KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/8802 E., 2025/13196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2811 E., 2025/470 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 25. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/179 E., 2023/217 K.
Karar Metni
1.008 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle ... Gıda San. Day. Tük. Mal. Oto. Ltd. Şti. unvanlı iş yerindeki çalışmalarının iptal edildiğinin SGK'nın 04.04.2019 tarihli yazısı ile bildirildiğini, davacının 07.04.2007-02.06.2007 tarihleri arasında, “...mahallesi .... Cad. 12/B 06610 ...Ankara” adresinde faaliyet yürüten ... Pastanesinde fiilen çalıştığını, herhangi bir şekilde sigorta yapılırken farklı bir şirketten sigortalı gösterildi ise bu konuda davacının bilgisi bulunmadığını belirterek, davacının 07.04.2007 – 02.06.2007 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hizmet tespiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, iddia edilen tarihler arasında davacının pastanede çalışmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının yanında 03.02.2006 tarihinden önce çalıştığını, iş yerini ve vergi kaydının 03.02.2006'da kapattığını, faaliyette olmadığı bir dönemde çalışma iddiasının doğru olmadığını belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına 01.07.2005 - 31.01.2006 arası ... adına iş yerinden hizmet bildirildiği, bu iş yerinin vergi kaydının 03.02.2006'da sona erdiği, davacının çalışmalarının geçtiğini iddia ettiği .... Mahallesinde bulunun iş yerinin ise ... tarafından 01.02.2006 itibariyle dahili davalı ...’ya devredildiği; bu durumda dava konusu dönemde dahili davalı ... ile davacı arasında herhangi bir hizmet ilişkisi belirlenemediğinden bu davalı yönünden davanın reddine;
Davacının devrolunan iş yerindeki hizmet tespiti talebinin 01.02.2006'dan itibaren değil 07.04.2007 tarihinden başladığı, bu itibarla davacının iddiasının 01.02.2006'dan itibaren olmaması nedeniyle 07.04.2007-02.06.2007 arası bildirimli dönem olan ve devir eden işveren tarafından bildirilen 01.07.2005-31.01.2006 arası çalışmadan bağımsız olacağı; bu bağımsız çalışma için ise herhangi bir bildirimin bulunmadığı, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen hiçbir belgenin Kuruma verilmediği, hak düşürücü sürenin 02.06.2007 tarihini takip eden yıl sonu 31.12.2007 tarihinde son bulacağı; dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiği kanısına varılarak dahili davalı ... yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu edilen dönemde ...Pastanesi olarak bilinen iş yerinde fiilen çalıştığını, işletmenin resmi işletmecisinin Vehap olduğu ancak sonrasında işletmenin Havva'ya devredildiği ve Mahkeme ara kararı gereğince bu şahıslar sırasıyla davaya dahil edildiğini, dava konusu edilen 07.04.2007 - 02.06.2007 tarihleri arası döneme ait sigortalılığı iptal edildiğini ve müvekkilden Kurumca müvekkile ödenen emekli maaşlarını iade etmesini talep ettiği, müvekkilin bu davalıların yanındaki çalışmasının aralıksız olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1-Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
2-Davacının dava dışı ... Gıda Lt. Şti. unvanlı iş yerinden bildirilen 07.04.2007-02.06.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının, Kurumun 25.06.20 18... sayılı inceleme raporuna istinaden fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine, aynı dönem yönünden çalışmalarının davalılar yanında geçtiğinden bahisle açılan eldeki davada, davacının çalışmalarının kurum kayıtlarına intikal etmiş olması nedeniyle davalı ... yönünden hak düşürücü sürenin geçmediği gözetilmeksizin, Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Davalılardan ... yönünden ispatlanamayan davanın reddine yönelik Mahkeme kararı yerinde olmakla birlikte, diğer davalı ... yönünden Mahkemece yapılan araştırma yetersizdir.
Mahkemece davanın somutlaştırılması yükümlülüğü kapsamında, davacı yanın beyanı alınmak suretiyle, hangi tarihte hangi adreste hangi işveren nezdinde çalıştığı, ne iş yaptığı, çalıştığını iddia ettiği sürede kimlerle birlikte çalıştığı konusunda beyanı alınmalı, davacı tarafından birlikte çalıştığını belirttiği kişiler tespit edilerek,
davanın çalışma süresi ve yaptığı iş konusunda ayrıntılı ifadelerine başvurulmalı, davalı ... adına 01.02.2006 tarihi itibariyle vergi kaydının oluşturulduğu ve aynı tarihli yoklama fişinde pastanecilik faaliyetine başladığının belirtildiğinin anlaşılması karşısında, bu tarihte faaliyette olduğu tespit edilen komşu iş yerleri ve çalışanları belirlenerek, davacının çalışma iddiasına yönelik olarak beyanları alınmalı, toplanan deliller ışığında varılacak sonuç uyarınca karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8802, K. 2025/13196, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama