KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/16154 E., 2025/6153 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/55 E., 2024/100 K.
Karar Metni
1.035 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.03.1995 yılından bu yana davalı ... nezdinde apartman görevlisi olarak çalıştığını, çalıştığı süre de sigorta primlerinin yatırılmadığını belirterek, sigorta başlangıç tarihinin 15.03.1995 olarak tespiti ile sigorta hizmetlerinden faydalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı ... Apartmanı Yöneticiliği adına ... vekili cevap dilekçesinde; davacının ... Apartmanı yöneticiliğine davayı yönelttiğini ancak binanın seçilmiş bir yönetiminin bulunmadığını, davanın husumetten reddine, binanın mülkiyetinin tamamı müvekkiline ait olduğundan kendilerinin davaya cevap verdiğini, binada toplam 3 kiracının olduğunu, binada hizmetli olarak kimsenin çalışmadığını, davacının iddialarının yersiz olduğunu belirterek, davacının kapıcı olarak çalıştığını iddia ettiği binada herhangi bir yönetimin olmadığının, kabulüne, davanın kendileri yönünden husumetten reddine, maliki olduğu binada hiç bir zaman çalışan olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kayıtlarının tetkikinde davalı işyerinin 5510 sayılı Kanun kapsamına alınmış işyeri tescil kaydına rastlanmadığını, çalışmanın geçtiğinin iddia edildiği dönemde Kurum müfettişliği veya memurluğu tarafından işyerinde teftiş, tahkikat, durum tespiti yapılmadığını, hizmet cetvelinde çalıştığını iddia ettiği dönemde sigortalı çalışmasının bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.10.2014 tarihli kararı ile davacının tespitini istediği dönemde davalı iş yerinde çalıştığı olgusunu ispatlayamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
Mahkemenin 28.10.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince, "...somut olayda; davalı işyerinin kanun kapsamında olmadığı, ihtilaflı dönemde davacı adına gerek davalı işyerinden gerekse de dava dışı işyerlerinden çalışmanın bildirilmediği, davalı apartmanın 3 katlı, bahçeli ve doğalgazlı olduğu, her katta 1 dairenin bulunduğu,
davacı tanıklarının, dava konusu dönemde davacının çalıştığını belirtmelerine rağmen, davalı tanığının davacının çalışmadığını, kiracı olarak oturduğunu beyan ettiği, buna rağmen resen tanık araştırılarak dinlenilmediği ve tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği, davalı apartmanın maliki Lütfi ...’ın davacının eşi aleyhine tahliye talebi ile takip başlattığı, İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2012/20112 E. Sayılı dosyası üzerinde görüne takibe davacının eşinin süresinde itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu,
bunun üzerine ...’ın davacının eşi aleyhine itirazın iptali davası açtığı, İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/401 Esas sayılı dosyası üzerinde görülen davada “14.03.2013 tarihinde davanın kabulüne, davalının İstanbul 37. İcra Dairesinin 2012/20112 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, davalının taşınmazdan tahliyesine, mecurun boş olarak davacı tarafa teslimine” karar verildiği, iş bu kararın temyiz edilmesizin kesinleştiği, 06.05.2013 tarihinde de tahliye işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Yapılacak iş, davalı apartmanın ve bahçesinin büyüklüğü, durumu, oturan kişilerin kimler olduğunu araştırmak, buna göre kapıcı çalıştırılması gereken yerlerden olup olmadığını tespit etmek, kapıcı çalıştırılması gereken yerlerden ise davalı apartmanın kapıcılık hizmetlerinin kim tarafından ne şekilde yerine getirildiğini araştırmak, bordro verilmediğini göz önünde tutarak zabıta ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları;
yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışmanın varlığının tespiti halinde davalı apartmanın büyüklüğüne ve durumuna göre çalışmanın tam zamanlı mı (ful time) yoksa kısmi zamanlı mı (part time) olması gerektiğini ve buna bağlı olarak çalışma süresini belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 15.12.2015 tarihli kararı ile Mahkemeye gönderilen İstanbul 14. İş Mahkemesinin 2012/179 Esas 2014/580 karar sayılı önceki kararında direnilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin 15.12.2015 tarihli direnme kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 03.06.2020 tarih 2016/21-903 Esas, 2020/336 Karar sayılı kararı ile Mahkemece bozma kararında belirtilen hususlarda araştırma yapmak üzere müzekkere yazılmasının ve kararda diğer resmi Kurumlardan gelen yazı cevaplarına da atıf yaparak hüküm oluşturmasının, yeni hüküm niteliğinde olduğunu, buna göre, hükmün temyizen incelenme görevinin Özel Daireye ait olduğunu belirtmesi üzerine Dairece, "...Yapılacak iş, davalı apartmanın ve bahçesinin büyüklüğü, durumu, oturan kişilerin kimler olduğunu araştırmak,
buna göre kapıcı çalıştırılması gereken yerlerden olup olmadığını tespit etmek, kapıcı çalıştırılması gereken yerlerden ise davalı apartmanın kapıcılık hizmetlerinin kim tarafından ne şekilde yerine getirildiğini araştırmak, bordro verilmediğini göz önünde tutarak zabıta ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları;
yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışmanın varlığının tespiti halinde davalı apartmanın büyüklüğüne ve durumuna göre çalışmanın tam zamanlı mı (ful time) yoksa kısmi zamanlı mı (part time) olması gerektiğini ve buna bağlı olarak çalışma süresini belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı bildirilen kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; duruşma gününde duruşmayı yaklaşık bir buçuk saat beklediklerini, sonrasında diğer duruşmaya gitmek zarureti hasıl olduğunu, kaleme girerek mazeret dilekçesi verildiğini ancak mazeret dilekçesinin duruşma sırasında içeriye verilmediğini, duruşmayı saatlerce beklediklerini, yaklaşık 12:10 saatine kadar duruşma beklendiğini, ancak dava görülmediğini, sayın hakimlik tarafından duruşmaya 12:25 de girildiğinin belirtildiğini, 2.5 saat duruşma beklendiğini, buna rağmen usulüne uygun duruşma yapılmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın yerinde olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/16154, K. 2025/6153, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama