KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/12479 E., 2025/17232 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/250 E., 2022/201 K.
Karar Metni
1.325 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı Kurum ve davalı ... Demir-Çelik vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Asıl dava Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta Müdürlüğünde işlem gören ...
Demir Çelik A.Ş. işçilerinden iken 18.11.2008 tarihin de geçirdiği iş kazası nedeniyle, ... sigorta sicil numaralı ...'ın tedavi masraflarının, ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuen tazmini için İskenderun İş Mahkemesinde 2010/350 E. s. davası açılmış olduğundan ve bu davada davalının kusuru belirlenerek hesap raporu aldırılmış, yargılama sonucunda davada talep edilen Kurum zararı hüküm altına alınmış olduğu ve Yargıtaydan geçerek kesinleştiğini beyan etmiş olup, ayrıca kazazedenin malul kaldığı nedeniyle maluliyetinin olduğu ve 01.03.2013 başlangıç tarihli,
08.05.2015 onay tarihli olarak %26,50 sürekli iş göremezlik kaybı oranı ile 66.868,62 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını belirtmiş meydana gelen Kurum zararının işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Birleşen dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... Demir Çelik A.Ş. ünvanlı işyerinde 29.04.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası soncu meslekte kazanma gücünü % 26,5 oranında kaybederek sürekli iş göremezlik durumuna giren ...
S.S. numaralı sigortalı ...'a 66.868,62 TL tutarında ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 12.381,80 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığını, 2.327,75 TL hastane masrafı, 55,58 TL eczane masrafı sarf edilmiş olduğunu toplam Kurum zararının 81.633,75 TL'yi bulduğunu, olay günü sigortalının 4. yüksek fırın bölümünde maden silolarına malzeme taşıyan konveyör hattında toz bandı kopması olduğu bilgisi üzerine konveyör bakım posta başısı ... ve bakım işçisi ... ile tadilat için olay yerine gittiklerini, konveyör hattının toz bandı kısmında kazazedenin ayakta ızgaraların üstünde tripel raylarına tutunduğunu,
tadilat sırasında tripel arabasının hareket ettirilmesi zorunluluğunun doğması ve bu işlemi yaparken dikkatsiz davranışları neticisende tripel raylarına tutanan kazazedenin dört parmağının koptuğunu, kaza olayı ile ilgili olarak SGK Denetmeni ... ve SGK Denetmen Yardımcısı ... tarafından düzenlenen rapor ve ekindeki ifade tutanaklarının incelenmesinden;
kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca bir iş kazası olduğu ve davalı işverenin iş kazasının oluşumunda asli kusurluğu olduğunun tespit edildiğini, kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin dava ve istem hakkı ile yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacak kusur durumuna göre 6100 sayılı HMK.'nın 107. maddesi gereğince talebi arttırma hakkı saklı kalmak kaydı ile 81.633,75 TL toplam Kurum zararının şimdilik 40.000,00 TL'sinin peşin sermaye değerli gelir bağlama onay ile masrafların sarf ve geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl dava davalı vekili duruşmalardaki ve yazılı beyanlarında müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen dava davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket aleyhine açılan davayı, talep edilen faizi ve fer'ilerini kabul etmediklerini, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin söz konusu kazaya ilişkin olarak doğrudan ya da dolaylı herhangibir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkil şirkete yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işçinin söz konusu zararına ilişkin olarak müvekkil şirketin doğrudan ya da dolaylı kusurunun bulunmadığını, söz konusu zararın işçinin kusurundan kaynaklandığını, davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece Mahkemesinin asıl dosyasında verilen 28.06.2016 tarihli 2015/5 80... /670 Karar sayılı kararıyla, 18.860,58 TL peşin sermaye değerinin gelir bağlama ve onay tarihi olan 18.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Verilen Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24.03.2021 tarih ve 2021/3695 E. - 2021/9060 K. sayılı kararı ile ''Kusur raporlarının, 506 sayılı Kanun, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 77. maddesi.
“İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir.
Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır.
İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Bu sebeple yukarıdaki maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak bilhassa ceza yargılamasına esas dava dosyasının da akibeti araştırılmalı ve anılan dava dosyası da göz önünde bulundurularak, olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden uygun bir kusur raporu alınmalı ve mevcut raporlar arasındaki çelişkiler giderilerek elde edilecek sonucu göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir.
Kabule göre de hükmün gerekçesinde davalıların kusur oranlarının yanlış belirtilerek toplamında hataya düşülmesi de isabetsizdir. '' gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden açılan davanın reddine, davanın diğer davalılar ... Uçak İçi Servis Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., ... ve ... yönünden kabulü ile 27.477,82 TL Kurum alacağı ilk peşin değerli gelirin onay tarihi olan 24.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine dair karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporunda, davalı işveren ... Uçak İçi Servis Ürür ve Ticaret Ltd. %95 oranında kusurlu olduğu, bu kusurun %5'inin ceza yargılamasında hüküm giyen ve hükmü kesinleşen davalı işveren ve ...'na ait olduğu tespit edilmiş ve hüküm de bu oranlara göre kurulmuş ise de gerekçeli kararda bozma sonrası ıslah dilekçesinin 2. kez verildiği gerekçesi ile 2. kez verilen ıslah dilekçesinin kabul olmadığı şeklinde değerlendirmede bulunulduğunu, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, bedel arttırım dilekçesinin 01.03.2022 tarihinde verildiğini, bu arttırım dilekçesinin dikkate alınması ve hükmün bu doğrultuda verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ...
Demir Çelik A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı vekilinin ilk karara karşı yanızca kusur tespiti yönünden temyiz yoluna başvurduğunu, dolayısıyla kusur dışındaki hususların müvekkili şirket yönünden usuli kazanılmış hak halini oluşturduğunu, hesap raporuna yapılan itirazlarının değerlendiirlmediğini, hesap raporunda açık hata olduğundan, öncelikle kurum sigortalısının emekliye ayrılıp ayrılmadığı ve hangi tarihte emekli olduğu hususu araştırılarak gelecek cevap doğrultusunda dosyanın aynı bilirkişiye tevdii edilerek ek rapor alınması gerektiğini,
kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, davacı vekilinin ilk olarak bozma öncesi 2015/580 E. sayılı dosyasına kayden fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak bağlanan peşin sermaye geliri olan 66.868,62 TL'nin şimdilik 20.060,50 TL'sinin tahsilini talep ettiğini, sonrasında mahkemenin 2016/670 K. sayılı kararı ile 18.860,58 TL peşin sermaye gelirinin bağlama ve onay tarihlerinden itibaren tahsiline karar verdiğini, verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 2018/6435E.
2020/1815 K. sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma sonrasında ıslahın mümkün olmadığını, bu yöndeki itirazımız dikkate alınmadan davacı vekilinin ıslahı dikkate alınmak suretiyle karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12479, K. 2025/17232, 15 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama