KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/8418 E., 2025/15785 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/788 E., 2025/770 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/599 E., 2024/336 K.
Karar Metni
2.068 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'ya bağlanan ölüm aylığının 01.10.2008 tarihinde kesildiğini, bu işleme ilişkin ...
1. İş Mahkemesinin 2013/247 Esas sayılı dosyası ile iptal davası açıldığını, bu davanın müvekkili aleyhine reddolduğunu ve kesinleştiğini, her ne kadar açılan dava reddedilmiş ise de müvekkilinin yetim aylığının bağlanması için 08.03.2018 tarihinde SGK'ya başvuru yapıldığını, bu başvurusuna da ret cevabı aldığını ve bu nedenle yeniden yargı yoluna başvuru yolunun açıldığını, müvekkilinin boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını, sadece ortak çocukların olması nedeniyle eski eşinin çocuklar ile iletişim halinde olduğunu, bu iletişimin de dar yorumlanması gerektiğini, çocuklara harçlık vermek,
parka götürmek vs. gibi nedenlerle iletişim kurulduğunu, bu durumun zaten anne babanın en doğal ve yasal hakkı olduğunu belirterek müvekkilinin Kuruma müracaat tarihinden itibaren yeniden aylık bağlanması ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Kuruma başvuru tarihinden itibaren birikmiş aylık ödemelerin tahsilini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğini, 14.06.2012 tarih ve 2012/ÖŞ-151 sayılı Denetmen Raporuna istinaden bu işlemlerin yapıldığını, yasaya ve hukuka aykırı bir işlem olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm toplanan deliller ve değerlendirmeler ışığında, ortadan kaldırma kararı öncesi getirtilen bilgi ve belgeler, dinlenen tanık beyanları, toplanan deliller ile ortadan kaldırma kararı sonrası getirtilen bilgi ve belgeler, dinlenen tanık beyanları, toplanan deliller dinlenen tanık beyanları ve özellikle davacının 12.07.2023 tarihli duruşmadaki beyanları ve boşanılan eşin evlendiği ...'nun (...) beyanları,
davaya konu inceleme dönemini kapsamada boşanılan eşin üçüncü bir şahıs ile 08.11.2005 tarihinde evlendikten sonra davacıdan da 30.11.2007 doğumlu ... isimli bir çocuklarının dünyaya geldiği göz önüne alındığında ...
1. İş Mahkemesinin 2013/247 Esas, 2014/457 Karar sayılı ilamının kesinleşme tarihi olan 29.06.2015 tarihi ile işbu dava tarihi olan 24.05.2018 tarihi arasında davacının boşandığı eşi ile boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşadığı (çok eşlilik durumunda) anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; verilen kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, Kurumca yürütülen incelemenin nesnel ve güncel bir tespit içermediğini, Mahkemece resmi delillerin gözardı edildiğini, eski eşin müşterek çocuklar için maddi destekte bulunduğunu, tarafların uzun süredir beraber yaşamadıklarının tanık beyanlarından açıkça anlaşıldığını, babanın çocuklarına ve çocuklarının annesine maddi manevi destek olması nedeniyle yorum yapılarak beraber yaşadıkları iddiasıyla ve davacının başka delil sunmadığı belirtilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müşterek çocuk ...'in doğumunun davada delil teşkil etmediğini, Mahkemece somut delillerin araştırılmadığını, örf ve adetlere göre hüküm kurulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu beyan etmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 20.11.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın eşinden 2005 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2013 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile ölüm aylığı kesilmiştir. Davacı sigortalı 2018 yılında ayrı yaşadığını belirterek, ölüm aylığı bağlanması için yeniden kuruma başvurmuş, kurum önceki denetim nedenine dayanarak aylık bağlamamıştır. Davacı kurumun bağlama işleminin iptali için dava açmıştır.
2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı kanunun 5754 sayılı kanunun 68. Maddesi ile değişik geçici 1. Maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun aylık bağlama koşulları arasında, “boşandığı eşi ile fiili birlikte yaşama” sayılmamış, aksine anılan kanunun 56. maddesinde bu bir kesilme nedeni olarak sayılmıştır. Anılan kanunda, kesilmeden sonra bağlanması için başvuru halinde yeniden bağlanma için bu koşul sayılmadığı gibi mahkemenin bu konuda bir kararının gerektiği de düzenlenmemiştir.
Örneğin kız çocuğu olarak hak sahibi kadının fiili birlikte yaşadığı saptanan eşinin ölümü halinde, kurum önceki karara dayanarak aylık bağlamayacağını belirtemeyecektir. O halde kız çocuğu hak sahibi olarak ayrı yaşadıklarını belirterek aylık bağlanmasını talep ettiğinde, bu istemi de doğrudan reddedilmelidir. Kurum aylık bağlamalı, ancak fiili birlikteliğin devam ettiği yönünde bir inceleme ve denetimden sonra aylık bağlama işlemini iptal etmelidir.
4. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. Kurumun sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak şekilde aylık bağlama şartları içinde yer almayan ve önceki maddi olguyu saptayıp, kesin hüküm teşkil etmeyen denetim raporuna dayanarak aylık bağlanması işlemini reddetmesi hukuka aykırıdır.
5. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırmasına yönelik bozulması görüşüne katılınmamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8418, K. 2025/15785, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama