KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/14354 E., 2025/13194 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1868 E., 2024/1918 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 13. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/226 E., 2024/254 K.
Karar Metni
1.574 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacıların tamamının işe başladıkları tarihten bu yana ...
Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hasta taşıma personeli olarak çalıştıklarını, davacıların farklı tarihlerde taşeron şirketler bünyesinde çalışmalarına başladıklarını daha sonra 01.04.2018 tarihinde kadroya geçişleri yapılarak "Kamu İşçisi" haline geldiklerini, davacıların yaptıkları iş kodlarının yaptıkları işe uygun düşen "4229.01 Hasta Danışmanı" olarak SGK'ya bildirildiğini ve hizmet cetvellerine işlendiğini, daha sonra kadroya alınırken iş kodlarının idare tarafından 9112.13 Hastane Temizlik Görevlisi olarak değiştirildiğini,
bu değişikliği sonradan fark eden davacılardan ... idareye başvuruda bulunarak iş kodunun yaptığı işe uygun olarak düzeltilmesini istediğini, idarenin önce SGK'ya yazılı başvurarak "hasta taşıma" adı altında yeni iş kodu tesisini ya da uygun kodun kendilerine bildirilmesini talep ettiğini, ancak her nasılsa bu süreci beklemeden, davacıların iş kodlarının "Hasta Taşıma Personeli" adı altında ve yaptıkları işe uygun bir iş kodu olmadığı gerekçesi ile SGK sistemine 9331.01 diğer taşımacılar olarak bildirildiğini, davalı idarenin bu uygulamasının davacılar tarafından öğrenilmesi üzerine,
davacıların davalı idareye SGK meslek kodlarının yaptıkları işe uygun olarak ve daha öncesinde yıllarca olduğu gibi 4229.07 Hasta Karşılama ve Yönlendirme Görevlisi yada 4229.01 Hasta Danışmanı olarak düzeltilmesini talep ettiğini, ancak davacıların başvurularının idare tarafından reddedildiğini, bunun üzerine davacılar adına hatalı işlemin düzeltilmesi için İzmir 2. İdare Mahkemesinin 2024/214 Esasına kayıtlı dava açıldığını bu davada ise ilgili Mahkemenin "Görevsizlik" kararı verdiğini, kararın istinaf edildiğini ancak Bölge İdare Mahkemesi tarafından istinaf talebinin reddedilerek görevsizlik kararının kesinleştiğini,
belirtilen nedenlerle davacıların halen kayıtlı oldukları 9331.01 diğer taşımacılar meslek kodunun yaptıkları işe uygun olmadığının tespiti ile meslek kodlarının takdire göre yaptıkları işe uygun olan 4229.01 Hasta Danışmanı yada 4229.07 Hasta Karşılama ve Yönlendirme Görevlisi kodlarından biri ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 1 14... . maddeleri nazara alınarak "yargı yolunun caiz olması" dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
III. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna uygun olduğunu, mesleki kod değişikliğinin işveren açısından idari bir yükümlülük olması ve bu işlemin idari bir işlem olması nedeniyle iş bu davanın İdare Mahkemesinde açılması gerektiğini, ancak bununla birlikte kırk altı kişinin toplu bir şekilde dava açması hukuken mümkün olmadığından davanın tefrik edilip, yargılamaya o şekilde devam edilmesi gerektiğini, kaldı ki tüm davacıların görev tanımına uygun olarak görevlendirildiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meslek kodunun değiştirilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca "İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumu'nun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara iş mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür”.
5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde ise
“Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir iş yeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacağı" hükmüne yer verilmiştir.
Çalışma hayatında işçilerin mesleklerine göre sınıflandırılması ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının doğru bir şekilde tutulması için meslek kodları kullanılır. SGK meslek kodları, çalışanların hangi meslek dalında çalıştığını gösteren numaralardan oluşur. Bu kodlar, işçilerin faaliyet alanlarını tanımlamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde bildirmesi için kullanılır.
İşverenlerin, çalışanların iş yerinde fiilen yapmış olduğu işe uygun meslek kodunu prim hizmet beyannamesinde gerçeğe aykırı biçimde bildirir ise idari para cezası ödemek zorunda kalacağı düzenlenmiştir. Belirtmek gerekir ki söz konusu idari para cezası iş yeri bazında ve her bir beyanname dönemi için tatbik edilmekte olup uygulama 2018 yılına ait Ocak ayına ilişkin beyannamelerden itibaren zorunlu olarak uygulanmaktadır.
Meslek kodlarının girişi sırasında, sigortalının bitirmiş olduğu okuldaki mesleği veya uzmanlık alanı değil, iş yerinde fiilen yapmış olduğu işe ilişkin meslek kodunun girilmesi yasal zorunluluktur.
5510 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca işveren tarafından çalışanın fiilen çalıştığı işe ait meslek adının ve kodunun gerçeğe aykırı olup olmadığı hususu SGK’nın denetim ve kontrol amacıyla görevlendirmiş olduğu memurlar aracılığıyla denetlenmektedir.
Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun’da yapılan düzenleme uyarınca işverenler, çalışanları işe alırken işyerinde fiilen yapacakları veya yapmakta oldukları işe uygun meslek kodunu SGK’ya bildirmekle yükümlü hale gelmiş olup işbu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde idari para cezası yaptırımı ile karşılaşmaları söz konusudur.
Her meslek grubuna özel olarak atanan bu kodlar, işçilerin SGK’ya bildirilen bilgilerini doğrulamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde sınıflandırmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Meslek kodları, çalışanların yaptığı işin niteliğini belirler ve onları doğru bir şekilde sınıflandırır, işçilerin prim, vergi ve diğer yasal kesintilerinin doğru bir şekilde hesaplanmasında önemli bir rol oynar, yapılan işin risklerini ve iş güvenliği önlemlerini belirlemek için de kullanılır ve sigortalıların yasal haklarının korunmasına yardımcı olur.
Meslek kodunun sosyal güvelik hukuku, kamu hukuku, bireysel ve toplu iş hukuku yönünden önemli etkileri vardır.
Sosyal güvenlik hukuku yönünden prime esas kazancı, fiili hizmet süresi zammını ve ayrıca hizmetin geçtiği gerçek işverenin belirlenmesinde etkisi vardır. Bireysel ve toplu iş hukukunu etkileyen yönleri olsa da 2018 yılında yasal düzenleme ile denetimi Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olup, uyuşmazlığın artık 5510 sayılı Kanun kapsamında kaldığı tartışmasız hale gelmiştir.
5510 sayılı Kanunu'nda 2018 tarihinde yapılan değişiklikle meslek kodu, işe giriş bildirgesinin önemli unsurlarından biri olmuştur. Zira bu eksiklik cezai yaptırıma bağlandığına göre hukuki yaptırımı da olmalıdır. 5510 sayılı yasal düzenleme gereğince meslek kodu düzeltilmesi istemi, sigortalı sicil kaydının düzeltimi ve geniş anlamda fiili çalışmanın varlığının araştırılması nedeni ile hizmetin tespit kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç olarak meslek kodunun değiştirilmesi istemi 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık olup, Kurum tarafından işlem yapılmasını gerektirdiğinden HMK’nın 124. maddesi uyarınca yasal hasım olan Sosyal Güvenlik Kurumunun davalı olarak katılımı sağlanarak savunması alınıp, onun göstereceği deliller de toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Diğer taraftan 11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesinin üçüncü fıkra olarak “31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur.
Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” eklenen hüküm 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında da aynen zikredilmiştir.
Dava şartları, Mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin 2. fıkrasındaki; “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
Eldeki davanın 18.07.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine 3. fıkra olarak eklenen ve giderek 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme gereği, Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet yöneltilmeli, Sosyal Güvenlik Kurumunun davalı olarak katılımı sağlanarak savunması alınmalı, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatın olması ve Kurumca müracaata konu istemin zımnen ya da açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup,
davacı tarafından 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafa davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun ret iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli,
Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Öte yandan Mahkemece davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı gözetilmeksizin, tefrik kararı verilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
V. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/14354, K. 2025/13194, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama