KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2009/23397 E., 2010/6054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2010
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma
Bilişim sistemine girme suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 243/1, 52/2. maddeleri uyarınca 1.800,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, müdahilin zararı giderilmediğinden ve giderilmesi mümkün olmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Kadıköy 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/03/2008 tarihli ve 2007/2085 esas, 2008/1054 sayılı kararını kapsayan tüm dosya kapsamına göre.
1-Sanığın Halley Internet Cafe'nin sahibi olduğu, iş yerindeki 70 adet bilgisayarın gözetimi ve denetimi için gerekli hassasiyeti göstermemesi sebebiyle kusurlu olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, adı geçen iş yerindeki İP numarası olan bilgisayardan müştekinin elektronik posta adresine girilmesinden sanığın sorumluluğu olmamasına rağmen, üzerine atılı suçtan beraatine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde cezalandırılmasında,
2-Suçun 31/03/2005 tarihinde işlenmiş olması karşısında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
3-5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca, hükmolunan ceza miktarının iki yıl hapis cezasını veya adlî para cezasını içermesi ve işlenen suçun da inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması durumunda, Türk Ceza Kanunu ve özel kanunlardaki istisnalar dışında kalan diğer suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin olanaklı olduğu,
anılan maddedeki kararın verilebilmesi için aranan 6. fıkranın (c) bendindeki zararın giderilmesi koşulunun ise, yalnızca zarar suçları bakımından uygulama yeteneğinin bulunduğu cihetle, sanığın sabıkasız olması ve ortada herhangi bir zararın bulunmaması karşısında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanması için gerekli şartların mevcut olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca,
anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04.12.2009 gün ve 2009/13320/65925 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 18.12.2009 gün ve KYB.2009/283389 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; hükümlünün aşamalarda birbiri ile çelişmeyen ve aksi ispatlanamayan savunması ve şikayetçinin 22.05.2008 tarihli oturumdaki beyanı ile dosyada mevcut diğer deliller karşısında, hükümlünün yüklenen suçtan mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması nedeniyle kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin
birinci bendindeki düşünce yerinde görüldüğünden, Kadıköy 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.03.2008 gün ve 2007/2085 esas, 2008/1054 sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlüye yüklenen bilişim sistemine girme suçundan açılan kamu davasından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE, aynı Yasanın 327. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan 13,50 TL yargılama giderine hükümlünün kendi kusuru ile neden olmadığı anlaşılmakla, bu giderin hükümlüden tahsiline yer olmadığına,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/23397, K. 2010/6054, 14 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama