KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4965 E., 2025/12416 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3208 E., 2024/3513 K.
- İlk derece mahkemesi
- Alanya 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/76 E., 2024/204 K.
Karar Metni
818 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren nezdinde 21.02.2011-01.03.2017 tarihi ve 01.03.2017-31.12.2019 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasındaki hizmet ilişkisinin müvekkiliniN işletmekte olduğu ...
Cafe'de davacının işçi olarak çalışmasından değil, TBK madde 461'de yer alan; ''evde hizmet sözleşmesi'' kapsamında olduğunu, müvekkilinin %90 oranla malulen emekli bir eşi bulunduğunu, bahse konu kafeyi tek başına işletmesinden ötürü evde eşine yardımcı olabilecek, eşi için kafenin özel olarak ayrılan bölümünde onun yeme içme gibi ihtiyaçlarını giderecek, aralıklarla dışarıda gezintiye çıkarabilecek ve kendisi çalışırken gözetimini devredebileceği bir çalışana ihtiyaç duyduğunu, bu özen gerektiren evde bakım işini ise ailecek daha önceden tanıştıkları, dostluk kurdukları,
malul eşi ile iyi anlaşan ve o yıllarda maddi anlamda ciddi mağduriyet yaşayan davacıya verdiğini, hatta müvekkilinin davacı tarafa sırf yardım edebilmek ve malul olan eşinin gece vakti cereyan edebilecek kriz anlarında da destek alabilmek amacıyla davacıya aynı konutta bir oda dahi tahsis ettiğini, akabinde davacının bu hizmeti için sigorta kaydı yapıldığını, hatta ikametinin misafir sıfatıyla vekil edenin ikamet adresine taşındığını, müvekkilinin beyninde tespit edilen kitle nedeniyle ağır,
yoğun ve ciddi bir tedavi sürecine girmesi gerektiğini öğrendiği anda hasta olan eşine bakamayacağını düşünerek derhal kafedeki işlerini toparladığını ve en uygun zamanda tedavi süresince bakımı yapılmak kaydı ile eşini Malatya'da ikamet eden ailesinin yanına emanet ettiğini, bundan sonra davacının da birkaç gün içerisinde Alanya'dan ayrıldığını, ancak davalının sağlık sorunlarının çözümünün ardından eşinin yeniden Alanya'ya geleceği ve haliyle davacının da bakım işine geri döneceği göz önüne alınarak davacının sigorta çıkışı verilmediğini, müvekkilinin çevre esnaf ve komşularından,
davacının herkese kendisini kafe işletmesinin sahibi olarak tanıttığını, bu sıfat altında borç para istediğini, bunları ödemediğini, davacının beynindeki kitle nedeniyle sağlıklı düşünemediğini ve davalıyı adeta akıl hastası gibi lanse edip ona itibar edilmemesi gerektiğini söylediğini ve böylelikle davalının hem kişilik haklarını hem de ticari itibarını alt üst ettiğini, pandemi sürecinde işten çıkış yasağının getirilmesi sebebiyle müvekkilinin, davacının çıkışını veremediğini belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava hizmet tespiti davası niteliğinde olduğundan eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi; sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, çalışmayı ortaya koyan belgeler ise işe giriş bildirgesi ile birlikte sigortalının çalışma gün ve sayısını, kazanç durumunu çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri, 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu kanıtlarla ispatlanması gerektiğini, eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığınınh zorunlu olduğunu,
Mahkemece davacıya ait sigorta sicil dosyası işveren nezdinde ki şahsi sicil dosyası, dönem bordoları, işe giriş bildirgeleri, ücret tediye bordroları vs. belgeler celp edilerek incelenmeli, ayrıca bizzat işverenin ifadesine başvurularak davacının bu işyerinde çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiğini, davada tanık ifadelerine başvurulacak ise bu tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalışan ve Kuruma intikal ettirilen 4 aylık prim bordrolarında adı görülen şahıslardan olmasına özen gösterilmesi,
gerektiğinde komşu işyerinde çalışanların bilgi ve görgülerine başvurularak çalışma olgusu hiçbir kuşkuya yer açmayacak şekilde somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, birleşen davanın reddine, davacının davalıya ait .... sicil numaralı işyerinde 01.04.2011-01.03.2017 tarihleri arasında sigortasız çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili: a.Kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, b.Kabul kararına dayanak tanık beyanları ile çalışmanın ispatlanamadığını, c.Eksik inceleme ile verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4965, K. 2025/12416, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama