İçeriğe geç
AC
11. Ceza Dairesi Esas: 2024/2134 Karar: 2024/12674 Tarih: 2024

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2024/2134 K.2024/12674

11. Ceza Dairesi 2024/2134 E. , 2024/12674 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve 2022/7073 Soruşturma, 2023/1571 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nevşehir Sulh Ceza Hakimliğinin, 18

Karar Özeti

11. Ceza Dairesi 2024/2134 E. , 2024/12674 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve 2022/7073 Soruşturma, 2023/1571 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nevşehir Sulh Ceza Hakimliğinin, 18

Karar Detayı

11. Ceza Dairesi 2024/2134 E. , 2024/12674 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve 2022/7073 Soruşturma, 2023/1571 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nevşehir Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.05.2023 tarihli ve 2023/2209 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.05.2023'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 07.02.2024 tarihli ve 2023/27291 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/17546 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/17546 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle, tefecilik yaptığını bildiği şüphelinin eşi müteveffa ...'ya borçlarına karşılık boş senet verdiği ve ... hakkında tefecilik suçundan Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/137 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, müştekinin açılan dosyada aleyhe tanıklık yaptığı, ...'nın 21/10/2010 tarihinde öldürüldüğü ve kamu davasının 2011 yılında düşürüldüğü, dosya arasında bulunan müşteki tarafından imzalanmış bedelsiz kalan boş senedin ölenin kızı olan Avukat Mehtap Kaya tarafından dosyadan teslim alınıp, hukuka aykırı olarak şüpheli ... adına doldurularak, müşteki hakkında Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2022/9923 esas sayılı dosyasında 3.000,00 USD bedelli icra takibi başlatıldığının iddia edildiği somut olayda; Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca, müştekinin şüpheliye borcunu ödediğine dair herhangi bir yazılı delil sunmadığı, senedin müşteki ve şüpheliler arasında alacak-borç ilişkisine aykırı olarak doldurulduğunun ancak yazılı delil ile ispatı gerektiği, bu sebeple ihtilafın çözümü için hukuk mahkemesine ve diğer yasal yollara başvurulması gerektiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Anlaşmazlığın, suça konu bedelsiz olduğu iddia edilen senedin müştekinin rızası dışında doldurulup doldurulmadığına ilişkin olduğu, bu doğrultuda şüphelinin 13/03/2023 tarihli ifadesinde, "eşinin alacağına karşılık olarak suça konu senedi aldığını, senetteki yazıları kendisinin yazmadığını, eşinin yazmış olabileceğini" beyan etmesi, müştekinin şikayet dilekçesinde bahse konu senedin boş olarak 27/01/2022 tarihinde Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyadan teslim alındığını belirtmesi, senedin vade tarihinin 21/08/2020, düzenlenme tarihinin ise 14/12/2011 olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, müştekinin suça konu senette alacaklı görünen şüpheliye senette belirtilen tutar kadar borcu olduğunu doğrular delilin bulunmaması, ayrıca bahse konu senetleri Avukat Mehtap Kaya tarafından mahkemeden alınarak icra takibine konu edildiğinin iddia edilmesi karşısında; Mehtap Kaya'nın tanık sıfatıyla olayla ilgili ifadesi alınarak, senet üzerinin kim tarafından doldurulduğu hususunun sorulması, senet üzerindeki yazıların şüpheli ...'ya ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması, ayrıca Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/137 esas sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi suretiyle, sonucuna göre, şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, şüphelinin eşi olan ve tefecilik suçundan Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2010/137 Esas sayılı dosyası kapsamında yargılandığı sırada 21.10.2010 tarihinde vefat eden ...'ya borcuna karşılık olarak verdiği bedelsiz kalmış imzalı boş senedin, mahkeme dosyası içerisinden ...'nın kızı olan Avukat Mehtap Kaya tarafından Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2022 tarihli ve 2010/137 Esas, 2011/161 Karar sayılı ek kararı ile teslim alındıktan sonra, alacaklısı şüpheli ..., keşide tarihi 14.12.2011, vade tarihi 21.08.2020 olacak şekilde 3.000,00 USD bedelli bono haline getirilerek aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüphelinin Cumhuriyet savcısı huzurunda 13.03.2023 tarihinde alınan ifadesinde, suça konu senedin eşi tarafından borcuna karşılık şikâyetçiden alındığını, senet üzerindeki yazıları eşinin yazmış olabileceğini beyan etmesine karşın, ifade sırasında şüpheli müdafi olarak beyanda bulunan Avukat Mehtap Kaya tarafından, ... öldükten sonra şikâyetçi tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle açığa imzalı senedin üzeri doldurularak icra takibine konu edildiğinin bildirilmesi, UYAP üzerinden temin edilen nüfus kaydına göre ...'nın bono üzerinde keşide tarihi olarak belirtilen 14.12.2011 tarihinden önce 21.10.2010'da vefat ettiğinin belirlenmesi, senedin keşide tarihi ve vade tarihi arasında uzun bir sürenin bulunması ile senet alacaklısının ... olduğunun şikâyetçi ve şüpheli tarafından kabul edilmesi karşısında; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58 ve 59. maddeleri de dikkate alınarak, Bakanlık tarafından soruşturma izni verilmesi halinde Mehtap Kaya'nın da olayla ilgili ifadesinin alınması, bono üzerindeki yazıların şüpheli veya Mehtap Kaya'ya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/137 Esas sayılı dosyası ile taraflar arasındaki suça konu bonodan kaynaklanan hukuk/icra dosyalarının tamamının getirtilip incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra sonucuna göre; kendisine tevdi edilmeyen imzalı boş kağıdı bir şekilde ele geçirdiği iddia olunan şüpheli/şüphelilerin eylemlerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209/2. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 204/1. maddesindeki “resmi belgede sahtecilik” ve bononun icra takibine konu edilmek suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158/1-d. maddesinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçlarına vücut verip vermeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken; "...olayda iki suçla ilgili değerlendirme yapılabileceği, bunlardan ilkinin Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması suçu olduğu, bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 209/1. maddesinde düzenlendiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 24.03.1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun yazılı delille ispatı zorunlu olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun cevaz verdiği haller dışında tanık anlatımlarına dahi dayanılmasının mümkün olmadığı, olayımızda müştekinin bu hususta her hangi bir yazılı delil ibraz edemediği, dolayısıyla şüphelilere isnat olunan bu suçun işlendiğine dair somut delil elde edilemediği, değerlendirilmesi gereken ikinci suçun ise TCK.'nın 156/1. maddesinde yazılı "Bedelsiz Senedi Kullanma" olduğu, bu suçun oluşabilmesi için, borçlusunca ödenmiş ve bir suretle elde kalmış senedin, kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi kullananılması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05/02/2013 tarih ve 2012/11-1086 Esas ve 2013/40 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bedelsiz senedin kullanıldığını iddia eden kişinin bunu yazılı delille ispatlaması gerektiği, olayda müştekinin, ödeme olgusunu yani senedin bedelsiz kaldığını yazılı bir delille ispat edemediği, dolayısıyla bu suçla ilgili olarak da kamu davasını açmak için yeterli somut delil bulunmadığı, müştekinin borcunun tespiti, borç miktarı talep edilebilirlik koşullarının oluşup oluşmadığı, ihtilafın çözümü, ihtilafın nedeni konularla ve diğer talepleri ile ilgili olarak hukuk mahkemesine ve diğer yasal yollara müracaat hakkı bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Nevşehir Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.05.2023 tarihli ve 2023/2209 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla