KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/11912 E., 2025/17839 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2034 E., 2025/1014 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kütahya 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/120 E., 2023/152 K.
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, babası ...'ya ait işyerinde 11.08.1997-30.08.1997 tarihleri arasında geçen çalışmalarının, 18 yaşından öncesine ait olduğu, TMK'nın 271. maddesi gereğince önceden alınmış vasi iştiraki veya Mahkeme izni bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılmasına ilişkin davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının babası ...'nın yanında geçen çalışmalarını 18 yaşın altında kalması nedeniyle geçersiz sayan davalı Kurumun 19.02.20 19... 010 200-E. ... no.lu işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının 18 yaşını doldurduğu tarihten önce babasına ait işyerinde fiili olarak çalışmadığı iddia ve ispat edilemediği gibi tam aksine davacı adına yapılan bildirimlerin fiili ve gerçek çalışmaya dayandığının tüm dosya kapsamından anlaşılması, gerek mülga 506 sayılı Kanun'da, gerekse halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'da;
davalı Kurumun işlemine dayanak yaptığı mülga 743 sayılı TMK'nın 271. maddesine veya halen yürürlükte bulunan TMK'nın 345. maddesine yapılmış herhangi bir atıf bulunmadığı gibi anılan maddelere aykırı davranılması durumunda sigortalılık koşullarının oluşamayacağına yönelik herhangi bir yasal düzenlemeye de yer verilmemesi, esasen çocuk yararına konulmuş olan hukuk kurallarının; çocuk aleyhine yorumlanmasının ve vazgeçilmesi, devredilmesi,
feragat edilmesi mümkün olmayan ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bulunan sosyal güvenlik hakkından çocuğun mahrum bırakılmasının hukuk ve adalet ilkeleri ile bağdaşmaması karşısında İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, davalı Kurumun yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini, dosya kapsamı ile davacının eylemli çalışmasının ispatlanamadığını, tanık beyanlarının taraflı ve objektiflikten uzak olduğunu belirterek, kararın temyizen bozulmasını istemiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptaline ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/11912, K. 2025/17839, 23 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama