765 sayılı TCK.nun 503/1, 522, 59/2 maddeleri ile 647 s. K.nun 4/1 maddesi gereğince 900,00 YTL adli para cezası (6 kez), 27,00 YTL (iki kez), 4,00 YTL, 55,00 YTL, 16,00 YTL, 48,00 YTL adli para ve 765 sayılı TCK.nun 503/1, 522, 523/1, 59/2 maddeleri ile 647 s. K.nun 4/1 maddesi gereğince 297,00 YTL ve 5,00 YTL adli para cezaları (1 kez) ve neticede 765 sayılı TCK.nun 72. maddesine göre toplam 5.879,00 YTL adli para cezası
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.09.2002 gün ve 184/320 sayılı kararında açıklandığı üzere suç tarihi itibariyle nispi para cezasının 765 sayılı TCK.nun 19. maddesine göre belirlenen para cezasından az olamayacağı gözetilmeden eksik para cezası tayinleri, aynı tür suçtan dolayı mükerrir bulunan sanık hakkında, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesinin lehe olan hükmünün uygulanamayacağı ile aynı Yasanın 81.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizlikleri aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış,
sanığın mağdur ...’a karşı işlediği suç nedeniyle kurduğu hükümde lehe Yasa değerlendirmesini 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/3. maddesi uyarınca soruşturma aşamasında adı geçen mağdurun zararının giderilmesini de göz önünde bulundurarak 5237 Sayılı TCK.nun 168/1. fıkrasını uygulamak suretiyle denetime olanak verecek şekilde yaptığı uygulamalı karşılaştırma sonucunda 765 Sayılı Yasanın sanık lehine olduğunu kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan tebliğnamedeki adı geçen mağdur yönünden kurulan hükmün bozulmasına dair düşünceye iştirak edilmemiştir.
I- Suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK. nun 231. maddesinin uygulama olanağı bulunmayan sanık hakkında toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen mağdurlar ..., ..., ..., ... ve ’a karşı işlediği “dolandırıcılık” suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı bir sebep bulunmadığı ile ve azaltıcı sebebin nitelik ve dereceleri takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 Sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiriler dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin suçun unsurları itibariyle oluşmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle mahkumiyet hükmünün istem gibi ONANMASINA,
II- Sanık müdafiinin mağdurlar ... ve ...’ye yönelik eylemleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Sanığın, mağdurlar ... ve ...’den sigorta yapacağından bahisle aldığı paraların bir kısmını zararlarını tazmin amacıyla kovuşturma aşamasında teslim ettiğinin anlaşılması karşısında; yapılan kısmi tazmin nedeni ile sanık hakkında adı geçen mağdurlar yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun araştırılıp karar yerinde tartışılmaması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321 nci maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.