verildiği,

Samsun ili nüfusuna kayıtlı olan davacının ... ile evlenerek Rize merkez Boğaz mahallesi nüfusuna geldiği, beyanlara göre evliyken müşterek konutlarının ...'a babasından kalan Rize merkez Hayrat mahallesinde bulunduğu, ilgililerin 2001 yılında boşandıkları tarihten bu yana davacının eski eşine babasından kalan evde oturmaya devam ettiği, fiili birlikteliğin devam ettiği yönünde 2010 yılında Kuruma isimsiz şikayet dilekçeleri verilmesi üzerine başlatılan incelemede farklı polis memurlarınca 4 ay arayla yapılan her iki tahkikatta da davacının eski eşi ...'ın Hayrat Mahallesinde ara sıra ikamet ettiği,

kayıtlı yerleşim yeri adresi olan Boğaz mahallesinde nadir olarak ikamet ettiği, Hayrat mahallesindeki evin bahçesinde görülen aracın ... tarafından kullanıldığının tespit edildiği, bu tespitlerden haberdar olan davacının Kuruma dilekçe vererek yeniden araştırma yapılmasını talep ettiği, bunun üzerine Kurum denetmeni tarafından mahallinde yapılan incelemede mahkememizce de ifadesine başvurulan ...'ın da beyanı esas alınarak ilgililerin birlikte yaşamadığı yönünde kanaat bildirildiği, 2018 yılında bu defa davacının ölüm aylığı almakta olan kız kardeşi tarafından ihbar dilekçesi verildiği,

Kurumun ikinci kez inceleme başlattığı, mahallinde muhtar ve çevre sakinlerinin bilgilerine başvurulduğu, denetmen raporunda belirtildiği üzere bilgisine başvurulan kişilerin husumet yaşamamak için beyan vermedikleri yahut verdikleri beyanlarda net ifadelerden kaçındıklarının gözlemlendiği,

denetmen raporunda ifadesi bulunan Hayrat mahalle muhtarı ... tarafından davacının eski eşinin adli olaylara karışması nedeniyle kimsenin konu hakkında ifade vermek istemeyeceğini açıkça ifade ettiği, diğer taraftan ifadesine başvurulan ...'ın amcasının oğlu ...'ın 2011 yılında yapılan ilk denetimdeki ifadesinin aksine ilgililerin birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, mahkeme huzurunda dinlenen ... ikinci kez ifadesini değiştirerek ilgililerin boşandıktan sonra birlikte yaşamadıklarını söylediği,

duruşmadaki beyanında ilgililerin boşandığını 4-5 ay önce öğrendiğini beyan ettiği, ilgililerin akrabası olan ve 2001 yılından bu yana da bitişik evlerde komşu olan ...'ın boşanma durumunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının Kurum kayıtlarına 26.10.2020 tarihinde giren dilekçesinde hastalığı nedeniyle bakıma ihtiyacı olan eski eşi ...'a evinin yanındaki kulübede ara sıra baktığını beyan ettiği, Kurum denetmeni tarafından bahsi geçen kulübede inceleme yapılarak gözlemlerin rapora aktarıldığı, kulübede günlük yaşam için gerekli olan eşyalara rastlanmadığı,

...'ın Hayrat mahallesine torunlarını görmek için geldiği beyan edilmiş ise de, eski eş ...'ın davacının ikamet ettiği adreste de polislerce arandığı, Hayrat mahallesi muhtarı ...'nun duruşmadaki beyanınına göre polisin yaptığı aramalara refakat ederken eski eş ...'ı davacının ikamet ettiği evin yakınlarında sabah saat 06:00 civarında ziyaret için uygun olmayan bir zamanda gördüğü, mahkememizce yaptırılan kolluk araştırmalarında ...'ın Hayrat mahallesine zaman zaman geldiği, davacı ve eski eşin bazen yürüme bazen de araç ile görüldükleri ve aile birliği izlenimi verdikleri tespitinin yapıldığı,

davacı adına kayıtlı olan aracın eski eşi tarafından kullanıldığı, ...

2018 yılındaki denetimde söz konusu aracı hastaneye gitmek için kullandığını beyan ettiği, oysaki polis memurlarının 2010 yılında yapmış olduğu çevresel araştırmada aynı aracı davacının evinin bahçesinde gördükleri ve kim tarafından kullanıldığını komşulara sorduklarında ... tarafından kullanıldığı bilgisini edindikleri, ...'ın sürekli olarak cezaevine girip çıktığı, işlediği suçlardan dolayı kaçak hayatı yaşadığı, ayrıca gizli tanıklık yaptığı için polis gözetiminde olduğu,

bu nedenle ikamet ettiği evden dışarıya polis izni olmadan çıkamadığı iddia edilerek konu hakkında araştırma yapılması talep edilmiş olmakla yapılan araştırmada İl Emniyet Müdürlüğünün cevabi yazısında tanık koruma programında bulunan şahısların ikametinden ayrılmama zorunluluğunun olmadığı bildirilmiş, ayrıca davacının 2003 yılında koşullu salıverildiği, boşanmadan sonra çok kısa süre cezaevinde kaldığı, işlediği suçlar nedeniyle kaçak olduğu ve sürekli polisler tarafından arandığının dosya kapsamından anlaşılmakta olduğu,

dolayısıyla tanıkların ...'ı görmediklerini beyan etmelerinin olağan karşılanabileceği, bununla birlikte açıklanan tüm hususlar bir arada değerlendirildiğinde aile birliğinin devam ettiği anlaşıldığından davanın reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde.

Mahkemenin gerekçe olarak 2011 yılındaki Kurum araştırmasını ve o araştırmada elde edilen olguları evlilik birliğinin devam ettiği yönünde yorumlasa da gerçeklikle uyuşmadığını, ...'ın sürekli kaçak halde olduğunun ve polislerden kaçtığının mahkemenin de kabulünde olduğunu, tanık anlatımları ve kolluktan edinilen bilgiler ara ara Hayrat mahallesinde ve Boğaz mahallesinde polislerin arama yaptığı yönünde olduğunu, ...'ın bu aramalarda bulunamadığını,

Hayrat mahallesi muhtarı ... her ne kadar polisler sabah 06:00 saatlerinde arama yapacakken ...'ı evin yakınlarında gördüm dese de polislerin görmemesi veya ...'ın yakalanamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'ın Hayrat mahallesindeki evin önünde bulunan kulübede nadiren de olsa kaldığı ve gelini tarafından bakımı yapıldığının söylendiğini, kulübenin içinde kap, kaçak, yorgan ve battaniye gibi eşyaların olmaması sebebiyle mahkemenin ...'ın evde kaldığı yönünde değerlendirme yaptığını,

halbuki kulübede bu eşyaların olmamasının ...'ın evde kaldığı sonucunu doğurmadığını aksine kulübede dahi bir günden fazla kalmadığını gösterdiğini, dolayısıyla mahkemenin bu değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacıya ait arabayı ...'ın kullandığı yönündeki delillerin yetersiz olduğunu, çünkü ...'ın bu arabayla her nedense sadece Hayrat mahallesinde görüldüğünü, başka bir yerde görülmediğini, gerçekten de arabayı sürekli ...'ın kullandığı kabul edilse bile bu durumun evlilik birliğinin devam ettiğini göstermekten uzak olduğunu ayrıca davacı ve eski eşi ...'ın müşterek üç çocuğunun olduğunu, bu çocukların düğünleri ve doğumlarının olduğunu,

dolayısıyla tarafların bir araya gelmesi hayatın zorunlu kıldığı sebeplerden ötürü olduğunu, aksi halde evlilik birliğinin devam etmediğinin kabul edilmesi için tarafların boşandıktan sonra kesinlikle görüşmemesi ve bir araya gelmemesi gerektiği düşüncesi kabul görecektir ki bu düşüncenin hayatın olağan akışına kesinlikle uymayacağını, davacının neden ...'ın baba evinde kalmaya devam ettiği konusunun ise davacının bir erkek çocuğu olduğunu, yöredeki genel düşünceye göre baba evinde erkek evlat kalmaya devam etmesi gerektiğini, şuanda da davacının gelini ve erkek çocuğunun torunları ile o konutta kaldığını,

yani aslında oğlunun evinde kaldığını, ayrıca bahsi geçen bu evin berbat bir halde olduğunu, büyük bir tadilata girmesinin mecbur olduğunu, evin alt kısımdan su aldığını ve rutubetten durulamayacak hale geldiğini, gerçekten de bu evde yaşayan ve evliliğini devam ettiren kişinin eve en azından tadilat yaptıracağının kabul edilmesi gerektiğini, atlanmaması gereken diğer hususun ise konutta iki tane daire olduğunu, birinde davacının diğerinde oğlu ve gelininin kaldığını, ...'ın davacının evine değil oğlunun evine gittiğini, davacının ... ile aynı evde kaldığını gösterir bir delil dosya kapsamında bulunmadığını,

davacının annesinin ölüm tarihi ile boşanma tarihi arasında çok kısa zaman olduğu dolayısıyla boşanmanın maaş alabilmek adına yapıldığı, velayetin babaya bırakılmasının da boşanmanın muvazaalı olduğu yönünde değerlendirileceğinin mahkemenin görüşü olduğunu ancak bu görüşün hatalı olduğunu, davacının annesi ...'ın ölüm tarihi ile boşanma tarihi arasında 3 yıl olduğunu, davacının boşandıktan sonra ara sıra Samsun'da kaldığını daha sonra Rize'ye döndüğünü, davacının sürekli ikametgah adresinin Rize olduğunu, bunun aksini gösterir bir delilin dosyada bulunmadığını, boşanmanın muvazaalı olmadığını,

...'ın boğaz mahallesindeki evde kalıp kalmaması ile davacı ile evlilik birliğinin devam ettiği arasında bir bağlantı bulunmadığını, ...'ın Kurum denetmenlerine verdiği ifadesinde "..., Boğaz Mahallesinde ağabeyim ...'a ait evi ikamet adresi olarak gösterdi, orada hiç ikamet etmedi, zaten ikamet edilecek durumda değil, içerisinde eşya yoktur..." dediğini, bu ifadenin yalnızca ...'ın Boğaz mahallesindeki evde kalamayacağını gösterebileceğini, bu durumun aksi olarak davacı ile Hayrat mahallesinde kalmaya devam ettiği yönünde kabulünün mümkün olmadığını,

birçok kez belirttikleri üzere ...'ın sürekli kaçak durumda olan ve nerede olduğu bilinmeyen birisi olduğunu, Boğaz mahallesinde görülmemesi davacı ile yaşadığını ifade etmediğini, 2009 yılından beri Boğaz mahallesi muhtarı olan ... mahkemede, "...'ın oyunu Boğaz mahallesinde kullandığını, ...'ın oy kullanmaya geldiğini ve 2009 yılından önce de ...'ın ikametgah adresinin Boğaz mahallesi olduğunu" ifade ettiğini,

İlçe seçim kurulundan davacı ...'ın nerede oy kullandığı ile ilgili gelen cevapta görüldüğü üzere davacının kayıt altına alınan (daha eski tarihlerdeki seçim bilgileri gelen cevapta yoktur) 22.07.2007 seçiminden bugüne kadar tüm seçimlerde oylarını Hayrat mahallesinde kullanmış olduğunu, tanıkların anlatımlarından anlaşıldığı üzere çok uzun yıllar boyunca Hayrat mahallesinde ikamet etmelerine rağmen davacının eski eşi olan ...'ın Hayrat mahallesinde neredeyse hiç görülmediğini, fiili olarak evlilik hayatının sürdüğünden bahsedebilmek için aynı evde yaşama, evin giderlerine katılma, hastalık,

cenaze gibi olaylarda birlikte olma gibi olguların gerçekleşmesinin beklenildiğini fakat davacının eski eşi ... ile evlilik hayatı yaşadığını gösterir emareler dahi bulunmadığnıı, yine tanıkların söylediği gibi davacının eski eşi ...'ın torunlarını sevmek amacıyla birkaç defa evin içine dahi girmeden torunları ile hep evin bahçesinde zaman geçirdiğini, bu durumun gayet hayatın içinde olan bir davranış olduğunu, yalnızca torunlarını sevmek için gelen kişiyle fiili evlilik yaşandığının söylenemeyeceğini, dolayısıyla davanın kabul edilmesi ve Kurumun yaptığı işlem hatalı olduğundan iptal edilmesi gerektiğini,

gerekçeli kararda belirtildiği üzere 2011 yılında inceleme yapıldığı ve davacı ile ...'ın evlilik birliğini devam ettirdiği yönünde bir sonuca ulaşılamadığını, eğer gerçekten de evlilik birliğinin devam ettiği yönünde bir kabul olacaksa tarihin netleşmesi gerektiğini, SGK'nın yersiz ödemeleri 2008 tarihinden itibaren istemekte olduğunu fakat davacının evlilik birliğini ne zamandan itibaren devam ettirdiğinin belirtilmediğini, 2011 tarihli Kurum denetimlerinin hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu, verilen hükümde ne zamandan itibaren evlilik birliğinin devam ettiğini belirtilmediğini,

bu haliyle hükmün eksik olduğunu belirterek Mahkemece verilen kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle davacıya bağlanan ölüm aylıkları nedeniyle borç tahakkuk ettirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, alınan beyanlar, kolluk araştırma tutanakları, nüfus kayıtları ve denetim raporu bir arada değerlendirildiğinde davalı ile boşandığı eşinin uyuşmazlık konusu dönemde boşandıkları halde birlikte yaşadıklarına ilişkin Kurum tespitinin aksinin ispat edilemediği, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir.

Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak,

eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir.

Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı,

kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır.

Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden,

eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır.

İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.

Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı,

davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli,

varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği,

toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3. Değerlendirme

1.Dosya kapsamından, davacı ile eşi ....' ın 27.08.2001 tarihinde boşandıkları, çocukların velayetinin babaya verildiği, davacıya 05.02.1986 tarihinde ölen babasından dolayı aylık bağlandığı , şikayet üzerine Kurumca 28.02.2011 tarihli denetimin yapıldığı, davacı ile eski eşinin beraber yaşadıkları yönünde kanaat getirilemediği yönünde tespit yapıldığı,

2018 yılında davacı ile aynı şekilde aylık alan kardeşi .... tarafından yapılan şikayete istinaden Kurumca düzenlenen 08.09.2020 tarihli raporla davacının boşandığı eşi ile filen birlikte yaşadığının tespit edildiği belirtilerek aylığının kesildiği ve 01.10.2008 - 20.09.2020 tarihleri arasında aldığı aylıkların yersiz ödeme adı altında davacıdan iadesinin istendiği, Kurum işleminin iptali amacıyla huzurdaki davanın açıldığı mahkemece Kurumca ölüm aylığının iptal edilmesi ve yapılan ödemelerin geri alınması yönündeki işlemin usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

2.Somut uyuşmazlıkta, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığına ilişkin mahkeme kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur. İnceleme konusu davaya ilişkin olarak eldeki kayıtlar incelendiğinde; davalı Kurumca daha evvel davacı hakkında başlatılan inceleme kapsamında düzenlenen 28.02.2011 tarihli denetim raporunun dosyada olmadığı, eski eş ....'ın cezaevinde geçirdiği sürelere ilişkin tüm kayıtların getirtilmediği, davacı ve eski eşin medula kayıtlarının olmadığı anlaşılmış olup, tarafların beraber yaşayıp yaşamadıkları hususlarında yeterli araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmiştir.

3.Mahkemece Kurum denetmenlerince düzenlenen 28.02.2011 tarihli denetim raporu dosyaya getirtilmeli, davacı ve eski eşin yersiz ödeme çıkartılan tüm dönemi kapsar şekilde MEDULA kayıtları getirtilerek irdelenmeli, eski eşin cezaevinde bulunduğu sürelere ilişkin ziyaretçi listesinde davacının haftalık -aylık görüşme tarihleri istenerek bu süreler belirlenmeli, fiili birlikteliğin bu süreçte devam edip etmediği yönünde deliller toplanarak dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır.

4.Ayrıca davalı Kurum tarafından yersiz olarak ödendiği belirtilen aylıkların 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi kapsamında yasal faizi ile birlikte davacıdan istenmesi işlemi, usul ve Kanun'a aykırı olup, davacı adına borç çıkartılan yersiz ödemeler 5510 sayılı Kanun'un 96/a maddesi kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmemiş olması da bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1280, K. 2024/2419, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. VI. Karar
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1280
Karar No
2024/2419
Tarih
7 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2024/1299 K.2024/3039
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1316 K.2024/1265
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/1323 K.2024/3546
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1365 K.2024/1751
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/1385 K.2024/2948
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/1391 K.2024/3889

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.