KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2009/17339 E., 2010/3763 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2010
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma
Resmî belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanmak suçundan şüpheli Avukat ... hakkında Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/04/2009 tarihli ve 2009/648 soruşturma, 2009/266 esas, 2009/23 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı kanun'un 174/1-b. maddesi gereğince iadesine dair, Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2009 tarihli ve 2009/23 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 20/05/2009 tarihli ve 2009/316 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;
Şüpheli Avukat ...'ın, müşteki ...'nin, ... Çizgi isimli iş yerinden yaptığı bir alış veriş nedeniyle borcuna karşılık olarak ...'e verdiği 100,00 yeni Türk lirası bedelli senedin tahsil edilmek üzere ... tarafından bürosunda çalışan ...'a verilmesini müteakip, senedin boş olan alacaklı kısmına, alış veriş ve senetle herhangi bir ilgisi olmayan müvekkili ...'in ismini, vade tarihine ise 01/10/2006 tarihini yazıp, alacaklı ...vekili sıfatıyla,
bahse konu senede istinaden borçlu müşteki hakkında Amasya İcra Müdürlüğünün 2007/5486 sayılı dosyası üzerinden haksız yere takip başlatmak suretiyle borçlu şikâyetçinin mağduriyetine sebebiyet verdiğinden bahisle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59/1-2. maddesi uyarınca verilen kovuşturma iznine istinaden, Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmek üzere iddianame tanzim olunduğu, Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesince de senet üzerindeki yazı ve imzanın şüpheli avukata ait olup olmadığı hususunda rapor alınması, gerçek alacaklıyı bilip bilmediğinin araştırılması,
tanık dinlenmesi ve yüzleştirme yapılmasından sonra yeterli şüphe bulunması hâlinde dava açılmak üzere iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 05/12/2006 tarihli ve 2006/6755-17304 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinde "58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur.
Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir." hükmünün yer aldığı, bu maddeye göre, Adalet Bakanlığınca kovuşturma yapılmasına ilgili karar kendisine gelen Cumhuriyet Başsavcılığı beş gün içinde iddianame düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına ya da açılmamasına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine vereceği, burada cumhuriyet savcısının herhangi bir takdir yetkisinin olmadığı,
evrak kendisine geldiğinde son soruşturmanın açılması yönünde iddianame düzenleyerek ağır ceza mahkemesi başkanlığına göndermek zorunda olduğu, Cumhuriyet savcısının bu aşamada delil toplama ve soruşturmayı genişletme yetkisinin bulunmadığı, soruşturma evrakı içeriğine göre bir kısım delillerin toplanması gerekirse, evrak kendisine gelen ağır ceza mahkemesinin bu delilleri toplayacağı, iddianamenin iadesini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesine göre de, iade edilebilecek iddianamenin, kamu davasını açan iddianame olduğu,
son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere düzenlenen iddianamenin teknik anlamda kamu davasını açan iddianame olmadığından iadesinin de mümkün olmadığı, bu durumda son soruşturmanın açılması kararının iade edilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 18.8.2009 gün ve 2009/9321/45215 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.
Başsavcılığının 09.09.2009 gün ve KYB.2009/199223 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/17339, K. 2010/3763, 2 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama