KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/7230 E., 2025/10190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/831 E., 2024/1777 K.
- İlk derece mahkemesi
- Taşköprü Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/219 E., 2023/18 K.
Karar Metni
1.005 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 16.05.1997-20.05.1998 tarihleri arasında davalı ... ... San. Tic. A.Ş. bünyesinde çalıştığını, bu çalışması ile ilgili olarak işe giriş bildirgesi verildikten sonra herhangi bir işlem yapılmadığını, prim ödemesinde de bulunulmadığını belirterek, davacının dava konusu hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalı şirket hakkındaki davayı takipsiz bıraktığını bildirmiş, 13.01.2023 tarihli dilekçesi ile talebinin 16.05.1997 tarihinin hizmet başlangıcı sayılması olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarında 5521 sayılı Kanun'un 7/3 maddesi gereği SGK'nın asli değil Fer'i müdahil olabileceğini, davanın SGK'ya ihbar edilmesi gerektiğini davalı yanında Fer'i müdahil olarak bulunacağını ve aleyhine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini, taleple ilgili 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini beyanla, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... A.Ş. şirketi tarafından davaya cevap verilmediği, 01.02.2023 tarihli duruşmada ... ... A.Ş. yönünden dava takipsiz bırakılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 16.05.1997 olduğunun tespitine, davanın ... ... Sanayi Ticaret ve Anonim Şirketine aleyhine açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, fiili çalışma olgusunun ispatlanamadığını ve davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek eksik inceleme sonucunda karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 6., 79.,108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı Kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına davalı işverenin 282207 sicil no.lu işyerinden 16.05.1997 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, konfeksiyon mahiyetli işyerinin dava konusu 1997/2. dönem bordrosunda 2 kişinin bildirilmiş olduğu, bunun haricinde 1997/1. ve 1998/1. dönem bordrolarının da dosya gönderildiği, dava konusu dönem bordrosunda yer alan 2 sigortalıdan biri olan ...'ın beyanının alındığı, davacıyı tanımadığını beyan ettiği diğer bordro çalışanı ... .... ise beyanının alınmadığı,
davacı tanığı olarak dava konusu dönemden önce yada sonra çalışan bir kısım çalışanının dinlendiği, emniyet vasıtasıyla yapılan komşu işyeri araştırmasında fabrika yakınlarında işyeri ve ikamet olmadığı belirterek bir tespitin yapılamadığının bildirildiği, başkaca komşu işyeri araştırması yapılmadığı böylelikle Mahkemece davacı tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece işyerinin 1997/2. dönem bordrosunda yer alan ... .... da beyanı alınmalı, bu tanığın da beyanının yetersiz kalması halinde dava konusu işyerine dava konusu dönemdeki komşu işyeri ve kayda geçmiş çalışanları, SGK, vergi dairesi ve belediye aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak,
sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının işyerinde ne iş yaptığı,kimlerle birlikte çalıştığı hususunda beyanı alınmalı ve bu kişilerin de hizmet döküm cetvelleri ve işe giriş bildirgeleri celbedilerek dinlenmeli, komşu işyeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, işverenin vergi mükellefiyet kaydı istenmeli, böylelikle ,
toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
5.Kabule göre de,Mahkemece davalı işveren şirket yönünden verilen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması isabetsizdir. Dava, niteliği itibariyle Kurum işleminin iptali niteliğinde olup SGK bu tür davalarda yasal hasım olup işverenin davalı olarak gösterilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Kaldı ki, eldeki davada davalı şirketin 07.07.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, tüzel kişiliği bulunmayan şirket hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve karar başlığında da davalı olarak gösterilmiş bulunması isabetsiz bulunmuştur.
Kaldı ki HMK. 150. maddeye göre taraf hakkındaki davanın takipsiz bırakılması halinde 3 ay içinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, aynı gün 10.02.2023 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7230, K. 2025/10190, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama