KÜNYE
11. Ceza Dairesi 2012/28049 E., 2013/8691 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
- Hüküm
- 1- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün aynen infazına
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
2- Dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı TCK'nun 157/1. maddesi uygulanması ile 1 yıl hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
Yokluğunda verilen 14.09.2005 tarihli hükmün kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan hükümlüye tebliğ olunmadığı anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda zorunlu müdafiiye yapılmış bulunan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından, hükümlünün öğrenme üzerine yaptığı temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine ve incelenen dosya içeriğine göre hükümlünün sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 5237 sayılı Yasa ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediğinden “Yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca, hükümlü hakkındaki kesinleşen önceki hükümdeki “ağır hapis” cezasının “hapis” cezasına dönüştürülmesi suretiyle aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.06.2009 gün, 2009/114-161 ve 06.04.2010 gün, 2010/57-75 sayılı ve benzer kararlarında da açıklandığı üzere lehe yasanın belirlenmesi yöntemi, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile birlikte değerlendirildiğinde, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirmektedir.
Bu yapılırken önceki hükmün farklı bir madde uygulanmak suretiyle kesinleşmiş olması da lehe Yasa uygulamasında hükümlü lehine bir sonuç doğurmayacaktır. Zira lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya yeni yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek sonuç ile önceki hüküm karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların
eklenmesi sonucunu doğurur.
Bu açıklamalar ışığında; önceki hükümde sabit kabul edilen olay, hükümlünün bankanın maddi varlığı olan çekleri kullanarak işlediği dolandırıcılık eylemleri olup, suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 504/3. maddesine uygun olmasına rağmen aynı yasanın 503/1, 522 ve 59/2. maddeleri ile tayin olunan cezanın temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşmesinin hükümlü lehine lehe Yasa karşılaştırılmasında kazanılmış hak teşkil etmeyeceği cihetle;
karşılaştırmanın kesinleşen önceki hükümdeki ceza miktarı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-f, 62. maddeleri uyarınca yapılması suretiyle belirlenmesi gerektiği ancak önceki kesinleşen hükümde uygulanan 765 sayılı Yasa ile yapılan uygulamanın 5237 sayılı Yasanın 158/1-f. bendi ile yapılacak uygulamaya göre açıkça hükümlü lehine olduğunun anlaşılması karşısında; uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/28049, K. 2013/8691, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama