KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15745 E., 2025/9365 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/97 E., 2023/221 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 45. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/10 E., 2022/562 K.
Karar Metni
962 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalılar arasında Ankara 27. İş Mahkemesinin 2017/354 sayılı dosyasında dava görüldüğünü, davacının iş kazası geçirdiğini ve tazminat talep ettiklerini, kazanın 2010 yılında meydana geldiğini, davacının zararını 10-11 yıl sonra tazmin ettiğini, uygulanacak yasal faizin uğranılan gerçek zararı karşılamadığını beyanla; 10.000,00 TL munzam zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Şirketi vekili; müvekkilinin yargılamayı aktif şekilde takip ettiğini, yargılamanın uzamasına sebebiyet verecek hiçbir etkide bulunmadığını, bu nedenle sorumlulukları bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı Eyüpoğlu Şirketi vekili; zamanaşımı definde bulunduklarını, munzam zararın söz konusu olmadığını, davanın uzamasında kusurları bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava Tazminat (İş Kazasından Kaynaklanan) davasıdır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde.
Davacının 02.12.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile Ankara 27. İş Mahkemesinde dava açtığı ve bu davanın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2019/5242 E. ve 2020/68 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, daha sonrasında davacının 27. İş Mahkemesinin 2017/354 E. sayılı dosyasında hesaplanan maddi zarar bakiyesi için Ankara 12. İş Mahkemesinin 2019/507 E. ve 2021/114 K. sayılı dosyasında ek dava açıldığı ve bu davanın da 05.10.2021 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça davacının 2010 yılında geçirdiği ve %100 maluliyeti ile sonuçlanan kaza sebebiyle ödenmesi gereken tazminatın 11 yıl sonra alabildiğini,
hakettiği tazminatın defaaten ve kısa bir sürede almış olsaydı bir bankada mevduat olarak veya döviz ve altın gibi getirisi yüksek bir yatırım aracılığı ile yatırımda bulunsaydı zararının oluşmayacağını, mahkeme kararında tazminat için yürütülen yasal faizin gerçek zararını karşılamadığını, bu nedenle faiz ile karşılanmayan munzam zararın tazminini istediği, TBK 105. md göre alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükellef olduğu,
temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin bir zararı olduğunu iddia eden tarafın bu iddiasını somut deliller ile ispat etmek zorunda olduğu, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı, dosya kapsamında davacının para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamadığı, ayrıca alacaklının uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorunda olduğu,
soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizden yüksek oranda olmasının munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmeyeceği, ülkede yaşanan ekonomik kriz sebebiyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi, ekonomik konjonktürel olguların TBK'nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermeyeceği, dosya kapsamında davacının munzam zararını ispatlayamadığı gibi esasen somut bir zarar iddiasında da bulunmadığı,
nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/5000 E. 2021/381 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvurusunda; davacının 2010 yılında geçirdiği ve %100 maluliyeti ile sonuçlanan kaza nedeniyle tazminat alacağını ancak 12 yıl sonra alabildiğini, hak ettiği tazminatı defaten ve kısa bir sürede alabilmiş olsa idi bir bankada mevduat olarak ve/veya döviz ve altın gibi getirisi yüksek bir yatırım aracılığıyla aldığı tazminatın değer kaybını önemli ölçüde önleyeceği ve geleceğini daha az kaygı duyarak planlayabileceği, iş kazasının olduğu 2010 yılından bugüne banka mevduatı, döviz ve altın fiyatlarındaki artış oranlarının ilgili kurumlardan gelen veriler ışığında yapılacak bir karşılaştırma ile zararın somut olarak görülmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, davanın reddi yoluna gidilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıtlara, tarafların dayandığı deliller ile delillerin Mahkemece takdirinde yasal düzenlemeler ve kararlılık kazanan Yargıtay karar içeriklerine aykırılık bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı dairemizce de tespit edilmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15745, K. 2025/9365, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama