KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/4439 E., 2025/12235 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/75 E., 2023/469 K.
Karar Metni
1.976 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma talepli belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri yönetmeliği madde 103/4. f hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik davalı kuruma yapılan başvurunun reddedildiği, Kurumun bu işleminin hukuka aykırı olduğunun belirlenmesi, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10. maddesindeki sigorta prim teşvikinden belirtilen dönemler itibarıyla yararlanmaya yönelik başvurunun hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum cevap dilekçesinde özetle.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 2015/10 sayılı Genelge ile Kurum tarafından çeşitli kanunlar gereği uygulanan 10 farklı prim teşvikinden aynı ay içerisinde bir sigortalının şartları birden fazla teşvikten yararlanmaya uygun olsa dahi işveren tarafından seçilecek tek teşvikten yararlanma imkanı bulunduğu ve işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili aylık prim ve hizmet belgelerini tercih ettikleri sigorta primi teşvikine ilişkin ilgili kanun numarasını seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlandıktan sonra sigorta primi teşvikinin uyun olan başka bir teşvikten yararlanması şeklinde değiştiremeyeceği ve bu şekilde
Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan başvuruların reddedileceğinin hükme bağlandığı, bu bağlamda davacının başvurusu ile 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenmiş Geçici 10. maddesindeki istihdamın arttırılmasını sağlama amaçlı sigorta prim teşvikinden yararlanmak için geçmişe yönelik olarak sigorta prim teşvikinin değiştirilmesi talebinin kabulünün mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 07.06.2017 tarihli ve 2016/422 Esas, 2017/168 Karar sayılı kararla davanın kabulüyle davalı Kurumun aksine işleminin iptaliyle, davacının 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenen Geçici 10. maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2014/2-3-5-7-10-11-12, 2015/6-7-8-9-11-12 ayları için yararlanmaya yönelik 28.06.2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2017 tarihli ve 2016/422 Esas, 2017/168 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 21.11.2017 tarihli ve 2017/1750 Esas, 2017/1846 Karar sayılı kararla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2017/1750 Esas, 2017/1846 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 24.04.2018 tarihli ve 2018/260 Esas, 2018/3851 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ve 01.04.2018 tarihi itibari ile yürürlüğe giren Ek 17. madde ile: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki,
destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir.
Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir.
Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.'
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 11.07.2018 tarihli 2018/205 Esas, 2018/385 Karar sayılı kararla; 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70. maddesiyle düzenlenen 5510 sayılı yasa ek 17. Maddesine göre davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli 2018/205 Esas, 2018/385 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 15.11.2022 tarihli ve 2022/2329 Esas, 2022/14231 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki,
destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise;
'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik,
destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur.
Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir.
Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir.
Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur.
Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde ek 17. maddenin 4. fıkrası hükümlerine dayalı olarak, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 01.04.2018 tarihine kadar yapılan bütün teşvikler hakkında getirilen Ek 17. maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği, ne var ki ilk üç fıkranın halen yürürlükte olduğu dikkate alınarak, yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, başvuru yapılmamış ise yapılması için davacı şirkete verilecek süre ile başvurusunun sağlanması,
başvurunun yapılmış olması halinde ise sonucunun ne olduğu ve anılan ek 17. Maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasına Kurumun neden olmadığı, lehlerine vekalet ücretine takdir edilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma talepli belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4439, K. 2025/12235, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama